5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ:“ÇEVRE SORUNLARINI ANLAMAK VE ÇÖZMEK İÇİN BİR GÜN YETERLİ Mİ?” …
MÜNEVVER EBEDİ
Uluslararası Hukuk ve Tplumsal
Cinsiyet Eşitlik Uzmanı
Geride bıraktığımız 5 Haziran Dünya Çevre Gününde; Siayesiler , Sivil Toplum Örgütlerin Yetkilileri, Aktivisler ve Çevre ile ilgilenen bütün kesimler açıklamalarda bulundular. Dünyamızdaki çevre sorunlarının en önemlilerinden iklim değişikliği, toprak, su, hava kirliği, plastik atıkların yarattığı kirlilik gibi büyük çevre sorunlarına dikkat çekmek ve çözümün başlatmak için bir gün yeterli mi?
Bir dönüp bakın etrafınıza. Çok uzaklara gitmeye gerek yok 5 yıl öncesi ile bile birçok fark göreceksiniz. Artık daha az yeşil ve daha çok beton yığınları yükseliyor çevremizde. Denizlerimiz daha kirli, etrafımızda daha çok atık var. Ormanlarımız yok olmuş, eskiden yemyeşil olan dağlar artık kuru. Baharın gelişini hissettiğimiz narenciye bahçelerinin yerini binalar yada arsa parselasyonları olmaya başlamış. Denizde gördüğümüz balıkçılarınsa sayısı gün geçtikçe azalıyor.
Doğaya eskisi kadar saygılı değiliz. Biz doğaya saygılı olmadığımız için kapımızdan içeri giren iklim krizi sonuçlarını da artık birebir hissediyoruz. İlkokul çağlarında bize “Ormanlarımızı korumalıyız, ağaçlar ekmeliyiz çünkü ağaçlar toprak kaymalarını erozyonu önler ve oksijen kaynaklarını çoğaltır. Yağmur bulutlarını çeker.” diye anlatılırdı. Bugün ise gerçeklikten uzak tüm öğretilere meydan okunan bir süreçten geçiliyor.
Eskiden tarım amaçlı kullanım için kiralanan arazilerin bugün birçoğu ya büyük sermayelerin yatırımlarının enerji maliyetlerini düşürmek için solar tarlası oluyor, ya da yatırımcılara uzun dönemli kiralanarak yine beton yapılara dönüşüyor. Üstelik yapılan yatırımlar sonrasında kamuya açık olan alanlar özel mülk statüsüne girdiği için halkın kullanımına da kapatılıyor. Her gün yeni bir haber okuyoruz peşkeş çekilen ve talan edilen alanlar ile ilgili. Mahkeme ara emirleri alan çevre aktiviteleri ve çevre örgütleri çoğu zaman dava süreçlerini karşılayacak ekonomik güçleri olmadığı için kamuoyu yaratmaktan öteye gidemiyorlar. Bazen de açtıkları davalar yüzünden sermaye sahiplerinin desteklediği gruplar tarafından linç edilmeye yatırım düşmanlığı ve gelişim düşmanı olarak fişleniyorlar.
Ada geneli bu tür olaylara adanın her yerinde rastlamak mümkün. Karpaz bölgesinde dönümlerce üniversite kurulumu için kiralanan alçak orman arazisinden tutunda, 7 yıldızlı otellerin solar bahçelerine (yine alçak orman arazisi diye geçen alanlar), Batıda marina ve otel kurulumu için denize sıfır uzun süreli kiralanan araziler…
Her geçen gün betonlaşan ADA da turizm sektörü, tarım sektörü ve ekonomi suni büyümelerin ötesinde bitme noktasına getirilmiştir. Yapılan planlamalar ve ortaya konan strateji planlamalarının kendileri tarafından yaratılmış olmasına karşın nedense uygulamada farklı davranışlar sergilemekte mevcut Hükümet ve Bakanlık yetkileri. Örneğin ADA Kıbrıs markası oluşturan Turizm Bakanlığı, kırsal turizm stratejisi ile uyumlu, kültürel mirası, doğayı ve kültürel lezzetleri ön plana çıkaran bir tanıtım stratejisi geliştirmiştir. Bunun sürdürülebilir olması için küçük butik otellerin yaygınlaştırılmasına yönelik teşviklerinde eş zamanlı olarak olması gerekmektedir. Reele baktığımız zaman ise son 5 yılda Turizm amaçlı inşa edilen veya dolaylı olarak ÇED onayına sunulan tüm yapıların binlerce konut içerdiği ve bu anlayışın ötesinde bir tutum sergilendiği gözlemlenmektedir. Son değişiklikleri ile birlikte CASİNOlar artık kırsalda da varlığını gösterebilecektedir. Müjdeler olsun… Artık her ilçede her bölgede Casino turizmine erişim mümkün hale gelmiştir.
Tüm bu doğayı talan eden uygulamaların sonrasında iklim krizi, altyapı eksiklikleri ve ekonomik yıkımlar ile yüzleşeceğimiz günler kapının arkasında değil artık. Popülist çevre dostu uygulamalar ile ilgili açıklamalar yapmayı bir kenara bırakın artık. Bu suni açıklamalarınız kimseye artık inandırıcı gelmiyor. Her yerde plastik atıkların yaratmış olduğu kirliliği gözlemlemek mümkün. Yasalar ile plastik poşet kullanımına sınırlama getirmemiş miydiniz? Ne oldu o iş?
Doğaya saygısı olamayan toplumların insanına ve yarınına da saygısı olamaz…. Gelecek nesillere sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak için önce doğaya verdiğimiz değere bakmamız gerekmektedir.


