KAZANMAK SADECE MAÇTA OLMAZ, ÇOĞU ZAMAN KİMSENİN SİZİ İZLEMEDİĞİ ZAMANLARDA BAŞLAR
Sahadaki zaferler, tribünlerdeki alkışlar ve manşetlerdeki övgüler… Bunlar bir sporcunun, bir takımın ya da bir bireyin emeğinin görünen yüzüdür. Ancak gerçek kazanma hikâyeleri, perde arkasında başlar. Kimsenin sizi görmediği, alkışlamadığı, hatta çoğu zaman fark etmediği anlarda yazılır başarı senaryoları.
Günün ilk ışığında yapılan sessiz antrenmanlar, yorgun bedenin reddettiği tekrarlar, gözlerden uzak mental hazırlıklar… İşte asıl kazanmanın başladığı yer tam da burasıdır. Çünkü maç sadece bir sonuçtur. O sonuca giden yol; özveri, disiplin, sabır ve istikrardan geçer. Rakipleriniz uykudayken siz koşuyorsanız, kimsenin zorlamadığı bir anda kendinizi zorluyorsanız, orada kazanma kültürü oluşuyor demektir.
Bazen bir şampiyon, sabah 5’te kalkıp ıssız bir sahada çalışırken doğar. Bazen bir futbolcunun fark yaratması, yaz tatilinde yaptığı ekstra bireysel çalışmalar sayesinde olur. Başarı, konfor alanının dışında kurulan bir kamptır. Ne kadar az izleyici varsa, o kadar çok karakter gelişir. Çünkü yalnızken verdiğiniz mücadele, yalnızca fiziksel değil; zihinsel ve ruhsal bir sınavdır. Ve bu sınavda geçen her saniye, sizi sahadaki o tek bir doğru karara yaklaştırır.
Bugün bir başarıyı konuşuyorsak, bilin ki o başarının perde arkasında gözyaşı, fedakârlık, yalnızlık ve ter vardır. Kazanmak bir anın değil, binlerce görünmeyen anın toplamıdır.
Kendinize sorun: Sizi kimsenin izlemediği zamanlarda ne yapıyorsunuz?
Çünkü gerçek kazananlar, göz önünde değil; göz ardı edilmiş anlarda doğar.
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Behlül
