ALMANYA’DA BİR BANKADA 3 HAFTADA 3 SOYGUN: TOPLAM KAYIP 100 MİLYON EURONUN ÜZERİNDE OLABİLİR
Son üç haftada Almanya’daki Sparkasse bankasının üç farklı şubesinde meydana gelen ve toplam değerinin 100 milyon euroyu aşabileceği tahmin edilen büyük çaplı soygunlar, bankanın güvenlik sistemlerini tartışmaların merkezine yerleştirdi.
Almanya’da son üç haftada Sparkasse bankasının üç ayrı şubesinde gerçekleşen ve değeri 100 milyon euronun üzerinde olabileceği ifade edilen büyük çaplı soygunlar, bankanın güvenlik uygulamalarını tartışmaların odağına taşıdı.
Soygunlardan ilki, Sparkasse’nin Bonn kentindeki şubesinde 17 Aralık’ta meydana geldi.
Alman polisi, bankanın kasasında bulunan yaklaşık 20 kilogram altının kaybolduğunu tespit ettiklerini bildirdi. Değeri yaklaşık 2,2 milyon avro olan altınların banka içinden sağlanan “yetkisiz erişim” yoluyla çalınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Soruşturma kapsamında, 22 yaşındaki bir banka çalışanı, hırsızlığa yardım ettiği şüphesiyle gözaltına alınırken, şüphelinin ve babasının evinde arama yapıldı.
Bu olay, Sparkasse şubelerinde yalnızca fiziki güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda banka içi denetim ve personel erişim yetkilerinin de sorgulanmasına yol açtı.
Ülke tarihinin en büyük soygunlarından biri
Soygunlardan ikincisi, 27-28 Aralık’ta Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Gelsenkirchen kentinde bulunan Sparkasse şubesinde meydana geldi.
Polis açıklamalarına göre hırsızlar, bankanın yanındaki otoparktan beton duvarı özel matkaplarla delerek kiralık kasaların bulunduğu alana ulaştı. Ardından bankada bulunan yaklaşık 3 bin 300 kiralık kasanın büyük bölümü zorla açıldı.
İlk belirlemelere göre zararın yaklaşık 30 milyon avro olduğu açıklanırken, Alman basınında, bazı kasalarda yüksek miktarda altın, nakit para ve mücevher bulunması nedeniyle toplam kaybın 100 milyon avroya kadar ulaşabileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi.
Haberlerde, planlı ve profesyonelce gerçekleştirilen soygunun, ülke suç tarihinin en büyük soygunlarından biri olduğu kaydedildi.
Soygundan etkilenen mağdurların büyük bölümünün Türk kökenli gurbetçiler olduğu değerlendiriliyor.


