SAHTE SİYASET…
MÜNEVVER EBEDİ
Uluslararası Hukuk ve Tplumsal
Cinsiyet Eşitlik Uzmanı
Siyaset her gün yeni bir gündemle değişmeye devam ediyor. Bir yandan yıllardır ısıtılarak yeniden servis edilen gündemlere devam edilirken bir yandan da kronikleşen ve çözülmeyeceğine inanılan gündelik sorunların çözümüne yönelik müjdeler. Ha unutmamak gereken bir gündem de sektörleri kendi çözüm yöntemlerimiz ile yaşam makinesine bağlı tutmaya devam.
Toplumun her kesiminin zaaflarını kullanmayı beceriyor kurnaz siyasetçiler nabza göre şerebet ile kendi eksikliklerini yanlışları ve hatalarını örtmekte uzmanlar adeta. Örneğin her gün eriyen alım gücü, günlük ekonomik sıkıntıları aşmak ve ekonomiyi dar boğaza sokacak olan borçlanmaların pekte konuşulmaması için formüller bir bir sahneleniyor. Ama artık o kadar kötüleşmiş ve kangren haline gelmiş ki sorunlar, Hükümet yetkilileri birbirlerinin açıklamalarını kınar veya yalanlar halle geldi.
Sahte diploma soruşturması ile gündeme gelen dokunulmazlık sürecinde İzlem Gürçağ’ın açıklamaları, Eğitim Yasası kılık kıyafet ile ilgili yapılan düzenlemeye verilen Sibel Sibel’in açıklamaması ve İzlem Gürçağ’ın açıklamaları, Ekonomi Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun, Ünal Üstel’in ekonomi uçuyor açıklamalarının ardından ekonominin hiç de iyiye gitmeyişini aktarması, Ersin Tatarın görüşme masasına oturmayacağını söylemesinin ardından Ali Pilli ve Hüseyin Amcaoğlunun açıklamaları…. Liste uzayıp gidiyor aslında. Çünkü Hükümet yetkilileri de alında mevcut düzenin artık yürümeyeceğinin ve zamanı tükettiğinin farkında. Ana Muhalefettin her gün Meclis kürsüsünden ders verircesine yapmış olduğu açıklamalar da cabası. Atılan her adımın, değiştirilmeye çalışılan her tüzüğün aslında yasaya aykırı olduğu veya mevcut uygulanabilir bir durumu nasıl kaosa sürükleyebileceği saatlerce tartışılıyor. Peki ne oluyor? Oy çokluğu ile onaylanan yasalar ve tüzükler ile her geçen gün biraz daha karanlığa sürüklenen bir toplum haline geliyoruz.
Aslında bu sürecin uzun vadede kazananı yok ama kaybedeni bizleriz o kesin. Son on yılda belirlenen tüm sektörler ile kısa dönemde hareketlenen ekonomi sonrasında ardında bir enkaz bırakır nitelikte. Turizm ile ilgili açılımlar ve atılan adımlar sonrasında bugün Kumar Turizminin merkezi olan ülkemiz adeta bir kara para aklama cenneti oldu. Kumu, Denizi ve güneşinin pazarlandığı günlerden Kumar Turizmine geçiş yaşanıyor. Adanın her yerinde her ilçede açılmaya çalışılan Casinolar ile ülkeyi daha mafyatik ve kara dünyalara sürüklüyorlar.
İnşaat sektöründe her gün değişen düzenlemeler ile birlikte yatırımcılar, mülk sahipleri ve emlakçılar her geçen gün yeni bir uluslararası suça karışıyor. Önceleri güneye geçerken başları derde giren kişiler, bugün İnterpol aramaları ile Türkiye’ye girişte bile zorluk yaşıyor durumuna geliyorlar. Peki bunca çaba neden?
Talan edilen sahiller, halkın erişimine kapatılan koylar, peşkeş çekilen orman arazileri tecavüze uğrayan dereler, kirletilen denizler, yok edilen tarım alanları….
Etrafınıza bir bakın. Yeşil ada diye adlandırdığımız bu topraklar yavaş yavaş çölleşiyor, betona dönüşüyor. Çıkan yangınlara zamanında mücadele edemediğimiz, etrafta bu kadar atığın olması, gerekli düzenlemelerin zamanında yapılmamasının sonucu çıkan yangınlar ile yüreğimiz ağzımıza geliyor. Geçen gün yangınlarla nasıl mücadele edeceğiz diye bir yorum okumuştum, Karpaz da çıkan son yangın sonrasında. Bir an etrafıma baktım sanırım yöntemin helikopter almak yerine daha kalıcı yöntemi geliştirmiş mevcut hükümet. İNŞAAT SEKTÖRÜNE YAPILAN TEŞVİKLER İLE YÜKSELEN İNALAR, ARTAN BETONLAŞMA İLE YEŞİL ALAN VE TARIMSAL ALANLARIN YOK OLMASI İLE YAKINDA YANACAK BOŞ ALAN KALMAYACAK. Merak etmeyin…
Artık uyanın. Eğitim, sağlık, ekonomi, turizm… Her alanda battık. Dün övünerek müjde diye verilen “Maaş Ödemelerini” bile bugün borçlanarak gerçekleştirmeye çalışanlar, yarınlarımızı da birlikte çalıyorlar. Bugün verilen müjdeler de başlamadan bitebilir zamanı gelinde ce yeniden ısıtılıp servis edilebilir. Sizleri timsah gözyaşları ile, süslü kelimelerle daha fazla kandırmalarına izin vermeyin. Dün iş vaadiyle kandırıldık, ondan önce toprak vaadiyle, bu gün de yatırım vaadiyle… Yarın sıra neye gelir bilinmez. Her şeyin bu kadar kötü olduğu ve dibe vurduğu bu günlerde müjdelenen bayat haberlere kanmak yerine cebimize giren para ile ne kadar ekmek alabiliyoruz, yaşam kalitemiz dün nerdeydi bugün nerde biraz da buna odaklanın….
