“ANOREKSİYA NERVOZA”
MERVE KARAFİSTAN – Uzman Klinik Psikolog
Anoreksiya nervoza, kişinin beden ağırlığını ve vücut şeklini algılamasında bozulma ile karakterize edilen, ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir yeme bozukluğudur. Kişi, aşırı zayıf olmasına rağmen kilo almaktan yoğun bir korku duyar ve kilo almamak için yeme davranışını ciddi şekilde kısıtlar.
BELİRTİLERİ
1.Normalin çok altında vücut ağırlığına rağmen kilo alma korkusu
2.Sürekli kilo verme çabası
3.Yeme miktarında ciddi kısıtlama (örneğin, kalori sayma, öğün atlama)
4.Vücut algısında bozulma (kendini şişman hissetme)
5.Aşırı egzersiz yapma
6.Sosyal ortamlarda yemekten kaçınma
7.Konsantrasyon bozukluğu, halsizlik, baş dönmesi
FİZİKSEL BELİRTİLER
1.Düşük tansiyon, yavaş kalp atımı
2.Hormonal bozukluklar (örneğin, adet görememe)
3.Saç dökülmesi, ciltte kuruluk
4.Kas erimesi
5.Soğuk hassasiyeti
6.Kemik yoğunluğunda azalma (osteoporoz riski)
NEDENLERİ
Anoreksiya nervozanın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Bu faktörler arasında şunlar sıralanabilir:
Düşük benlik saygısı
Mükemmeliyetçilik eğilimi
Aile içi baskılar
Toplumsal güzellik standartları
Travmatik yaşam olayları
TANI KRİTERLERİ (DSM-5’e göre)
1.Kilo alma konusunda yoğun bir korku ile birlikte, normal vücut ağırlığını koruyamama
2.Vücut ağırlığı ve şekline aşırı önem verme, çarpıtılmış beden algısı
3.Kadınlarda en az üç ay boyunca adet görememe (bu kriter artık opsiyonel kabul ediliyor)
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Tedavi genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir:
Tıbbi destek: Vücut sağlığının geri kazanılması için doktor kontrolü
Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) en sık tercih edilen yöntemdir
Beslenme eğitimi: Diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme düzeni oluşturulması
Aile terapisi: Özellikle ergenlerde oldukça etkilidir
Gerekirse psikiyatrik ilaçlar (özellikle depresyon ya da anksiyete eşlik ediyorsa)
Anoreksiya nervoza, tüm psikiyatrik bozukluklar arasında ölüm oranı en yüksek olanlardan biridir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi hayati önem taşır.


