KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Kardeş kıskançlığı, çocuğun sevgi, ilgi ve kabul görme ihtiyacının tehdit altında hissettiği bir durumdur. Özellikle ilk çocuklar, kardeşin gelişiyle birlikte tahtından indirilmiş bir kral ya da kraliçe gibi hissedebilmektedir. O güne dek kendisine adanmış olan dikkat, şimdi başka birine yönelmiştir. Bu da kıskançlık, öfke, içe kapanma ya da regresyon (bebeksi davranışlara dönüş) gibi davranışlarla kendini gösterebilmektedir.
Kıskançlık Doğaldır, Ama Yalnızlık Tehlikelidir
Kardeş kıskançlığı, çok daha doğal ve evrensel bir duygudur. Ancak asıl mesele bu duygunun nasıl yönetildiğidir. Eğer çocuk bu süreçte yalnız bırakılırsa, kıskançlık zamanla öfkeye, kardeşle rekabete ve hatta benlik saygısında zedelenmelere dönüşebilmektedir.
Anne babaların yaptığı en büyük hatalardan biri, büyük çocuğun duygularını bastırmak istemeleri ya da “Sen artık abisin/ablasın” diyerek onun çocukluk hakkını elinden almalarıdır. Oysa çocuk için büyümek, bir gecede olmamaktadır. Kardeşin gelişiyle büyük çocuk “bir anda olgunlaşmamakta”; aksine daha çok ilgiye, anlayışa ve şefkate ihtiyaç duymaktadır.
Aileler Ne Yapmalı?
Duygularını görmezden gelmeyin. “Kardeşini kıskanman çok normal” gibi bir cümle, çocuğun duygularını sahiplenmesine yardımcı olmaktadır.
Zaman ayırın. Her gün sadece büyük çocukla geçirilen kısa ama kaliteli bir zaman, onun yeniden “görülüyor” olduğunu hissetmesini sağlamaktadır.
Rol vermeyin, sorumluluk yüklemeyin. Kardeş bakımında yardımcı olması konusunda baskı kurmayın. Onun hâlâ bir çocuk olduğunu unutmamak gerekir.
Kıyaslamayın. “Bak kardeşin ne kadar uslu” gibi cümleler, sadece rekabeti körükler.
Yani kıskançlık, kardeş ilişkilerinin en doğal yanlarından biridir. Ancak bastırılmadığında, kabul gördüğünde ve doğru yönetildiğinde bu duygular zamanla yerini güçlü bir bağa bırakır. Birbirini seven, koruyan, kollayan kardeşler; gelecekte en sağlam sosyal destek sistemlerinden birini oluşturur.
Unutmayalım: “Her çocuk, sevgide eşitliği değil, kendine özgü bir şekilde sevilmeyi ister”.





