AFT VE UÇUKLARIN KÖK NEDENİ BESİN EKSİKLİĞİ
Dr. Mark Hyman: Bu hafta konumuz ağız sağlığı. Uçuk ve aft gibi yaralara değineceğiz.
Hoş geldin, Liz. Aft ve uçuk gibi sorunları neden yaşıyoruz?
Dr. Elizabeth Boham: Aft ağızda çıkan ülser, yani yara olarak tanımlanabilir. Genellikle ağzın yan tarafında, yanağın yakınında ya da iç kısmında veya dilin altında çıkıyor. Üç ila beş milimetre büyüklüğünde yuvarlak bir kızarıklık şeklinde görülüyor. Bazen üzerindeki katmanın rengi sarıya yaklaşabiliyor.
Çoğumuzda birkaç kez bu yaralardan görülüyor. Bu kadarla kaldığında sorun oluşturmuyor. Ama çok sık, hatta sürekli hale geldiğinde dikkat edilmeli.
Sürekli aft ve uçuk çıkaran, ya da ayda bir iki kez, yılda beş altı kez bu sorunun görüldüğü kişilerde sorunun sebebini anlamaya çalışmak şart. Çölyak, bağışıklık sisteminin düzgün işlememesi veya vücutta enflamasyona yol açan gıdalar tüketmek gibi farklı sebeplerden kaynaklanabiliyor.
Dolayısıyla mesele çölyak veya glutenden ibaret olmayabilir. Enflamatuar reaksiyona yol açan başka gıdaların faktör olması da mümkün. Gıda hassasiyeti veya gıda reaksiyonu ihtimallerini de gözden kaçırmayın. Gıdalardaki bazı renklendirici ve tatlandırıcılar da aft gibi yaralarda rol oynayabiliyor.
Zaman zaman Behçet hastalığı da ağızda ve vücudun farklı bölgelerinde yara oluşmasına yol açabiliyor. Bu daha ziyade otoimmün sorunlara işaret ediyor. Kelebek hastalığı olarak bilinen lupus sebebiyle de ağız bölgesinde tekrarlayan yaralar görülebiliyor.
Bir diğer önemli etken ise besin eksiklikleri. B12 ve B vitamini eksiklikleri akla ilk gelenler arasında.
Dr. Mark Hyman: Ortalama bir Amerikalı yılda 2 kilodan fazla gıda katkı maddesi tüketiyor. Bu katkıların çoğu immünoreaktif, yani bağışıklık sisteminin tepki vermesine yol açıyor, aft ve uçuklara sebep olabiliyorlar.
Öte yandan yıllar içinde gördüğüm birçok hastadan hareketle, çoğu vakada aft sorununun glutenden kaynaklandığını söyleyebilirim. Gluteni bırakır bırakmaz iyileşen birçok hastam oldu.
Dr. Elizabeth Boham: Böyle örneklere sık rastlıyoruz. Çölyak testi pozitif çıkmasa bile gluten hassasiyeti olabiliyor. Gluteni kesince düzeliyorlar.
Ama gıda katkısı ve renklendiricilerin rolünü de ciddiye almakta fayda var. Mesela Cadılar Bayramı zamanı çocuklar bu maddeleri içeren şekerlemelerden çok fazla tükettiği için söz konusu yaralardan çıkarmaya başlıyor.
Dr. Mark Hyman: Kronik yorgunluk çektiğim, bağışıklık sistemimin düzgün işlemediği, bağırsak düzenimin bozulduğu zamanlarda bende de bu yaralardan çıkıyordu. Dilimin üzerinde, yanağımın içinde çıktığını hatırlıyorum. Korkunçtu. Ama bağırsağınızı onarıp besin durumunuzu toparlayınca farkı görüyorsunuz.
Dr. Elizabeth Boham: Sindirim sisteminin dengesi bozulunca enflamasyon her yeri ele geçirmeye başlıyor. Neticede vücudun besinleri sindirme ve absorbe etme becerisi ciddi oranda azalıyor. Ağız mukozasının ve gerek ağız gerekse sindirim sistemi içindeki hücrelerin sağlıklı olması için belli besinlerin belli seviyelerde olması şart. Besin eksiklikleri önce ağız ve bağırsak bölgesinde kendini gösteriyor. Dolayısıyla sorunu iyileştirmek için B vitamini ve çinkoya ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü enflamasyonla birlikte vücut için çok gerekli olan bu besinlerin emilimi azalıyor.
