ARPA BOYU YOL ALMAK
Biraz geri çekilip ülke sporunu izlediğinizde göreceksiniz ki ilerleme adına “bir arpa boyu yol” almıyoruz.
Açalım konuyu.
Altyapıdan başlayalım.
Tesis var mı?
Fazlasıyla.
Sporcu var mı?
Fazlasıyla.
Antrenör, eğitmen yönetici var mı?
Denizde kum kadar.
Peki, neden Türkiye’yi aşamıyoruz?
Tanınmadığımız için mi?
Hayır.
Bu kadar tesise bu kadar sporcu ve yeteneğe rağmen, “doğru bir gelişim” gösteremediğimiz ortada.
Biraz özelleştirecek olursak, dünya kadar futbol okulu, basketbol okulu, voleybol okulu vs. var.
Ancak bu okullardan son 40 yılda bir tane yetenek çıkıp da Türkiye’den öteye gidemedi.
Futbolda BAL liglerinden ilerisi yok.
Bir iki istisna hariç.
Voleybolda zaten ırk olarak başaramıyoruz.
Kısayız.
Keza basketbolda da öyle.
Biraz atletizm o da istenilen düzeyde olmuyor.
Derece anlamında gelişimden uzak kalıyor atletlerimiz.
Sayısız spor şuraları, bir o kadar gelişim seminerleri yapılmasına rağmen ilerleme yok.
Yetenek var, yetenek geliştirmede sorunlar aşılamıyor.
Peki, ne yapılması gerekir.
Ülke sporunun “yönetim anlayışını” sil baştan değiştirmekle başlar her şey.
Sıfırdan bir çağdaş vizyon gelmesi şart.
Olur mu peki?
Zor.
Siyasetle spor iç içeyse ki bizde kardeşten öteyedir bu kavram.
O nedenle kendi içimizde gazozuna maçlar yapmaya, atletizmde birazcık Türkiye’de avunmaya devam ederiz.
