SAVAŞLARIN GÖLGESİNDE, UMUDU KORUMAK
MÜNEVVER EBEDİ
Uluslararası Hukuk ve Tplumsal
Cinsiyet Eşitlik Uzmanı
İran’dan Gazze’ye, Ukrayna’dan Lefke’ye uzanan bir barış çağrısı
Savaşlar Uzak Değil: Kıbrıs’tan Bir Barış Çağrısı
Savaşlar uzak değil. İran ve İsrail arasında tırmanan gerilim, Kıbrıs’a da tedirginlik ve belirsizlik taşıyor. Üzerimizden geçen savaş uçakları, bizlere yalnızca bugünü değil; bu adada yaşanmış eski acıları da hatırlatıyor. Kadınların gözünden bir barış çağrısı…
Orta Doğu yeniden yangın yerine dönerken, İran ve İsrail arasındaki çatışma sadece iki ülke arasındaki bir kriz değil; tüm bölgeyi ve biz Kıbrıslıları da içine çeken bir tedirginliğe dönüşüyor. Lefke semalarında yükselen savaş uçakları, artık sadece gökyüzümüzü değil, ruhumuzu da ağırlaştırıyor.
Bu savaşın bize sıçrama ihtimali artık yalnızca bir “dış mesele” değil. Üzerimizden geçen bombaların sesi, çocuklarımızın oyunlarını kesiyor; annelerin gözlerinde endişeyi büyütüyor. Barışın ne kadar kırılgan olduğunu, savaşın ise ne kadar kolay hayatlarımızın içine sızabildiğini yeniden görüyoruz. Tam da bu yüzden, sadece savaşlara karşı çıkmak değil, barışı örgütlemek ve müzakereyi güçlendirmek zorundayız.
Kıbrıs’ta yaşayan bir kadın olarak bu çatışmaları izlerken, zihnimde geçmişin silinmeyen izleri canlanıyor. 1974’te bölünmüş bir adanın ortasında kalan çocuklar, yerinden edilmiş aileler, sessizce yitirilen hayatlar… Bugün Ukrayna’da evlerinden sürgün edilen kadınlar da, Gazze’de bombalar altında can veren çocuklar da aynı hikâyenin farklı coğrafyalardaki yankıları.
Ukrayna’daki savaş, Avrupa’nın ortasında milyonlarca insanı yerinden etti. Filistin’de yaşananlar ise artık insani bir kriz boyutunu çoktan aştı. Kadınlar, çocuklar, siviller… Yine en çok onlar kaybediyor. Dünya ise çoğu zaman sessiz ya da taraflı. Oysa biz, bu topraklarda savaşın izlerini taşıyan bir halk olarak, bu acılara karşı kör olamayız.
Barış artık bir seçenek değil; bir zorunluluktur. Ve bu barış, sadece silahların susmasıyla değil; adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir diplomatik çözümlerle mümkündür. Ateşkesten fazlasına, kalıcı diyaloğa ihtiyacımız var. Savaşan devletlerin diplomatik masaya dönmesi, uluslararası toplumun aktif arabulucu olması, ve halkların sesinin duyulması gerekiyor. Özellikle kadınların barış masalarında yer alması, sadece toplumsal cinsiyet eşitliği için değil, kalıcı barışın anahtarı olduğu için hayati önemdedir.
Barış aynı zamanda bir toplumsal irade meselesidir. Bu yüzden kadınların sesiyle, toplulukların ortak kararlılığıyla bu savaşlara dur demek zorundayız. Çünkü barış sadece silahların susması değil; travmaların iyileşmesi, adaletin yerini bulması ve geleceğe umutla bakabilme hakkıdır.
Lefke’den bakınca, her şey daha sessiz gibi görünse de gökyüzünde uçan her savaş jeti, bize şunu hatırlatıyor: Savaş hiçbir zaman uzağımızda değil. Bu adada da yaşandı, bu adada da yaralar açtı. Şimdi aynı acılar başka yerlerde yaşanırken, sessiz kalmak hem kendi tarihimize hem de insanlığa ihanet olur.
O yüzden hep birlikte, her yerde ve her koşulda barışı inşa etmenin yollarını konuşmalıyız. Müzakere, karşılıklı saygı, adalet ve cesaret… Barış ancak bu temel üzerine yükselebilir. Çünkü bu dünya, çocukların gülüşlerini kaybedecek kadar büyük bir acıyı daha kaldıramaz.