25 yaşındaki bir kadın hastamdan bahsetmek istiyorum. Hayatı boyunca aftlarla uğraşmıştı. Çocukluğu ve ergenliği boyunca hiç geçmemişti. Ayda en az bir kez, çoğu zaman aynı anda birden fazla yarası oluyordu. Aslında hep zayıftı ve ishal, şişkinlik gibi bazı sindirim sorunları olsa da genel olarak sağlıklıydı. Demir eksikliği olduğu söylenmişti. Gerçekten de demir seviyesi düşüktü ama hasta edecek kadar değildi. Çölyak testi yaptık.
Dr. Mark Hyman: Bu arada glütenin farklı bir etkisi de var. Huzursuz bağırsak sendromuna yol açarak demir emilimini önleyebiliyor. Bunun sonucunda kilo alamıyorsunuz.
Dr. Elizabeth Boham: Hastanın çölyak testi pozitif çıktı. Bunun üzerine glüteni kesti, aftları da ortadan kayboldu. Huzursuz bağırsak sendromu hemen geçti. Bu yüzden temelde yatan kök nedenleri araştırmak çok önemli.
Dr. Mark Hyman: Dilersen biraz da uçuktan bahsedelim. Uçuk aslında afttan bile daha yaygın bir sorun. Hem kötü görünüyor hem de acı veriyor.
Dr. Elizabeth Boham: Öncelikle aft ile uçuk arasındaki ayrımı netleştirelim. Aft bulaşıcı değil. Ağzınızdaki veya yanağınızın iç tarafındaki aft herhangi bir yolla başkalarına bulaşmıyor. Üstelik aftlar dudak üzerinde çıkmıyor. Uçuk ise farklı. Ağız içinde, farklı bölgelerinde görülebilse de çoğunlukla dudaklarda ortaya çıkıyor. Uçuğun sebebi HSV olarak bilinen Herpes virüsü. Bu virüsün özellikle de HSV-1 türü baş ve boyun, dolayısıyla ağız bölgesini etkiliyor. Üstelik bulaşıcı. Aslına bakılırsa dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisi HSV-1 enfeksiyonuna maruz kalıyor. Çok yaygın bir problem ve öpme, aynı bardağı veya pipeti kullanma, ayrıca cinsel temas yoluyla bulaşabiliyor.
Dr. Mark Hyman: Örneğin soğuk alan çocukların boğazı şişiyor ve sonrasında geçiyor. Ama bazen belli virüsler vücutta kalıyor. Neticede Herpes ömür boyu içimizde yaşamaya devam ediyor. Zamanla sinirlere ulaşıyor. Bunun da belli tetikleyicileri var, öyle değil mi?
Dr. Elizabeth Boham: Stres, aşırı yorgunluk ve başka bir enfeksiyonun varlığı olumsuz etkiliyor. Bazı kişilerde diş tedavisiyle de tetiklenebiliyor. Besin eksikliği kesinlikle etkenlerden biri.
Dediğin gibi, önce enfeksiyon kapıyorsunuz, sonra bu virüsler sinirlerin içine yerleşip bir nevi uyku durumuna geçiyor. Ardından tetiklenince yeniden aktive oluyorlar. Neticeyi ağızda, dudakların üzerinde anında görüyoruz. Bağışıklık sistemi bu virüsü neden sinirlerin içinde tutamıyor ve yeniden dışarı çıkmasına izin veriyor? Üstelik semptom göstermezken de, yani uçuk çıkmadan hemen önce de bulaştırma ihtimaliniz var.
Dr. Mark Hyman: Tekrarlayan uçuk vakaları bağışıklık sisteminin durumuyla doğrudan bağlantılı.Bunun için de bağışıklık sistemini güçlendirecek ve immün direnci artıracak stratejiyi izlemek gerekiyor. Çünkü özelde uçuk tedavisinden bahsediyor olsak da temelde immün direnç, immün canlandırma ve immün sistemi güçlendirme ihtiyacı yer alıyor. Bu konuda neler yapıyoruz?
Dr. Elizabeth Boham: Gıdalardan başlıyoruz çünkü en etkili yöntem bu. İnsanların protein, mineral gibi besinleri yeterli ve gerekli düzeyde almasını ve sindirebilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çinko, D vitamini, C vitamini çok önemli.
İşin temelinde sağlıklı diyet yatıyor. İnsanlar ultra işlenmiş ve besin seviyesi düşük gıdalarla beslenince, yani kalorileri bunlardan alınca, bağışıklık sisteminin düzgün işlemek için ihtiyaç duyduğu besinlerden mahrum kalıyorlar.
