ÇİN:”EJDERHANIN UYANIŞI !!!”
Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) yayınladığı son rapora göre Çin, dünyada en kritik 74 teknolojinin 66’sında ABD’yi geri bırakarak liderliğe yükseldi. Oysa ki yüzyılın başında ABD bu teknolojilerin yüzde 90’ına hakimken Çin’in payı sadece yüzde 5’ti. Peki Çin bunu 20-25 yıl gibi kısa bir sürede nasıl başardı?
1990’ların ortasını hayal edin… Bir çocuk elinde pilli bir robot tutuyor. Kutusunun üzerinde “Made in China” yazıyor. Çocuk heyecanla düğmeye basıyor, robot iki adım atıyor, titriyor ve bir daha çalışmamak üzere duruyor. O yıllarda “Çin Malı” etiketi; kalitesizliğin, taklitçiliğin ve birkaç gün içinde bozulacak ucuz ürünlerin evrensel simgesiydi. Batı dünyası için Çin, dünyanın fabrikasıydı; ancak bu fabrika sadece başkalarının tasarladığı basit işleri ucuza yapan, dumanlı ve terli bir atölyeydi.
Şimdi ileri sarıyoruz. Yıl 2025. Bu kez Şanghay’daki bir teknoloji fuarındayız. Sahneye bir elektrikli otomobil çıkıyor; BYD’nin en son modeli. Araç, Tesla’dan daha uzun menzile, daha hızlı şarj teknolojisine ve tamamen Çin’de geliştirilmiş yapay zeka destekli otonom sürüş sistemine sahip. Gökyüzünde, Shenzhen merkezli DJI şirketinin ürettiği drone’lar, milimetrik hassasiyetle koreografik bir dans sergiliyor. Artık kimse bu ürünlerin kalitesini sorgulamıyor; aksine Batılı rakipler, bu teknolojilerin “nasıl bu kadar ileriye gittiğini” anlamak için onları parçalarına ayırıp tersine mühendislik yapmaya çalışıyor.
Bu değişim bir tesadüf değil. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) yayınladığı şok edici rapor, değişimin boyutunu gözler önüne serdi. Rapora göre Çin, halen dünyada ‘kritik’ olarak nitelendirilen 74 teknolojinin 66’sında, yani yaklaşık yüzde 90’ında dünya lideri. Oysa ki yüzyılın başında ABD bu teknolojilerin yüzde 90’ına hakimken Çin’in payı sadece yüzde 5’ti.
ASPI ekibi, analizini dünya çapında 9 milyondan fazla yayını içeren bir veritabanına dayandırdı. 2020 ile 2024 arasındaki beş yıllık dönemde bir ülkedeki araştırmacılar tarafından üretilen en çok atıf alan makalelerin ilk yüzde 10’unu belirleyerek her teknolojide ülkeleri sıraladı ve o ülkenin küresel payını hesapladı. Ve Çin’in inanılması güç yükselişi sonuçlara yansıdı. Peki, “Dünyanın Atölyesi” nasıl “Dünyanın Laboratuvarı”na dönüştü? İşte adım adım Çin’in sessiz devrimi.
‘KAPLUMBAĞALAR’
Çin’in yükselişinin arkasındaki en büyük motor, devletin Ar-Ge’ye (Araştırma ve Geliştirme) ayırdığı devasa bütçeler oldu. 2000 yılında Çin, Ar-Ge harcamalarında ABD’nin yanına bile yaklaşamazken, son yirmi yılda bu harcamaları yılda ortalama yüzde 14 oranında artırdı. Halen Çin’in yıllık Ar-Ge harcaması 3.6 trilyon yuan’ı (yaklaşık 500 milyar dolar) aşmış durumda. Bu, Avrupa Birliği’nin toplamından daha fazla.
Çin aslında, binalardan ve laboratuvarlardan önce insanlara yatırım yaptı. Hükümet, yurt dışındaki en parlak Çinli beyinleri geri getirmek için 2008 yılında “Bin Yetenek Planı”nı (Thousand Talents Plan) devreye soktu. Çincede “Haigui” (Deniz Kaplumbağaları) olarak adlandırılan, Batı’da eğitim görmüş bilim insanları, ülkeye döndüklerinde krallar gibi karşılandı. Bu program, yurtdışındaki Çinli ve yabancı uzmanları yüksek maaş, araştırma fonu ve yerleşim avantajlarıyla geri çekti. 2008-2016 arası 60 binden fazla uzman döndü. Program, beyin göçünü tersine çevirdi, yüksek etkili araştırmaları artırdı. ASPI raporuna göre, kritik teknolojilerdeki en çok atıf alan makalelerin yazarlarının büyük çoğunluğu, lisans eğitimini Çin’de alıp doktorasını ABD’de yapmış, ancak şimdi Çin kurumlarında çalışan araştırmacılar.
