Cumartesi, Mart 21, 2026
KKTC Turizm
Ana SayfaHABERLERDÜNYA HABERLERİULUSLARARASI GÖÇMENLER GÜNÜ, HER YIL 18 ARALIK’TA KUTLANIR

ULUSLARARASI GÖÇMENLER GÜNÜ, HER YIL 18 ARALIK’TA KUTLANIR

ULUSLARARASI GÖÇMENLER GÜNÜ, HER YIL 18 ARALIK’TA KUTLANIR

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2000 yılında ilan edilmiştir. Bu tarih, “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”nin 18 Aralık 1990’da kabul edilmesine dayanmaktadır.

Göçmenlerin çoğu, gittikleri ülkelerde en ağır işlerde, en düşük ücretlerle ve çoğu zaman güvencesiz koşullarda çalışmaktadır. Sağlık hizmetlerine erişimde zorlanmakta, eğitim hakkından mahrum kalmakta, ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kalmaktadır. Buna rağmen, ekonomiye katkı sunmakta, üretmekte, yaşadığı topluma değer katmaktadır. Ne var ki bu katkılar çoğu zaman görünmez kılınmakta; geriye yalnızca ön yargılar kalmaktadır.

İşte 18 Aralık, bu görünmezliği bozmak için vardır. Toplumlara şu soruyu sordurur:

“Biz göçmenleri nasıl görüyoruz?”

Bir sorun olarak mı, yoksa birlikte yaşanabilecek bir gerçeklik olarak mı?

Uluslararası Göçmenler Günü’nün belki de en önemli yönü, empatiyi hatırlatmasıdır. Hepimiz bir an için durup şunu düşünmeliyiz:

Eğer yarın evimizi terk etmek zorunda kalsaydık, kapısını çaldığımız yerde nasıl karşılanmak isterdik?

Göçmenlerin yaşadığı ilk duygu genellikle kayıptır. Ev, mahalle, komşuluk, alışılmış sesler… Hepsi bir anda geride kalır. Bu kayıp, çoğu zaman yas tutulmadan geçilir; çünkü hayatta kalma telaşı, duyguların önüne geçmektedir. Bastırılan bu yas ise ilerleyen süreçte depresyon, içe kapanma ve umutsuzluk olarak geri dönmektedir.

Bir diğer yaygın duygu belirsizliktir. “Burada ne kadar kalacağım?”, “Geleceğim güvende mi?”, “Yeniden başlayabilecek miyim?” soruları, göçmenlerin zihninde sürekli dolaşır. Bu bitmeyen belirsizlik hali, yoğun kaygı bozukluklarına ve kronik strese zemin hazırlar. Özellikle düzensiz statüde yaşayan göçmenler için gelecek, hiçbir zaman netleşmez.

Göçmenler için en derin yaralardan biri de aidiyet duygusunun zedelenmesidir. Gittikleri yerde “yabancı”, geride bıraktıkları yerde ise artık “uzak” hissederler. Ne tamamen oraya aittirler ne de buraya. Bu arada kalmışlık hali, kişinin kimliğini sorgulamasına yol açar. “Ben kimim?” sorusu, göçle birlikte daha ağır bir anlam kazanır.

Bununla birlikte ayrımcılık ve dışlanma ise bu psikolojik yükü katlayarak artırmaktadır. Günlük hayatta maruz kalınan bakışlar, küçümseyici sözler, önyargılar; göçmenlerin özsaygısını aşındırmaktadır. Sürekli kendini ispatlama ihtiyacı, zamanla tükenmişlik hissine dönüşmektedir. İnsan, görülmediği ve kabul edilmediği bir yerde iyileşemez.

Savaş, şiddet ve zorunlu göç yaşamış bireylerde ise tablo daha ağırdır. Travma sonrası stres bozukluğu, kabuslar, ani irkilmeler, geçmişe sık sık geri dönüşler… Bunlar, yaşananların “geride kalmadığını”, zihinde yaşamaya devam ettiğini göstermektedir. Ne yazık ki birçok göçmen, psikolojik destek hizmetlerine ulaşamaz ya da bu desteği istemekten çekinmektedir.

Tüm bunlara rağmen göçmenlerin ruhunda yalnızca kırılganlık yoktur. Aynı zamanda güçlü bir direnç de vardır. Yeniden kurma, tutunma ve umut etme çabası… Ancak bu direncin sürdürülebilmesi için yalnız bırakılmamaları gerekmektedir.

 

 

 

RELATED ARTICLES

Bir Cevap Yazın

- Advertisment -
Gönyeli Belediyesi

Most Popular

Recent Comments

Lefke Haber TV sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin