LEFKE HABER ANKARA’DA – 1. BÖLÜM
“BAŞKENTE İLK ADIM”
15 Ağustos sabahı bavulumu kapatıp Kıbrıs’tan Ankara yoluna düştüğümde, aklımda yüzlerce soru vardı. Lefke’nin dar sokaklarından, denizin kokusundan, ceviz ağaçlarının gölgesinden ayrılıp; Türkiye’nin başkentinin gri ama güçlü yüzüne bakmaya hazırlanıyordum.
Uçağın penceresinden Ankara’ya yaklaşırken ilk dikkatimi çeken, denizin yokluğuydu. Ne mavi bir ufuk, ne de dalgaların sesi… Onun yerine taş binalar, kocaman yollar ve kentin tam ortasında yükselen bir düzen beni karşıladı.
Esenboğa’dan şehre giriş, başlı başına bir deneyimdi. Yol boyunca gözüm bir yeşillik aradı ama daha çok taş ve asfalt gördüm. Yine de Ankara’nın kendine has bir havası vardı; sanki “ben denizsiz de ayakta kalırım” diyen bir şehir gibiydi.
İlk adımlarımı Kızılay’a attığımda kalabalığın arasında bir an kendimi kaybolmuş hissettim. Lefke’nin sessizliğiyle kıyaslanamayacak kadar hareketliydi. Herkes bir yerlere yetişiyor, metrodan çıkan kalabalık Güvenpark’a doğru akıyordu. O an Ankara’nın, yaşayanların ritmini dayatan bir şehir olduğunu hissettim.
Ama bu karmaşanın içinde beni en çok mutlu eden an, yolumu Dost Kitabevi’ne düşürmek oldu. Rafların arasında dolaşırken, koca şehrin kalabalığı bir anda yok oldu sanki. Kitap sayfalarının kokusu, yıllardır tanıdığım dostlarla buluşmuşum hissi verdi bana. Ankara’da bir kök arıyorsam, onu Dost Kitabevi’nin rafları arasında bulabileceğimi düşündüm.
Bu ilk günümde şunu fark ettim: Lefke’de zaman yavaş akar ama Ankara’da saat sanki iki kat hızlı dönüyor. İnsan bu tempoya ayak uydurmak zorunda kalıyor. Yine de kitapların arasında kısa bir mola verince, her şehir biraz daha yaşanılır hale geliyor.
Ama bütün bu telaşın içinde bir merak da var bende. Bu şehir bana neler gösterecek? Hangi sokaklarında kaybolacağım, hangi parklarında soluklanacağım, hangi tatları keşfedeceğim?
Yazı dizimizin ilk durağı böyle başladı: Bir Lefkeli olarak Ankara’ya ilk adım… Şimdi sıra, bu şehri adım adım keşfetmekte.
ÖZEL HABER – KARDELEN TAŞ