Dr. Mark Hyman: Şeker ve nişasta da bağışıklık sistemini baskılayan önemli faktörler arasında. Buğday unu ve şeker, bağışıklık sistemini adeta kapatıyor.
Dr. Elizabeth Boham: Kan şekeri yüksek olduğunda bağışıklık sisteminin gereğince çalışmadığını biliyoruz. Vücuttaki doğal katil hücreler, kurtulmaları gereken düşmanları avlayamaz hale geliyor. Hem doğuştan hem de adaptif bağışıklık sistemi doğru işleyemiyor. Bu yüzden kan şekerini dengelemek çok kritik.
Dr. Mark Hyman: Tam da bu sebeple diyabet birçok enfeksiyonu beraberinde getiriyor ve tedavi etmek kolay olmuyor. Elbette egzersiz, uyku, dinlenme, stres azaltma teknikleri, doğaya çıkmak gibi bilindik yöntemler burada da etkili. Ama uçukları önlemek için bunlara ek olarak başvurabileceğimiz başka metotlar da var.
Dr. Elizabeth Boham: Söz konusu kadın hastamızın diyetine bazı kısıtlamalar getirmiştik. Anoreksi seviyesinde değilse de çok sınırlı besleniyor, yediklerine çok fazla dikkat ediyordu. Kalori alımı çok düşüktü.
Sürekli grip ve nezle oluyordu. Beni en çok besin seviyesi kaygılandırmıştı. Çünkü bağışıklık sistemini zayıflatan da besin eksikleriydi. Bu yüzden çinko, C vitamini, D vitamini verdik. İyi bir multivitamin ve bazı temel yağlardan sağlamaya çalıştık. Ayrıca lizin adlı aminoasitle takviye ettik. Lizin, uçuk tedavisinde çok işe yarıyor. Üstelik uçuğun çıkmasını da önleyebiliyor. Önlemek için günde 1000 mg, tedavi etmek içinse günde 3000 mg almak işe yarıyor. Genellikle başta yüksek olan doz zamanla düşürülüyor.
Bu hasta çok kısıtlı beslendiği için vücudunu güçlendirmek adına bazı temel aminoasitlerden de verdik. Özellikle protein tüketimini artırmaya odaklandık. Tüm bu müdahaleler sonunda aslında kilo almadı. Sadece daha sağlıklı oldu. Tekrarlayan uçuktan kurtuldu. Eskisi kadar sık grip ve nezle de olmamaya başladı. Bağışıklık sistemi daha dirençli hale geldi.
Dr. Mark Hyman: Lizin içeriği yüksek bazı gıdalar bu yüzden çok önemli. Bunlardan biri Güney Amerika’da yetişen kinoa adlı tahıl. Kinoa içerikli gıdalar tüketmekte fayda olabilir.
Arjinin adlı aminoasit ise tam tersi bir etki yaparak uçuk oluşumunda rol oynayabiliyor. Bu yüzden çok fazla badem yiyen insanlarda uçuk görülme riski artıyor. Böyle bir sorun varsa bademi bırakıp daha az arjinin içeren kabuklu yemişlere yönelebilirsiniz. Lizini takviyeyle artırmak mümkün. Bu da bahsettiğimiz tedbirlere ek olarak oldukça etkili.
Demek ki sağlıklı diyete döneceğiz, egzersiz ve uykuya önem vereceğiz, çinko, lizin, C vitamini gibi takviyeler alacağız. Hatta bağırsağı güçlendirmek için probiyotiklere başvuracağız. Böylece sadece semptomu ya da hastalığı iyileştirmekle kalmayıp vücudun genelini sağlıklı hale getireceğiz. Bunun için de bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlara değil onu canlandırıp güçlendirecek yöntemlere odaklanmamız gerekiyor.
Teşekkürler, Liz. Görüşmek üzere.
Aft ve uçuk sorununuz varsa bu takviyeleri alın
B Vitamini ve B12 – Özellikle aft için.
Çinko – Bağışıklık ve doku onarımı için.
C ve D Vitamini – İmmün sistem aktivasyonu için.
Lizin – Uçuğun hem tedavisinde hem önlenmesinde etkili. Önlemek için günde 1000 mg, tedavi etmek içinse günde
3000 mg almak işe yarıyor.
Gerekçe: Besin eksiklikleri aft ve uçuklara zemin hazırlıyor. Besin eksiklikleri önce ağız ve bağırsak bölgesinde kendini gösteriyor.
