BAF GALİBİYETİ HAK ETTİ…
Doç. Dr. ELNUR AĞAYEV
Akademisyen arkadaşım ve BÜY takımı yöneticilerinden Dr. Kaan Kutlay bugün oynanan Denizli SK – BÜY maçını beraber izlememizi önerdiğinde iki takımın geçen haftaki maçlarını hatırladım. Denizli takımı Karaoğlanoğlu SK ile Doğancı Emek Stadı’nda oynadığı maçta bir puanı son dakikada kazandığı penaltıyla kurtarmış, BÜY takımı da yine ligin iddialı ekibi Girne Halk Evi SK ile evinde berabere kalmıştı. Puan durumlarının birbirlerine çok yakın olduğu ve alınacak puanların avantaj, kayıpların ise dezavantaja dönüşeceği bir ligde her puanın ayrı önemi vardır. Keyifli bir maç izlemek beklentisiyle tribündeki yerimizi aldık.
Baştan söyleyeyim ki beklentimiz karşılık buldu. Doğancı Emek Stadı’nda keyifli, izleme zevki çok yüksek olmasa da heyecanı yüksek bir maç izledik. Seyircilerin maça ilgisi büyüktü. Ana tribün ve yan tribün dolmuş, seyirciler tribün dışına taşmıştı. Parçalı bulutlu bir havada taraftarlarına heyecan yaşatan her iki takım yöneticileri, teknik ekip ve futbolcular teşekkürü hak ediyorlardır.
Bu sene BTM 1. Ligi’ni 2-3 maç dışında izleme şansım olmadı. En son geçen hafta Denizli – Karaoğlanoğlu SK maçını izledim. Maçı izlerken Denizli’nin sahada oynadığı oyunuyla ligdeki puan durumunu bağdaştıramamıştım. Maçın başında baskın bir şekilde oyuna başlayan Denizli, yakaladığı birkaç pozisyonu gol yapamayınca sonraki dakikalarda etkisini kaybetmiş ve gol pozisyonlarına girememişti. Fakat mücadeleyi bırakmamış, geri düştüğü maçta bir puanı son dakikalarında kazandığı penaltıyla kurtarmıştı. Geçen sene oynadığı oyundan uzak bir Denizli izlemiştim.
Bugünkü oyunda da fazla değişen bir durum yoktu. Maçın daha başında yan hakem Emirhan Yılmaz’ın ofsayt pozisyonunu Denizli lehine “olumlu yorumlamasından” faydalanan Aziz Özsakallı takımını 1:0 öne geçirdi. Devamında ise Denizli takımının akıllarda kalan ciddi pozisyonu, şutları, tehlikeli atakları olmadı. BÜY kalecisi Erdoğan Nay’ın golden sonra neredeyse yere yatmadığını söylersem abartmamış olurum.
Denizli takımının maçı son dakikaya kadar bırakmaması artı yönüydü. Artı yönüne bir az da Seydi Vakkas Sümer’in değişmeli olarak sağ veya sol kanatlardaki çabalarını eklemek mümkündür. Takımın gol kralı Aziz Özsakallı rakip savunmanın markajından bir türlü kurtulamadı. Kurtulduğunda da zaman zaman faulle durduruldu. Hakem faulleri pas geçince bu durum Aziz’in tepki vermesi ve sarı kart görmesiyle sonuçlandı. Aziz’in markaj altından kurtulamadığı durumlarda yardımına gelen arkadaşları yoktu. Denizli takımı orta sahayı da kontrol edemeyince özellikle ikinci yarıda BÜY atakları akın akın gelmeye başladı. Denizli takımında ayrıca hatlar arasında iletişimin, yardımlaşmanın da yeterli düzeyde olmadığını söylemek gerekiyor. Kanatların yeterli çalışmadığı, orta sahada kontrolün sağlanamadığı, uçtaki futbolcunun sıkı kontrol altında tutulduğu bir durumda farklı hamleler gelmeyince maçı kazanman şansa kalmış demektir.
