KANADA’NIN ELMAS MADENLERİ ÇÖKÜYOR
Kanada’nın Kuzeybatı Toprakları’ndaki üç büyük elmas madeni için yolun sonu göründü. Talepteki sert düşüş, laboratuvar üretimi elmaslar ve Trump’ın Hindistan’a koyduğu tarifeler sektörü felce uğrattı. Binlerce yerli işçi işsiz kalırken, bölge halkı büyük bir belirsizlik içinde.
Kanada’nın Kuzeybatı Toprakları iki kez şanslıydı. 20. yüzyılın başında, büyük bir altına hücum, başkent Yellowknife’ın kurulmasını sağladı ve seyrek nüfuslu, boreal ormanlarla ve Arktik tundra ile kaplı bölgenin gelişmesini sağladı.
100 yıl sonra, yeraltındaki altın rezervleri tükenirken bu kez madenciler elmas buldu.
Yüzölçümü Kaliforniya’nın üç katından fazla olan Kuzeybatı Toprakları, dünyanın üçüncü büyük elmas ihracatçısı haline geldi.
Şimdi ise bu dönem karmaşık ve dağınık bir şekilde sona eriyor.
Bölgeye büyük gelir ve istihdam sağlayan, özellikle de patlamanın ayrılmaz bir parçası haline gelen yerli topluluklar arasında önemli rol oynayan üç elmas madeni, bu on yılın sonunda kalıcı olarak kapanmayı planlıyor. Madencilik devi Rio Tinto’ya ait ilk maden ise mart ayında kapatılacak.
Elmas madenciliği neden çöküyor?
Elmas madenciliğinin çöküşü, doğal elmaslara olan talebin ucuz ve çevre dostu laboratuvar üretimi taşların yaygınlaşması nedeniyle çökmesiyle hızlandı.
Ve dünyanın en büyük elmas işleme merkezi olan Hindistan’a yönelik Başkan Donald Trump’ın tarifeleri, zaten zayıf düşmüş sektöre ağır bir darbe vurdu. Birçok madencilik şirketi elmaslarını Hindistan’da cilalayıp kesiyor ve ABD’ye oradan ihraç ediyor. Tarifeler, bu bitmiş taşları daha pahalı hale getirdi.
Bölgenin başbakanı R.J. Simpson bir röportajda, “Kuzeybatı Toprakları’nda bir kaynak ekonomimiz var ve çoğunlukla hep böyle oldu” dedi ve şöyle devam etti:
“Şu anda öyle bir noktadayız ki elmas madenlerinin sona yaklaştığını biliyoruz ve soru şu: Peki sırada ne var?”
Patlamadan çöküşe
55 yaşındaki George Betsina, 1992’de, Yellowknife’ın 300 kilometre kuzeydoğusundaki uzak bir bölgede elmas yatakları keşfedildikten hemen sonra, arama çalışması için alan işaretlediği günleri hatırlıyor.
Dene First Nation üyesi Betsina, batmakta olan altın madenlerini bırakan ve elmaslarda bir gelecek olup olmadığını görmek isteyen pek çok genç yerli erkekten biriydi.
2000 yılında Ekati adlı madende çalışmaya başladı ve çeyrek yüzyıl boyunca bir yaşam ve aile kurdu. İki kardeşi de madende ekipman operatörü olarak çalıştı; iş iyi para kazandırıyordu, ancak evden haftalarca uzak kalmayı gerektiriyordu. Çalışanlar Arktik Dairesi’nin hemen altındaki kamplara uçuyordu.
Betsina “Çocuklarımın hayatının yarısında madendeydim” dedi.
Sonra temmuz ayında her şey ani bir şekilde sona erdi. Betsina, “Sadece arayıp ‘George, bu kadar’ dediler” ifadelerini kullandı.
İşten çıkarma dalgası
Üç Betsina kardeşi yüzlerce kişiyle birlikte işten çıkarıldı. Betsina, Ekati’nin en parlak zamanında 1000’den fazla kişiyi istihdam ettiğini, ancak bu yaz kendisinin işten çıkarıldığı sırada 300’den az kişinin kaldığını söyledi.
Ekati’nin sahibi olan küçük Avustralyalı şirket Burgundy Diamond Mines, kısmen Trump’ın Hindistan’a uyguladığı tarifeler yüzünden para kaybediyor. Birçok elmas madencisi gibi Burgundy de taşlarını Hindistan’da işliyor. Hindistan’dan yapılan ihracata getirilen %50 gümrük vergisi, elmasları ABD’de daha pahalı hale getiriyor ve zaten zayıf olan talebi eziyor.
