O TEKME HEPİMİZİN YÜZÜNE ATILDI!
ERALP ŞERİFOĞLU – Teknik Direktör
Sahalarımızda yaşanan bu çok üzücü ve düşündürücü olaydan önce bahsetmek istediğim bazı konular var!
***Mesleğimden erken ayrılma nedenlerinden birisi de öğrencilerimden (20 yaşında hala lise de okuyabiliyor!!! ) şiddet görebilme ihtimalinin çok yüksek noktaya gelmesiydi!!!
Evet 105 kilo 1.85 boyunda bir adam herhangi
bir nedenle şiddetle karşı karşıya kalma endişesi taşıyordu! Utanılacak bir durum aslında değil mi? Bir öğretmen kendini basıl okulunda dahi emniyete hissetmez???
Kadın öğretmenler mi? Sözlü taciz garanti!
Kendinden küçük öğrencileri haraca bağlama mı? 100/100…
Telefon kamerası ile Öğretmene tuzak mı? Onu da gördük…
Kendine destek olan öğretmene abiler tarafından dayak mı? Şahit olduk…
Babası Çocuğa şiddet uyguladı diye intihar eden öğrenci mi? O acı tecrübeyi de yaşadık!
Öğretmeni tehdit mi? Arabalara zarar verme mi? Ona ne şüphe…
Bunları neden mi anlatıyorum?
Her şey evde, yani aile de başlar.
Bütün suç ailelerin ve siyasilerin makamlarını çıkarları için kullanmalarına( sınıf geçme , ek sınav , sınıfta kalmanın kaldırılması, meslek liselerinde kültür dersleri ve öğretmenlerinin ikinci sınıf öğretmen durumuna düşürülmesi,
Vs vs vs..) doğru olmayan uygulamalara ailelerin çıkarları için ses çıkarmaması.
Suçlu biziz. Çocuklarımız değil.
Sistem çalışanı disiplinli üreten öğrenciyi korumuyor! Öğretmeni
alelade bir çalışan olarak görüyor!
Liseler üniversitelere müşteri yetiştiren yer olarak görülüyor! Liseden Mezun olmadan üniversiteye kaydını yaptıranlar oldu..
Liseyi zor ve torpille bitiren öğrencilerin üniversite mezunu olduğuna şahit olduk!
Sorsan Dilekçe yazamaz, sorsan Ülkesinin yakın tarihini bilmez, sorsan adının anlamını bilmez! Neyi bilir?
Yeni model ne varsa! Meşhur marka ne varsa! Araba ve marka üzerine kurulmuş rüyalar idealler. Hep keyif
İçinde yaşama derdi! Nasıl çalışmadan rahat yaşarım gailesi. Sorumluluk yok. Çalışma yok. Aileye destek olmak yok.
Ülkenin sorunlarına kafa yorma yok! Barışsever ama külhanbeyi.
Vatansever ama Atatürk düşmanı.
Müslüman ama kendinden olmayana hasım.
Torpile karşı ama torpil ürünü bir makamın sahibi…
Çalışmanın, saygının,sevginin,sorumluluğun,kuralların, kriterlerin, değerlendirmenin, ceza ve ödülün olmadığı hiç bir kurum ( Aile dahil) mutlu ve başarılı olacak ortak bir değer yaratamaz…
Meslek lisesinde okuyor diye aşağılanan öğrencilerimi bilirim!!
Kültüre bakar mısınız!
İşte; ne saha da,ne restorantta, ne okulda, ne sokakta, ne evde,ne cami de ,ne de ülkemizde mutlu ve huzurlu değiliz…
Hep bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu hissediyoruz…
Her şeyimiz olsa da!
Ferrari, villa, Alpler de tatil. Ali Sami Yen de maç, Baf ta zivania, Girne de balık, çifte maaş, ganimet…
Hepsi olsa da eksiğiz işte!!!
***
Futbol oynarken zavallı! bir delikanlı öylesine kendini unutmuş ki, bir insana kendini koruyamazken başka yöne bakarken uçarak yüzünün ortasına kramponlu ayakkabısı ile tekme atıyor…
Hakem yüzde yüz hatalı olsa ne fark eder ki!!!!
Bu öfke bu nefret nasıl oluştu?
Bu sorunun cevabını bulmak zorundayız…
O tekme bizim yüzümüze de atıldı! Tekmeyi atan genç adam bedel ödeyecek tabi ki..
Fakat;
Şiddete dur diyemediğimiz, yanlışa yanlış , arsıza hırsıza uğursuza aman bana bir şey olmasın deyip sessiz kaldığımız için suçluyuz!
Şikeye haksız kazanmaya sessiz kaldık diye suçluyuz.
Kaynağı belli olmayan paralar nereden gelir ? diye soramadığımız için suçluyuz.
Gencecik çocuklarımız , uyuşturucu ve şiddetle iç
İçe yaşarken isyan etmediğimiz için suçluyuz. Özeleştiri yapmadığımız içi suçluyuz.
İyileri korumadığımız için,onlara aptal muamelesi yaptığımız için suçluyuz.
Başarı nasıl olursa olsun, alkışladığımız için suçluyuz.İş bilmekle, kurnazlığı ayırt etmediğimiz için suçluyuz.
***
Çocuklarımızı sevgiyle, mütevazi yaşam ve medeni ilişkilerle, insani değerlerle büyütemediğimiz için suçluyuz.
Onları iğrenç sosyal medyadan ve televizyon virüsünden koruyamadığımız için suçluyuz.
Onlarda hiç kusur ve hata bulmadığımız için suçluyuz..
Ne istedilerse verdiğimiz vermeye çalıştığımız için suçluyuz…
Çok uzattım farkındayım!
Ancak dün bir insan hayatını kaybedebilir, bir genç de katil olabilirdi!
Nerede?
Futbol sahasında…
O nedenle hepimiz düşünmeliyiz!
Federasyonumuz ve basın fair play düşüncesini öne çıkarmalı.
Haftanın yılın centilmen takımı ,oyuncusu olmak çok özendirici olmalı.
Gençler liginde kart cezaları arttırılmalı. Maçı kaybetse bile kart göremeyen takıma puan verilmeli. Kart gören takım kazanmış
Olsa da puan silinmeli.
Fair play den alınacak puanlar lig şampiyonluğuna eklenmeli. Şampiyon böyle belirlenmeli.
Çocuklarımıza kazanmanın her şey olmadığını öğretmeliyiz.
Kart gören, şiddete meyilli olan çocuklarımıza destek olmalıyız. Varsa sorunlarını öğrenmeli
Çözmeye çalışmalıyız.
Bizler çocukken değişik takımları desteklerlerken de çok iyi arkadaştık. Şimdilerde rakip takımı aşağılamak , küçük görmek yönetenler ve aileler tarafında çocuklarına öğretilen değerler!!
Doğruyu, rakibe saygı duymayı, sporun ruhunu öğretenler de mutlaka var!
Ama şimdilerde nefret saygıya galip! Ne yazık ki.
****
İnsan hayatının anlamı sevgi ve paylaşılan güzel zamanlardır.
İyi insan ilişkilerdir.
Gerisi ayrıntıdır.
Kimse kazandığın kupayı şampiyonluğu ödülleri hatırlamaz. Senin nasıl bir insan olduğunu hatırlar.
Sevgi ve saygıyla kalın.
Not: Mustafa Hocama büyük geçmiş olsun dileklerimi iletirim. Adına çok üzüldüğümü belirtmek isterim.Onun uzun yıllar futbolumuza başarı ile hizmet edeceğine inanırım.