BÜY takımını ise ligin 2. haftasında 6:1 kazandığı Bostancı Bağcıl SK maçında izlemiştim. O maç bir “mahalle maçı havasında” olduğu için BÜY takımının gerçek gücünü görme şansım olmamıştı. Zaten sonraki haftalarda Bostancı Bağcıl SK takımı gerekli şartları yerine getiremeyince ligden çekilecekti.
Bugün izlediğim BÜY takımı galibiyeti hak etmenin yanında sahaya özellikler koyan bir görüntü sunmaktaydı. BÜY kanatlarıyla, ileri uç oyuncusuyla, orta sahadaki üstünlüğüyle özellikle ikinci yarıda maçın hakimi görünümündeydi. Hatlar alasında iletişim ve pas yüzdeleri rakibine göre yüksekti. Orta sahada rakibini durduran ve etkisiz kılan silahları vardı. Kalede, üzerine fazla görev düşmese de, Kıbrıs futbolunun iyi kalecilerinden biri vardı. Savunması güven telkin etmese de fazla açık vermeyen bir ekipten oluşuyordu.
BÜY takımını ileri taşıyan ve oyunun orada oynanmasını sağlayan Mustafa Çağlar ve Burak Yılmaz gibi oyuncuları özellikle vurgulamam lazım. Bence BÜY oyuncuları bu tür maçlarda oynanması gerektiği gibi oynadılar. Mustafa ve Burak ise daha bir öne çıktılar. Ama tabii ki son vuruşlarındaki beceriksizliklerini de not düşmeden edemem… Maçta öne çıkan bir oyuncu daha vardır ki ona ayrıca parantez açmam gerekiyor. Yusuf Yıldız’dan bahsediyorum.
2021-2022 sezonunda BÜY takımının Lefke TSK ile Garadağ’da oynadığı ve 0:0 sona eren maçta Yusuf Yıldız’ı ilk defa izlemiştim. Çok da değil. Maçın 90. dakikasında sahaya çıkmış ve oynadığı birkaç dakikalık oyunuyla aklımda kalmıştı. Sonraki yıllarda ara sıra bazı takımlarda kendisine rastlamış ve maçlarını izlemeye devam etmiştim. Bugün bazı hataları olsa da oyunundan keyif aldım. Sadece ben mi? Tribünde tüm BÜY seyircilerinin ağzında Mustafa ve Burak’la beraber onun da adı yükseliyordu… Yusuf sahaya yakışıyor, top da ayağına. Maçın son dakikasında oyununu süslediği golü için de işinin kaymağı diyelim… Eleştirimi de yapmadan geçmeyeceğim. Yusuf bugün sol bek oynadı ana sahanın her yerindeydi ve basmadığı yer bırakmadı. Maç bitti oysa Yusuf hala koşuyordu. Bence Yusuf sahanın her yerinde koşmamalı ve sık sık da mevkii değişmemeli. Evet, yeteneklidir ve her yerin hakkını verebilir. Fakat yerinin savunma olduğunu düşünmüyorum. Her iki açık kanatta verimli olabileceğini düşünüyorum. Sabit yeri belirlenmeli ve ona göre kendisini geliştirmelidir. Yoksa böyle yetenekli gençlerimizi kazanmadan kaybedeceğiz.
BTM 1. Lig’de bu hafta oynanan maçlardan sonra ara dönemine girildi. Orta sahaya yapacağı 1 veya 2 transfer BÜY takımını hedefine ulaştırabilir. Denizli takımı ise bence orta sahaya ve kanada birer kaliteli oyuncu almanın yanında oyun anlayışında ve antrenmanlarında düzenlemelere gitmeli. Bugün Denizli takımında izlediğimiz oyuncuların çoğunu geçen yıllarda farklı takımlarda izlemişizdir. Bugünkü performansları kendi oyunlarının altındadır. Performanslarını yükseltmeleri ikinci devredeki oyunlarını ve Denizli’nin ligdeki sıralamasını mutlaka olumlu etkileyecektir.





