AVRUPA ABD’YE OLAN FİNANSAL BAĞIMLILIKTAN KURTULMA YOLUNDA
ABD’nin finans ve teknoloji sistemlerindeki küresel gücü, Avrupa’da egemenlik kaygılarını artırdı. Bulut ve ödeme altyapısında bağımlılığını azaltmak isteyen AB, dijital euro ve yerli teknoloji yatırımlarını hızlandırıyor. ECB Başkanı Lagarde, “Kendi bahçemizde bile egemen değiliz” şeklinde konuştu.
Donald Trump’ın Venezuela’nın petrolüne el koyması ve gerektiğinde güç kullanarak Grönland’ı satın alma yönündeki zaman zaman yinelenen açıklamaları, Washington’un ülkelerin egemenliği için oluşturduğu yeni tehdidi gözler önüne serdi.
Toprak ve kaynaklara yönelik bu hamleler, bir zamanlar yakın müttefik olan ülkeleri bile alarma geçirdi ve onları daha az görünür riskleri değerlendirmeye zorladı. En dikkat çekici olanı ise, vatandaşlar, şirketler ve hükümetler tarafından yapılan neredeyse her satın alma veya bilgi alışverişinin temelini oluşturan küresel finans ağları ve teknoloji sistemleri üzerindeki Amerika’nın hakimiyetinden kaynaklanıyor.
Müttefikler, finansal bağımsızlıkları ve gizli ulusal verilerin güvenliği konusunda endişe duyuyor.
Avrupa ABD’ye olan bağımlılığını azaltma yolunda
Bu riskler, bir ülkenin sınırlarını aşarak değerli ham petrolünü alıp götürmek kadar somut görünmeyebilir. Ancak özellikle Avrupa’da, bu kritik fakat görünmeyen özerklik ve güç kaynakları üzerindeki kontrolü güçlendirme çabalarını yeniden canlandırdı.
Avrupalı liderler, bulut bilişim için Amazon, Google ve Microsoft gibi büyük ABD teknoloji şirketlerine ve ödeme sistemleri için Mastercard ve Visa gibi finans devlerine olan bağımlılığı azaltma yönündeki baskıyı artırdı.
Parasal egemenlik ve dijital egemenlik olarak adlandırılan bu güvence arayışı, Avrupa’nın ABD silahlarına, ticaretine, teknolojisine ve daha fazlasına olan bağımlılığını azaltmaya yönelik daha geniş kapsamlı bir çabanın parçası.
Bu hafta Belçika’da düzenlenen bir zirvede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu bağımlılığın kıtayı Beyaz Saray’dan gelebilecek ekonomik ve siyasi baskılara karşı daha savunmasız hale getirdiği uyarısında bulundu ve diğer Avrupalı liderleri bu durumu ele almak için “Grönland krizini” değerlendirmeye çağırdı.
Ekonomistler ve bankacılar da, Amerika’nın finans hizmetleri şirketleri ve ağlarına olan bağımlılığı azaltmak için nakdin dijital versiyonu olan dijital euro oluşturulmasını onaylamaları yönünde yasa yapıcıları teşvik ediyor.
İngiltere Merkez Bankası’nda eski ekonomist olan Dan Davies, “Trump seçildi ve herkes çok ama çok korkmaya başladı” dedi. Avrupalıların, Trump’ın Avrupa’yı sıkıştırmak için ihtiyaçlarını kullanma istekliliğini fark ettiğini belirten Davies, “Bunun artık açıkça bir ulusal güvenlik meselesi olduğu anlaşıldı” ifadelerini kullandı.
Avrupa Merkez Bankası’na göre, küresel ticarette en yaygın kullanılan ikinci para birimi olan euronun kullanıldığı ülkelerde işlemlerin yaklaşık üçte ikisi 2025 yılında Mastercard veya Visa tarafından gerçekleştirildi. Avusturya, İspanya ve İrlanda dahil en az 13 Avrupa ülkesinde ise mağaza içi veya çevrim içi dijital ödemeler için ulusal olarak kontrol edilen bir seçenek bulunmuyor.
Ancak mesele, Washington’un daha önce Rusya ve İran gibi rakiplere karşı kullandığı güçlü araçların müttefiklere karşı da kullanılabileceği ihtimali değerlendirilince daha acil hale geldi.
Para üzerindeki kontrolü kaybetme korkusu
Geçen ay Avrupa Parlamentosu’na gönderilen bir mektupta önde gelen 70 ekonomist ve uzman, Avrupa’nın “ekonomimilerinin en temel unsuru olan para üzerindeki kontrolünü kaybetme” riskiyle karşı karşıya olduğunu yazdı.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Trump’ın İsrail’in Gazze Şeridi’nde savaş suçu işleyip işlemediğini araştıran Uluslararası Ceza Mahkemesi hakim ve savcılarına yaptırım uygulama kararına dikkat çekti. Bu karar, söz konusu kişilerin kredi kartları dahil dijital ve finansal hizmetlere erişimini fiilen kesti.
Ve kararname, listede yer alan kişilere ABD şirketlerinin hizmet sunmasını yasakladığı için, başsavcının Microsoft tarafından sağlanan e-posta hesabı kapatıldı.
Bu gelişme, müttefik ülkelerde dahi muhalifleri cezalandırmak için Amerika’nın finans ve teknoloji gücünü hızla kullanabileceğini gösteren bir örnek olarak Avrupa’daki hükümet ve güvenlik yetkilileri arasında ciddi endişe yarattı.
“Kendi bahçemizde egemen değiliz”
Lagarde, Financial Times’a verdiği röportajda, “Bu, kendi bahçemizde bile etkin şekilde egemen olmadığımıza dair çok somut bir örnek sunuyor” dedi.
Trump yönetiminin stabil coin’leri ve kripto paraları desteklemesi de Avrupa Birliği’nde euronun kontrolüne ilişkin endişeleri daha da artırdı.
Hassas ve özel bilgilerin güvenliği konusundaki kaygılar da artıyor.
Son yıllarda Kongre tarafından kabul edilen yasalar, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’ndaki değişiklikler ve CLOUD Act olarak bilinen düzenleme dahil olmak üzere, ABD hükümetine yabancıların iletişimlerini mahkeme kararı olmadan izleme ve ABD şirketlerini dünyanın herhangi bir yerindeki verileri teslim etmeye zorlama konusunda ek yetkiler veriyor.
Trump ayrıca, ABD teknoloji şirketlerini düzenlemeye veya vergilendirmeye çalışması halinde 27 üyeli Avrupa Birliği’ni gümrük tarifeleriyle tehdit etti.
Fransız hükümeti, “bilimsel alışverişlerimizin, hassas verilerimizin ve stratejik yeniliklerimizin Avrupa dışı aktörlere maruz kalma” riskini gerekçe göstererek tüm kamu çalışanlarına ABD merkezli video platformu Zoom’u kullanmayı bırakma ve yerli alternatif Visio’ya geçme talimatı verdi.
Almanya, Danimarka ve Fransa’daki bazı belediyeler de ABD’ye ait sistemlerden Avrupa veya diğer alternatiflere geçiş yapıyor.
Ancak aksaklıklar yaşanabiliyor. Hollanda, ulusal dijital kimlik sistemini işletmesi için Hollandalı bulut şirketi Solvinity ile anlaşmıştı. Ancak şirket, kasım ayında ABD’li çok uluslu Kyndryl tarafından satın alınacağını duyurdu.
Avrupalı liderler, bulut altyapısı kurmak ve yapay zeka ile kuantum bilişim geliştirmek için milyarlarca euro harcama sözü verdi.
ABD’li teknoloji veya finans şirketlerine bağımlılığı azaltmak ise söylendiği kadar kolay değil.
Avrupa’da özel ödeme alternatifleri geliştiren bankacılık sektörü dijital euroya karşı çıkarken, aşırı sağ siyasi partiler de gizlilik ve ekonomik merkezileşme endişeleri nedeniyle projeye karşı duruyor.
Dijital teknolojiler açısından bakıldığında ise, Avrupa Dijital KOBİ Birliği’nin son raporuna göre Avrupa’nın teknolojilerinin en az yüzde 80’i ithal ediliyor. Avrupa, 2013 yılında küresel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının yaklaşık yüzde 22’sini kontrol ederken, bu oran 2022’de yalnızca yüzde 11’e geriledi.


