DUMLUPINAR ÜÇ PUANLA BAŞLADI; YENİBOĞAZİÇİ MÜCADELEYLE DÖNDÜ.
Sezonun ilk maçları… Yeni heyecanlar, yeni deneyimler. Dr. Fazıl Küçük Stadı’nın zemini harika.
İki komşu ekibin taraftarlarının maça ilgisi güzel, sevindirici. İki camianın ortak özelliği öz kaynaklarına önem vermeleri. Hem tesis hem de takım olarak futbolumuza örnek kulüpler olmaları gurur verici.
Bugün sahada mücadele eden iki takımın antrenörleri de kendi camialarının içinden çıkmış!
İlk yarı :
Kadrolarında kendi camialarının çocukları var. Çok güzel bir vizyon ve başarı. Maçı unuttuk! Aklımızda yer eden bazı pozisyonlara bir bakalım.. Kontrollü oyun ve açılış golü.
Maçın ilk dakikaları fırtına beklerken, havamız gibi çok sakindi. Rakip ceza alanları yasak bölge olmuş, kaleciler sıcak havaya dua ediyordu! Tempo düşük,iki takım da risk almadan oynuyordu; kalelerinde hiç pozisyon vermedikleri bir 10 dakika böyle geçti. Erken gol yememek için iki takım da üst seviyede kontrollü bir oyun ortaya koydu. Bu bölümde iki takımında defanstan kısa paslar yaparak hücuma çıkma teşebbüsleri dikkat çekti. İlk 20 dakika boyunca ceza alanları adeta yasak bölgeydi!
Maç sıkıcı olacak derken,
Dumlupınar Christian–Mert iş birliğinden çıkan çok güzel bir golle 1-0 üstünlüğü yakaladı.
İlginçtir; Gol de ceza sahası dışından geldi.
1-0 geriye düşen Yeniboğaziçi, gol sonrasında kendi sahasında iyi kapanan rakibini kanat oyuncuları Serhat ve Antony ile açmayı düşünse de istedikleri pozisyonları yaratamadılar. Yeniboğaziçi’nin yaratıcı sol ayağı Ramadan topla mutlaka daha çok buluşmalı. Fark yaratan bir oyuncu.
Birbirine benzeyen fakat kırmızının yanında sarısı olan takımın süper lig tecrübesi ve birlikte çok daha fazla çalışmış olmaları,kadrolarına kattıkları yabancı oyuncuların ligi bilen isimler olması rakiplerine karşı artılarıydı.
Hepimiz Futbol üzerine farklı yorumlar yaparız. Olasılıkları konuşmak bize heyecan verir!
“Pas verseydi, şut atsaydı, o oyuncu çıkmasaydı…” değil mi?
Neyse maça devam;
1-0 sonrasında Dumlupınar’ın santrforu Antony, rakibi Kalu’yu geçip ceza alanına çıkardığı pasla Sally’i buldu. Ancak Sally öyle kötü bir vuruş yaptı ki sanırım kendi de şaşırdı! Dakikalar 24’ü gösteriyordu. Bu, maçtaki ilk kırılma anıydı.
Skoru eşitlemek isteyen Yeniboğaziçi, pas oyunları ve duran toplarla pozisyon bulamadı. 28. dakikada İrfan’ın kullandığı uzun taç atışında rakipten seken top Serhat’ın önüne düştü. Serhat bu fırsatı geri çevirdi!
Aynı pozisyonda birçok golü olan Serhat, çok net bir fırsatı değerlendiremeyince maç 1-0 devam etti.
Sonrasında, yorumumuza ve maça anlam katacak Yeniboğaziçi orta saha oyuncusu Elay’ın 34. dakikadaki sarı kartı geldi. Az pozisyonun yaşandığı ilk yarının uzatma dakikalarında (45+1), bugün defansın sağ kenarında görev yapan altın çocuk Kenan’ın taşıdığı ve Ramadana verdiği topu Ramadan ceza sahasına gönderdi. Defanstan seken top Yeniboğaziçi’nin yeni gol umudu Mohammed’in önüne düştü. Kaleciyle karşı karşıya kalan Mohammed çok etkisiz bir vuruş yaptı, kaleci Alihan bu şutu ayaklarıyla önledi.
Devamı ikinci yarıda!
Goller ve kırılma anları.000
İkinci yarıya iki antrenör arkadaşım da aynı 11’le başladı. Vardı bir bildikleri ya da gördükleri riskleri!
Dumlupınar’ın savunma hattı geçen sezonun kopyası. E kalecileri de kendi çocukları.
