“GEÇ KALDIĞIMIZI SANDIĞIMIZ HER ŞEY”
KARDELEN TAŞ
Hayatım boyunca hissettiğim şeyleri tanımlamakta hep bir acemilik çekmişimdir. Ama son iki senedir, sanırım artık bir şeyin net tanımını yapabiliyorum: Yalnızlık…Kalabalığın ortasında bile kendini duyuramamaktır. Anlatacak çok şeyin olup da kimsenin dinlemediğini düşünmektir. Sabah uyanıp günün başlamasını istememektir. Akşam olup ışıkları kapattığında kimsenin fark etmeyeceğini bilmek, ama yine de o ışığı kapatırken içinin acımasıdır.Bazen güzel de gelir; dinlenirsin, kimse dokunmaz, karışmaz, sorular sormaz. Ama uzun sürdüğünde insanı yavaş yavaş içinden kemirir. Çayını koyduğunda iki bardak yerine tek bardak hazırlamaktır. Gün içinde yaşadığın küçük sevinçleri bile paylaşamayacağını bilmek…Yalnız kalmaktan korktuğumuzu biliyoruz. Ve biliyoruz ki sadece korktuğumuz için bilmediğimiz bir hikâyeye dahil olmak, doğru değil. Bir boşlukta asılı kalmış gibiyiz; ya da usul usul akan bir nehirde… Hiç istemediğimiz bir yöne, en sessiz ve en sakin hâlimizle sürükleniyoruz. Ve sürüklenirken bile… her şeye geç kaldığımızı hissediyoruz.Günler geçiyor, saatler geçiyor, biz geçemiyoruz. Bir takvim yaprağı daha düşüyor masanın üstüne, oysa biz hâlâ aynı yerdeyiz. Belki de gerçekten geç kalıyoruz… ama belki de hiçbir yere yetişmemiz gerekmiyor. Çünkü kalbin, aklıyla yarışmaz. Aklımız plan yapar, koşar, üretir, yetişir, listeler hazırlar… kalbimizse sessizce izler. Kimi zaman yetişir, kimi zaman bekler, kimi zaman sürüklenir. Ve belki de en doğrusu budur.Yalnızlığın getirilerinden biri de, ne yazık ki, evrenin boşluğu gibi bir boşluğun içinde kontrolsüzce sürüklenmek. Bazen insan, sürüklenmekten kendini suçlar. Güçsüz hissettirir, beceriksiz, tembel, yetersiz… Oysa sürüklenmek, en az kürek çekmek kadar insanca bir hâl.Bırak, bugün nehrin istediği yere götürsün seni. Belki suyun akışını değiştiremezsin ama suyun seni taşımasına izin verebilirsin. Çünkü belki de geç kalmadın. Belki de tam vaktinde, tam orada olman gerekiyordur.
Bugün sadece nefes al. Belki yarın yürürsün.
Öperim, hırpalanmış kalbinizden…


