22–28 ŞUBAT YEME BOZUKLUKLARI FARKINDALIK HAFTASI

0
195

22–28 ŞUBAT YEME BOZUKLUKLARI FARKINDALIK HAFTASI

Her yıl 22–28 Şubat, dünya genelinde yeme bozukluklarına dikkat çekmek amacıyla farkındalık haftası olarak ele alınmaktadır. Yeme bozuklukları; yalnızca “yemekle ilgili” sorunlar değil, bireyin benlik algısı, duygusal düzenleme kapasitesi, kontrol ihtiyacı ve kişilerarası ilişkileriyle yakından ilişkili, ciddi ruh sağlığı tablolarıdır.

Yeme Bozukluğu Nedir?

Anoreksiya Nervoza, Bulimiya Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu en sık karşılaşılan yeme bozukluklarıdır.

Anoreksiya Nervoza: Yoğun kilo alma korkusu, beden algısında bozulma ve ciddi kalori kısıtlaması ile karakterizedir.

Bulimiya Nervoza: Kontrolsüz yeme ataklarını telafi edici davranışlar (kusma, aşırı egzersiz, laksatif kullanımı) izlemektedir.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu: Tekrarlayan aşırı yeme atakları vardır ancak düzenli telafi davranışı yoktur.

Ancak klinik tablolar yalnızca tanı kriterlerinden ibaret değildir. Çoğu zaman danışanların hikayelerinde; değersizlik şemaları, mükemmeliyetçilik, travmatik yaşantılar, kontrol kaybı korkusu ve yoğun utanç duygusu ön plana çıkmaktadır.

Yeme Davranışının Psikolojik Yönü

Kontrol ihtiyacı: Özellikle anorektik örüntüde, kişinin hayatındaki kaotik alanlara karşı geliştirdiği bir kontrol yanılsaması söz konusudur.

Duygusal düzenleme güçlüğü: Tıkınırcasına yeme atakları çoğu zaman bastırılmış öfke, yalnızlık ya da boşluk hissini regüle etme çabasıdır.

Beden üzerinden özdeğer kurma: Toplumsal güzellik ideallerinin içselleştirilmesi, benlik değerinin kilo ve görünümle eşitlenmesine yol açabilmektedir.

Utanç ve gizlilik döngüsü: Özellikle bulimik döngüde, yeme-çıkarma davranışı yoğun suçluluk ve utançla pekişmekte; bu durum ise davranışın gizli şekilde sürmesine neden olmaktadır.

 

Sosyokültürel etkenler: Sosyal medya filtreleri, “kusursuz beden” mitleri ve diyet kültürü, özellikle ergen ve genç yetişkinlerde kırılgan benlik yapısını daha da zorlayabilmektedir. Ancak yeme bozuklukları yalnızca kadınlara özgü değildir; erkeklerde ve farklı yaş gruplarında da giderek daha sık görülmektedir. Toplumsal cinsiyet rolleri, performans baskısı ve başarı odaklı kimlik isteği risk faktörleri arasındadır.

Ne Zaman Profesyonel Destek?

Aşağıdaki durumlar gözlemleniyorsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır:

  • Yemekle ilgili düşüncelerin günün büyük bölümünü kaplaması
  • Hızlı kilo kaybı ya da kilo dalgalanmaları
  • Gizli yeme davranışları
  • Kusma, laksatif kullanımı veya kompulsif egzersiz
  • Depresyon, kaygı, sosyal geri çekilme

Yeme bozuklukları tıbbi açıdan da risklidir; bu nedenle tedavi süreci multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir (psikiyatri, dahiliye, diyetisyen ve psikoterapi).

Psikoterapide Yaklaşım

Yeme bozukluğu çoğu zaman buzdağının görünen kısmıdır. Altta yatan şemalar, bağlanma örüntüleri ve travmatik yaşantılar ele alınmadan kalıcı iyileşme güçleşmektedir.

Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Diyalektik Davranış Terapisi ve psikodinamik yaklaşımlar; danışanın ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilmektedir. Terapi sürecinde hedef yalnızca yeme davranışını düzenlemek değil, kişinin bedenle ve kendilikle kurduğu ilişkiyi dönüştürmektir.

Yeme bozuklukları “zayıflık takıntısı” değildir; çoğu zaman görünmeyen bir çığlıktır. Bu hafta vesilesiyle, kilo üzerinden yapılan şakaların, beden yorumlarının ve diyet baskısının ne denli yaralayıcı olabileceğini hatırlamak gerekmektedir.

Bir Cevap Yazın