Orta saha üçlüsü Yannic, Osman Sanverdi ve Berk Büyükkal uyum içinde oynayarak hücum hattına iyi paslar atıp destek verdiler. Savunma anlamında da birlikte pres yaparak rakibin top kullanmasına izin vermediler.
Yeniboğaziçi defansının merkezinde oynayan Ali ve Daniel, birkaç pozisyon dışında uyumlu bir ikili oldular. Özellikle araya atılan pasları doğru zamanlama ve müdahalelerle tehlike büyümeden önlediler.
İki Kalecinin de yenen gollerde hatası yoktu.
Ama az hataların olduğu anlardan birinde, Yeniboğaziçi santraforu Muhammed defanstan aldığı pasla hızla Dumlupınar ceza alanına girdi. Ancak tökezleyince gol olabilecek bir pozisyon kayboldu.
Dakika 51’de, o ana kadar ilk yarıda kaçırdığı pozisyon dışında etkisiz kalan Sylla, sağ kenarda aldığı pası iyi kontrol edip rakibini geçti. Sol ayağıyla topa çok iyi vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu. Skor 2-0 oldu! Bu golün başlangıcında Yeniboğaziçi oyuncusu İrfan’a faul yapıldı. Hakem “devam” dedi. Atak golle sonuçlanınca Yeniboğaziçi cephesinden tepki geldi.
Golden 5 dakika sonra, Yeniboğaziçi rakip alanda baskı kurduğu bir anda top kaybı yaptı. Elay yaptığı faul sonrası ikinci sarı kartı görerek kırmızı kartla oyun dışı kaldı! Bu, maçın ikinci kırılma anı oldu.
Yeniboğaziçi iyi bir ofansif orta saha oyuncusu olan Burak’ı oyuna almaya hazırlanırken sahada 10 kişi kaldı. Alınan risk başka riskler yarattı.
Peki bu zorluk takımı yeni çözümler üretmeye iter mi? Göreceğiz!
2-0’ı bulan Dumlupınar rahat bir oyun temposuna geçti.
Hocalar art arda değişiklikler yaptı. Dakikalar 60’tı, geride koskoca 30+ dakika vardı… Bir futbol maçı için çok çok uzun bir süre! Değişikliklerden sonra Dumlupınar orta sahası ilk yarıdaki ritmini bulamadı. Girilen net bir iki pozisyon değerlendirilemedi. Dakika 80’de, “maça heyecan getirebilir” dediğimiz oyuna sonradan giren Burak, Yeniboğaziçi adına düzgün bir vuruşla golü buldu.
Dumlupınar “bitti” dediği maça yeniden başlamak zorunda kaldı! Son dakikalar futbolcuların özgürce çözümler aradığı bir bölüm oldu. Bu da gayet anlaşılır! bir yöntemdi, fakat sonuç değişmedi.
Netice:
Dumlupınar lige çok değerli bir 3 puanla başladı. Lig yarışında, maçın son düdüğü çalmadan bitmeyeceğini öğrenmiş oldu. Belki bu tecrübe , 3 puandan daha değerli! Yeniboğaziçi ise yeni döndüğü ligde zorlu bir deplasmanda başladı. Çok iyi mücadele etti. Vazgeçmediler. Puan alamadılar belki ama ligin zorluk derecesini yaşayarak öğrendiler.
Hakemlerimiz mi?
Fehim hocamız benim maçlarımda bana genelde hiç iyi gelmezdi ama bu maçı iyi yönetti!
İrfan’a yapılan faul onun takdirine göre faul değildi. Ve yardımcı hakemimiz Emirhan Yılmaz… İki önemli Yeniboğaziçi atağında ofsayt kararı verdi. Benim bulunduğum yerden pozisyonu net görmek mümkün değildi. Umarım hakem arkadaşımız kararlarında haklıdır.
Son söz:
Değerli futbolseverler, biliyorsunuz ben spor yazarı veya yorumcusu değilim.
Takımla kim nasıl çalışıyor, hangi oyuncu sakat ya da form durumu nedir bilmeden; antrenör arkadaşlarla konuşup bilgi almadan, ne takım dizilişi ne oyuncu tercihleri hakkında tek kelime dahi etmem. Çünkü böyle bir hakkım yok. Bilmeden yazamam.
Amacım, oynanan bir maçın önemli anlarını, eleştiri yapmadan gördüğüm bildiğim kadarıyla sizlere aktarmaya çalışmaktı.
“E böyle maç yorumu olur mu?” derseniz; bu ilk ve son kez oldu zaten.
Bir kusur ettiysem affola.