Eylül ayında Burgundy, işlem gördüğü Avustralya borsasında işlemleri askıya aldı ve tarifelerin Kanada’da faaliyet gösteren şirketler üzerindeki etkisini hafifletmeyi amaçlayan bir Kanada devlet fonundan kredi talep etti.
Şirket, yaz boyunca işten çıkardığı çalışanlara kıdem tazminatlarını azaltıyor ya da ödemiyor; bu durum işçi sendikasına göre hızla büyüyen bir sorun. Burgundy yorum yapmayı reddetti, ancak kamuya açık açıklamalarında ciddi mali sorunlar yaşadığını kabul etti ve işçilerin tüm haklarını karşılayacağının sözünü verdi.
Ekati’nin yaşadığı sıkıntılar, Kuzeybatı Toprakları’ndaki elmas madenciliği için yaklaşan hesaplaşma gününü daha da hızlandırabilecek sorunların tipik bir örneği. Madenin 2030’da kapanması planlanıyordu. Şimdi ise bu beş yıllık ufuk bile iyimser görünüyor.
Madencilik, Kuzeybatı Toprakları ekonomisini inşa etti ve büyümesinde kritik rol oynayan yerli işgücüne dayandı.
“Biraz korkutucu bir durum” diyen Yellowknife Ndilo topluluğunun lideri Dene First Nation Şefi Fred Sangris, “Buradan sonra nereye gidiyoruz? Bir sonraki proje ne? Hükümetle uyum sağlamaz ve başka büyük bir proje geliştirmezsek bu işgücü boşa çıkabilir ve bu da topluluklar için iyi olmaz” şeklinde konuştu.
Kısa bir süre öncesine kadar, üç elmas madeni 3 binden fazla yerli çalışan istihdam ediyordu, diğerleri ise inşaat, yemek hizmetleri ve havacılık gibi destek sektörlerinde çalışıyordu. Kuzeybatı Toprakları’nın nüfusu yaklaşık 45 bin ve bunun yarısı yerli.
Ağır ekipman operatörleri veya yeraltı sondajcıları gibi vasıflı işçilerin yıllık maaşları, zorlu koşulların telafisi olarak altı haneli rakamları aşabiliyordu.
Kuzeybatı Toprakları liderleri, toprağın daha fazla değerli sır barındırdığı umuduna güveniyor. Daha küçük madenler ve yeni arama projeleri, nadir toprak elementleri ve kritik minerallere odaklanıyor.
Bu cevherler, elektronik, yapay zeka ve savunma sanayisi için hayati önem taşıyor; ancak Çin bu üretim ve ticaretin büyük bölümünü kontrol altında tutuyor ve bu durum ABD ile Batı dünyasında tedarik konusunda hayal kırıklığı ve endişe yaratıyor.
ABD Savunma Bakanlığı, Biden döneminde başlatılan bir program kapsamında Kuzeybatı Toprakları’ndaki bir nadir toprak elementi madenciliği projesine yatırım yaptı; bu program tedarik güvenliğini sağlamayı amaçlıyor.
Simpson şöyle dedi:
“Modern yaşam için gerekli olan her şeyde kullanılan kritik minerallerde büyük bir ilgi var ve Kuzeybatı Toprakları bu minerallerden bol miktarda barındırıyor”
Yer altından çıkarılan mineraller çevre için yıkıcı oldu
Ancak daha fazla madencilik, özellikle de nadir toprak elementleri gibi zor çıkarılan minerallerde, çevresel açıdan yıkıcı olabilir. Kuzeybatı Toprakları, Kanada madencilik tarihinin en kötü çevre kirlenmesi vakalarından birine ev sahipliği yaptı: 2004’te kapanan Giant altın madeni, geride büyük miktarda zehirli arsenik bıraktı.
Ayrıca, nadir topraklar ve diğer küçük madencilik projelerinin kısa vadede, kapanan elmas madenlerinin gelir ve istihdam kayıplarını tamamen telafi edecek kadar büyümesi pek olası değil.
Simpson, büyümenin başka bir kaynağının Kanada’nın büyük altyapı projelerine yaptığı yatırımlar ve Başbakan Mark Carney döneminde Arktik savunmasına verilen öncelik olabileceğini söyledi. Bölge sakinleri ve yerel liderlere göre, Kuzeybatı Toprakları’nda bu tür yatırımlara acilen ihtiyaç var.
Simpson sözlerini şöyle noktaladı:
“Şu anda biraz geçiş döneminde gibiyiz; gelecekte başka projeler devreye girecek”
Ancak Kuzeybatı Toprakları için öngörülen büyük bir yol altyapısı projesi, Carney’nin hızlandırılacak projeler listesinin dışında bırakıldı.


