Home BİLİM-TEKNOLOJİ 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE KADINLARIN RUH SAĞLIĞINA PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE KADINLARIN RUH SAĞLIĞINA PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ

0

Her yıl 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda kadınların toplumsal, ekonomik ve psikolojik gerçekliklerini yeniden düşünmemiz için güçlü bir fırsattır. Psikoloji alanından baktığımızda 8 Mart, kadınların görünmeyen emeklerini, duygusal yüklerini ve ruh sağlığı alanındaki kırılganlıklarını konuşmak için önemli bir gündür.

Toplumsal Roller ve Psikolojik Yük

Kadınlar tarihsel olarak bakım veren, düzenleyici, birleştirici rollerle tanımlanmıştır. Annelik, eş olma, çalışan kadın olma, ev içi sorumluluklar… Bu roller tek başına problem değildir; ancak toplumsal beklentilerin katılığı ve “kusursuz kadın” inancı psikolojik baskıyı artırmaktadır.

Klinik gözlemler ve araştırmalar, kadınlarda anksiyete ve depresyon oranlarının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu farkın biyolojik temelleri kadar, sosyal belirleyicileri de vardır. Sürekli “yeterli olma” çabası, duygusal emeğin görünmezliği ve değersizleştirilmesi, uzun vadede tükenmişlik, özgüven zedelenmesi ve kronik stresle sonuçlanabilmektedir.

Duygusal Emek ve Görünmeyen Yük

Kadınlar çoğu zaman yalnızca kendi duygularını değil, aile bireylerinin duygusal düzenini de taşımaktadır. Ev içi çatışmaları yatıştırma, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılama, partnerin psikolojik yükünü dengeleme gibi roller, “doğal” kabul edildiği için takdir edilmemektedir. Oysa bu sürekli regülasyon hali, psikolojik dayanıklılığı zorlayan bir faktördür.

Uzun süreli duygusal yük, somatik yakınmalar, uyku problemleri ve kronik yorgunluk şeklinde kendini gösterebilmektedir. Kadın danışanlarda sıklıkla gördüğümüz “kendime zaman ayıramıyorum” ifadesi, aslında sınır koyma güçlüğünün ve içselleştirilmiş fedakârlık şemasının yansımasıdır.

Şiddet ve Travma

Kadın ruh sağlığını konuşurken şiddet gerçeğini görmezden gelmek mümkün değildir. Fiziksel, psikolojik, ekonomik ya da dijital şiddet; yalnızca anlık zarar vermez, uzun vadede travma sonrası stres belirtilerine, öğrenilmiş çaresizliğe ve bağlanma problemlerine yol açabilmektedir.

Şiddet deneyimi yaşayan kadınlarda suçluluk ve utanç duyguları oldukça yaygındır. Oysa sorumluluk her zaman şiddeti uygulayana aittir. Psikolojik destek sürecinde en temel hedeflerden biri, kadının öz-değer algısını yeniden inşa etmektir.

Psikolojik Dayanıklılık

Tüm bu zorluklara rağmen kadınların dayanıklılığı da göz ardı edilmemelidir. Psikolojik dayanıklılık; yalnızca güçlü olmak değil, gerektiğinde yardım isteyebilmek, sınır koyabilmek ve kendini ifade edebilmektir.

8 Mart, kadınlara “daha güçlü olun” demek için değil; onların yükünü hafifletecek toplumsal dönüşümü konuşmak için vardır. Ruh sağlığı alanında çalışan bizler için bu gün, kadınların deneyimlerini görünür kılma ve destek mekanizmalarını güçlendirme sorumluluğunu hatırlatmaktadır.

NO COMMENTS

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

Lefke Haber TV sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Exit mobile version