Eğitim stratejisi kökten dönüştü. Üniversiteler de yükselişin temel taşlarını döşedi. Double First Class projesiyle 42 Çin üniversitesine dünya sınıfı statü kazandırmak için inanılmaz yatırımlar yapıldı. Tsinghua ve Peking Üniversiteleri küresel sıralamalarda zirveye çıktı (2025’te Tsinghua 11. sırada). Bu iki okul, mühendislik ve bilgisayar bilimleri sıralamalarında MIT ve Stanford’ı zorluyor, hatta bazı listelerde geçiyor. Devlet yatırımlarıyla laboratuvarlar modernleşti, uluslararası işbirlikleri arttı. Çin halen yılda 4-5 milyon STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) mezunu veriyor. Bu rakam ABD’nin 8-10 katı. Yılda 80 bine yakın STEM doktora mezunu veren Çin artık bilimsel yayınlarda lider. Yüksek etkili makalelerde küresel payı yüzde 46’ya ulaştı. Patentlerde de rekor üstüne rekor kırıyor. 2024’te 1.8 milyon patent başvurusu yapıldı. Bu, küresel patent başvurularının yarısı demek. Çin’in geçerli buluş patentleri de 5 milyonun üstüne çıktı.
‘MADE İN CHİNA’
2015’te ilan edilen ‘Made in China 2025 Planı’ da bir başka dönüm noktası oldu. Bu 10 yıllık plan, 10 stratejik sektörü (elektrikli araçlar, robotik, yapay zeka, biyoteknoloji, yeni malzemeler vb.) hedefledi. Amaç, yerlilik oranını 2020’de yüzde 40’a, 2025’te yüzde 70’e çıkarmak; yabancı bağımlılığı azaltmaktı. Plan, devasa sübvansiyonlar, vergi teşvikleri ve zorunlu yerli ortaklıklarla desteklendi. 2018’de yaklaşık 300 milyar dolar, pandemi sonrası 1.4 trilyon dolar ek yatırım yapıldı. Sonuçta hedeflerin yüzde 86’sı başarıldı. Bloomberg’e göre, plan “Çin’in dünya liderliğinin tohumunu attı.”
Huawei, Xiaomi, BYD, Tencent ve Alibaba… Bu markalar artık Batı’nın ucuz kopyaları değil, standart belirleyicileri. Özellikle 5G teknolojisinde Huawei’in sahip olduğu patent sayısı, şirketi oyun dışı bırakmaya çalışan ABD yaptırımlarına rağmen rakiplerinin çok önünde. Elektrikli araç batarya teknolojisinde Çin, pazarın yüzde 70’inden fazlasını kontrol ediyor. BYD, Tesla’yı geride bırakıp dünya lideri oldu. DJI, ticari drone pazarının yüzde 70’inden fazlasına hakim.
- YÜZYIL FARKI
Belki de en korkutucu ve aynı zamanda hayranlık uyandırıcı gelişme biyoteknolojide. Covid-19 süreci, Çin’in genetik ve sağlık teknolojilerini test etti. ASPI verilerine göre Çin, sentetik biyoloji ve biyolojik üretim alanlarında ABD’yi geride bırakarak liderlik koltuğuna oturdu. Çinli bilim insanları, CRISPR gen düzenleme teknolojisini tarımdan tıbba kadar en agresif şekilde kullanan grup.
20’nci yüzyıl, Amerikan inovasyonunun yüzyılıydı; silikon çipler, internet ve uzay yarışı bu dönemi tanımladı. Ancak ASPI’nin 74 teknolojiyi kapsayan analizi, 21’inci yüzyılın senaryosunun farklı yazıldığını gösteriyor. ABD hala kuantum bilgisayarlar, aşı geliştirme ve uzay fırlatma sistemleri gibi çok kritik 8 alanda lider. Ancak Çin; hipersonik füzelerden 6G iletişimine, nanomalzemelerden otonom su altı araçlarına kadar geriye kalan 66 alanda bayrağı devralmış durumda. Ejderha, artık başkalarının oyununu oynamıyor; oyunun kurallarını bizzat kendisi koyuyor.
