DİKKATSİZ Mİ, İSTEKSİZ Mİ? SPORCULARDA GÖZDEN KAÇIRDIĞIMIZ BİR AYRINTI
Uzman Psikolog GÖZDE ACARAY
Bir sporcu düşünün.
Antrenörü bir hareketi anlatıyor. Sporcu dinliyor gibi görünüyor ancak uygulama başladığında sıralamayı karıştırıyor. Birkaç dakika sonra aynı talimatı yeniden soruyor.
Antrenörün ilk tepkisi ne olabilir?
“Beni dinlemiyor.”
Peki gerçekten öyle mi?
Spor ortamında dikkat sorunları çoğu zaman isteksizlik, disiplinsizlik ya da motivasyon eksikliğiyle karıştırılabiliyor. Oysa bir sporcunun dikkatini sürdürmekte, önemli bilgiyi seçmekte veya dikkatini bir görevden diğerine yönlendirmekte zorlanması her zaman yeterince çaba göstermediği anlamına gelmez.
Dikkat yalnızca bir noktaya bakmak değildir
Spor performansında dikkat, birçok farklı beceriyi kapsar.
Bir futbolcunun aynı anda topun hareketini, takım arkadaşlarının konumunu ve rakibin baskısını değerlendirmesi gerekir. Bir voleybolcunun önceki sayıda yaptığı hatayı geride bırakıp bir sonraki servise hazırlanması, bir yüzücünün yarış boyunca ritmini koruması da dikkat yönetiminin parçalarıdır.
Dolayısıyla dikkat yalnızca odaklanmak değil; gerektiğinde odağı değiştirmek, dikkat dağıtıcıları yönetmek ve yeniden göreve dönebilmektir.
Her performans dalgalanması dikkat eksikliği değildir
Bir sporcu bir gün oldukça iyi performans gösterirken başka bir gün dağınık görünebilir.
Bu değişkenliğin arkasında uyku yetersizliği, zihinsel yorgunluk, stres, performans kaygısı veya çevresel uyaranlar bulunabilir.
Burada önemli bir ayrım yapmamız gerekir: Dikkat dağınıklığı yaşamak ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı almak aynı şey değildir.
DEHB, yalnızca antrenmandaki birkaç davranışa bakılarak belirlenemez. Belirtilerin gelişimsel geçmişi, sürekliliği, farklı yaşam alanlarındaki etkileri ve diğer olası açıklamalar uzman değerlendirmesi gerektirir.
“Daha dikkatli ol!” gerçekten çözüm mü?
Sporculara sıkça söylenen cümlelerden biri budur.
Ancak bir sporcu dikkatini nasıl toparlayacağını bilmiyorsa yalnızca daha dikkatli olmasını istemek yeterli olmayabilir.
Bunun yerine antrenörlerin kısa ve anlaşılır talimatlar vermesi, bir seferde aktarılan bilgi miktarını azaltması, görsel ipuçlarından yararlanması ve sporcunun öğrenme biçimini gözlemlemesi daha işlevsel olabilir.
Spor psikolojisi çalışmalarında ise dikkat kontrolü, performans öncesi rutinler, hata sonrası yeniden odaklanma ve dikkat dağıtıcılarla başa çıkma becerileri üzerinde çalışılabilir.
Elbette bu çalışmalar, gerekli durumlarda yapılacak klinik değerlendirme veya tedavinin yerine geçmez.
Önce anlamak, sonra müdahale etmek
Bir sporcu aynı talimatı tekrar soruyorsa, antrenmanda zaman zaman dağılıyorsa veya hata sonrasında oyuna dönmekte zorlanıyorsa ilk sorumuz “Neden dikkat etmiyor?” olmak zorunda değil.
Belki de daha doğru soru şudur:
“Bu sporcunun dikkatini yönetmesini zorlaştıran ne var ve biz hangi koşulları değiştirebiliriz?”
Çünkü bazen performansı geliştirmek, sporcudan daha fazlasını istemekle değil, onun neye ihtiyaç duyduğunu doğru anlamakla başlar.
