BİR KOŞUCU, BİR ÜLKE, BİR UMUT
Haldun Oktay
180.000 kişi. Nüfus olarak küçük bir kasabayı andıran, tropik bir Karayip adası: Saint Lucia. Haritada bulmakta zorlanabilirsiniz. Küçük bir halk, dar bir ekonomiye rağmen büyük hayaller kurmaya devam ediyor. İşte tam bu noktada, bir isim öne çıkıyor: Julien Alfred.
Pistlerde şimşek gibi koşuyor. Paris Olimpiyatları’nda altın madalya, Londra Diamond League’de yılın en hızlı 200 m koşusu… Bunlar yalnızca atletik başarılar değil. Bunlar, bir ülkenin varlık bildirisidir.
Julien Alfred yalnızca 10.7’lik derecelerle koşmuyor; o aynı zamanda “küçüksen, başaramazsın” yalanını da parçalayıp geçiyor. Düşünün: bazı büyük ülkeler hâlâ olimpiyat kürsüsüne çıkamamışken, Saint Lucia artık bir olimpiyat şampiyonuna sahip. O da bir mahalleden çıkıp dünya podyumuna uzanan bu genç kadın.
İlginçtir, Julien’in koştuğu yarışları izlerken yalnızca adımlarını değil, ardındaki ülkesini, çocukları, öğretmenlerini ve hayallerini hissediyorsunuz. Onun zaferi, yalnızca kendi ailesine değil, bir milletin özgüvenine yazılmış bir armağan.
Saint Lucia’da belki modern bir spor tesisi azdır. Belki büyük sponsorlar yoktur. Ama Julien’in gözlerinde öyle bir kararlılık vardır ki, 80 bin kişilik stadyumların gürültüsüne bile bedeldir.
Ve şunu da unutmayalım: her büyük başarı, bir toplumun geleceğini şekillendirir. Bugün Saint Lucia’da bir çocuk, Julien’i izlerken “ben de yapabilirim” demeye başlıyorsa, o çocuk için artık dünya dar bir ada kadar değil; koskoca bir pisttir.
Çünkü bazen bir ülke, bir insanda vücut bulur. Bazen bir insan, bir ülkenin kaderini değiştirir. Julien Alfred, işte tam da bunu yaptı.
