İKLİMDE GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN O KRİTİK EŞİKLERE DOĞRU KOŞUYORUZ
En hayati eşikler şunlar: Amazon’un kuruması, Grönland buz örtüsünün parçalanarak dünya genelindeki deniz seviyesini yedi metreden fazla yükseltmesi ve okyanus akıntıları sisteminin çökmesi. Üstelik her bir olası felaket bir diğerini tetikleyecek.
Amazon yağmur ormanları kendi iklimini yaratacak kadar büyük. Bölgedeki milyarlarca ağaç fotosentez ve transpirasyon sırasında bulut oluşturmaya yetecek nem üretiyor. Yağmur ormanlarında görülen ve yaşamın devamını sağlayan yağışların en az üçte birinin bu ağaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Ancak iklim değişikliği bu döngüsel süreci bozmaya başladı. Atmosferde sera gazı biriktikçe bölgede sıcaklıklar yükseliyor, kuraklık şiddetleniyor ve yangın riski artıyor. Bunların hepsi de ağaçları öldürüyor. Daha az ağaç aynı zamanda daha az yağış, daha yüksek sıcaklıklar ve daha fazla yangın demek. Dolayısıyla iklim değişikliğinin neden olduğu ormansızlaşma kısır döngüye yol açma riski taşıyor. Üstelik durumu düzeltmek için elinde elektrikli testereyle gezen insan sayısı arttıkça ormanın iyice küçülüp eski haline dönemeyeceği günler giderek yaklaşıyor. Neticede Amazon havzasının büyük bölümü kuru bir savanaya dönüşecek ve burada depolanan on milyarlarca ton karbondioksit atmosfere salınınca gezegen daha da ısınacak.
TEK ALARM AMAZON’DAN DEĞİL
“Amazon’un kuruması” olarak anılan bu korkunç senaryo, iklim bilimcilerin “kritik eşik” olarak andığı aşamalardan sadece biri. Bu dönülmez noktalar aşıldıkça kendi kendini devam ettiren süreçler dünyanın iklim sistemini geri dönüşü olmayan biçimde değiştiriyor. Uzmanlara göre Amazon tek örnek değil. Devasa Grönland buz örtüsünün parçalanarak dünya genelindeki deniz seviyesini yedi metreden fazla yükseltmesi ve Kuzey Avrupa’yı makul ölçüde ılıman tutan Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı (AMOC) adlı ısı dağıtıcı okyanus akıntıları sisteminin çökmesi gibi ihtimaller de var. AMOC’nin çökmesi halinde Avrupa genelinde sıcaklıklar ve yağış seviyeleri ciddi oranda düşerek kıtadaki tarıma büyük zarar verebilir.
EŞİĞİ GEÇTİĞİMİZİ NASIL ANLARIZ?
İklim konusundaki bu görüş 20 yıldan uzun süredir resmiyet kazanmış durumda. Bilim insanları iklim sisteminin hangi bölümlerinin kritik eşiğe varmaya en yakın olduğuna ve bunun nedenlerine dair kusursuz değilse bile makul bir kavrayışa ulaştıklarını düşünüyor. Şimdiyse siyasetçiler ve iş dünyasının liderleriyle birlikte giderek daha acil hale gelen başka soruları yanıtlamaya çalışıyorlar: Birincisi, bir kritik eşiğin gerçekten geçilip geçilmediği nasıl anlaşılır? Geçiliyorsa bunun sonuçlarına nasıl hazırlanılır?
Belirli bir kritik eşiği tetiklemek için gereken kesin ısınma seviyesi net olarak bilinmiyor. Çünkü dünyanın iklimini belirleyen, birbiriyle bağlantılı çok fazla süreç söz konusu ve bunların birçoğu gereğince anlaşılmış değil. Örneğin buz örtülerinin dağılmasına yol açan dinamikler veya orman yangınlarının potansiyel soğutucu etkisi tam olarak bilinmiyor. Işığı yansıtan bulutların oluşumu gibi kimi faktörler ise gezegen modellerine düzgün bir şekilde dahil edilemeyecek kadar küçük ölçekli. Kritik eşiklerin domino etkisi yaparak birbirlerini tetikleme ihtimali, işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Örneğin Grönland buz tabakası çöktüğü zaman okyanuslara salınan tatlı su, AMOC’yi zayıflatarak Amazon üzerindeki yağışları da azaltabilir.
2024 yılında tanınmış bilim insanlarından oluşan bir grup Nature Climate Change dergisinde bir makale yayınladı. Makaleye göre kritik eşiklere odaklanmak dikkat dağıtıcıydı çünkü insanları bilimin çok daha kesin yargılarda bulunduğu genel iklim değişikliğini hafifletme ihtiyacından saptırıyordu. Bazıları ise feci değişiklikleri kaçınılamaz göstermenin kaderciliği tetiklemesinden endişe ediyor.
BU ZİRVE ÖNEMLİ
Her şeye rağmen kritik eşik kavramı yavaş ama mevzi kazanıyor. Temmuz ayında Exeter’de düzenlenen kritik eşikler konulu konferansın katılımcıları arasında sigortacılar, emeklilik fonu uzmanları, bilim insanları ve aktivistler vardı. İnsani yardım kuruluşlarının ilgisi de giderek artıyor. Bu yılki COP 30 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak Brezilyalı organizatörlerin de meseleye özel bir önem vermesi bekleniyor. Konferans kasım ayında “Amazon’a açılan kapı” olarak adlandırılan Belem kentinde düzenlenecek. Herhalde böyle bir buluşma için daha uygun bir yer seçilemezdi. •


