LEFKE’DE BİR BAYRAM SABAHI…
Doç. Dr. ELNUR AĞAYEV
Lefke’de Ramazan Bayramı namaz saatinin 6.19 olduğunu yazıyordu kaynak. Bundan dolayı da geç kalmamak için hazırlığımı yapıp saat 5.45’te evden çıktım. Tercihimi tarihi Lefke Orta Cami’den yana kullandım. Şimdiki adıyla Şeyh Nazım Kıbrısî Camii. Oysa seçeneğim çoktu. Tercihimi yakın köylerdeki Yedidalga, Bağlıköy, Gemikonağı, Çamlıköy camilerinden yana da kullanabilirdim. Galiba camiden sonra Lefke Kabristanlığı’nı ziyaret etme isteğim kararımda etkili olmuştu…
Arabayla Kuzey’den Lefke merkezindeki camiye doğru giderken sokakları boş buldum. Caminin yanına vardığımda insanların yavaş yavaş toplandıklarını gördüm. Arabaya park yeri bulmam zor olmadı. Çünkü biraz erken gelmiş sayılırdım. Günlük namazlarda olmasa da bayram namazlarında, hele cenaze namazlarında burada arabaya park yeri bulmak çok zor. Ara sokaklarda yer araman ve bulman gerekiyor. Recep abinin (Şenses) kahvesinin biraz ilerisine bir zamanlar Tomas’ın dükkânı olarak bilinen yerin önüne park ediyorum…
Caminin dışında bankta oturan arkadaşlarla selamlaşıp bayramlaşıyoruz. Bankta oturmak beni açmıyor, camiye geçip kürsüde konuşan imam yardımcısını dinleyeyim biraz diyorum çünkü mesajlarını çok önemsiyorum. Yardımcı dini vecibelerin yerine getirilmesinin önemini anlatıyor. Önemlidir, görevini yapıyor. Meramını anlatırken bana göre yanlış anlama gelecek bir cümle de kuruyor: “bugün sabah namazını uzattım ve sizin gelmenizi bekledim, yoktunuz. O namaza gelmediniz de Bayram namazına neden geldiniz?” şeklinde. Namazın önemi bu cümleyle mi anlatılır? Bana ters gelen bir cümle. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır deyip geçeyim. Ben olsam farklı bir cümle kurar, farklı bir yöntemi tercih ederdim…
Namaz saati yaklaşınca cami dolmaya başlıyor, doluyor da. Yeni gelenler üst kattaki kadınlar bölümüne yönlendiriliyor. Bu arada Camiye kadınların girip üst kata, kadınlar bölümüne yöneldiklerini de görüyorum. Gelen kadınlar çoğunlukla Müslüman Arap ülkelerinden gelen öğrencilerdir. Fakat kadınlar erkekler alındığından dolayı yerlerine geçemiyorlar. Dışarıya “buyur ediliyorlar”. Bana tuhaf geliyor bu manzara. Dışarıda mı kıldılar namazlarını, takip edemedim… Anlaşılan bayram namazları için özel hazırlıklar yapmak lazım…
Namazı kılıp duamızı ediyoruz. Bayramlaşıp camiden ayrılıyorum. Yetiştiğim kültürden olacak ki bayram namazından sonra hep mezarlıkları, değer verdiğim insanların mezarını ziyaret etmek, dualar etmek isterim. Belki biraz da akademik kimliğinden kaynaklanıyor, yeni bilgiler edineyim diye…
Mezarlık izlenimlerimi yazmadan bir hatırlatma yapmak istiyorum. 19 Haziran 2024 tarihinde yazdığım “Arife Günü Lefke Mezarlığında” (https://lefkehabertv.com/2024/06/19/arife-gunu-lefke-mezarliginda/) yazımda bahsettiğim konulara, sorunlara, izlenimlere burada girmeyeceğim. Çünkü bu bayramda Lefke mezarlığına o günkü gözle bakmadım. O günkü izlenimlerimi verdiğim linkten okuyabilirsiniz…
… Okuduğum, hakkında çeşitli tarih, hikâyeler dinlediğim şahısların mezarlarının yanından geçiyorum. “Dün denecek kadar yakın bir geçmişte” arkadaşlık ettiğim, sohbetlerini dinlediğim, abi dediğim, hoca dediğim büyüklerimin mezar taşları başında duruyorum. Bir Fatiha’mı, duamı eksik emiyorum. Durup anılarını, anlatılarını hatırlıyorum. Ve de onlar için yapmamız gerektiğine inandığım fakat daha yapamadıklarımız için üzülüyorum…
Yusuf Kubilay abinin anlatılarını ve anlatılarının kaydımda koruduklarımı hatırlıyorum. Salih Suphi hocamın anlatılarını hatırlıyorum. Lefke’nin hafızası diye tarif edebileceğimiz Fedai Ferid Beyden çeşitli mekânlarda dinlediğim anlatılarını anımsıyorum. Mustafa abinin, Mazlum hocanın, Erkut abinin, Vehid abinin mezarları başında duruyor ve Lefke tarihi, edebiyatı, sanatı, kültürü üzerine yaptığımız mesaileri anımsıyorum.
Eski Belediye başkanı Fadıl Nekipzade beyin Lefke’ye dokunuşları, bıraktığı izler gözlerim karşısından geçiyor. Hem de üzülüyorum. Üzülüyorum çünkü kısa bir çalışma dışında Lefke’de bıraktığı izlerini daha yazmış değiliz.
Nazım Beratlı hocanın mezarı başında dua ediyorum. Vefatından 2 yıl geçmiş ama daha bir ANI KİTABINI bile yapamamışız. Hüseyin abinin bıraktığı çalışmaları yayınlayamadığımıza üzülüyorum…
… Bu ziyaretimde mezarlıkta dikkatimi çeken anlamlı ve ilginç bazı hususlar da var.
Mezarlığın 2. Etapının Doğu kısmında Mayıs 2018 yılında denizde kıyıya vuran 9 Suriyeli mültecinin mezarı bulunmakta. Mezar başlarında bulunan tahtaya isimleri yazılıdır. Mezar yerlerinin bakımı yapılmış. Mülteci yakınlarının bu mezarlıktan, mezarlardan haberleri var mı, ziyaret ediyorlar mı?…
Mezarlığın 2. Etapın Kuzey kısmında bölgede evli iken trafik kazasında yaşamını yitiren Ortodoks inançlı bir kadın vatandaşımızın mezarı bulunmakta. Farklı bir inanç ve kültürün taşıyıcısı olduğu mezar kültüründen de anlaşılmaktadır. Yeni ziyaret edilmiş. Mezara çiçekler, mesaj niteliğinde semboller bırakılmış…
… Farklı mezar taşlarındaki simgeler de dikkatimi çekmiyor değil. Lefke TSK’nın kıymetli futbolcusu Osman Solkanat’ın mezarı üstündeki menekşe beyaz top yerindedir. İlk yapıldığında Lefke TSK’nın efsane kalecisi Mazlum Mercan hocanın mezarı ütünde de menekşe beyaz top vardı ama şimdi yok. Hâkim Oktay H. Bayramoğlu’nun mezar taşına adalet terazisi yansımış. Yine farklı mezarlardaki yelpaze, sigara, fener, mini muflon heykeli, şapka, baston dikkatimi çekiyor. Anlaşılan mezar sahiplerinin yaşamlarında önem taşımış bu semboller…
… Mezarlıkta bir saate yakın bulundum. “Hepsi yalan burası gerçek” denen mezarlığın bakımı dikkatimi çekti. Ziyaretler arifeden başlamış sabah erkenden de devam etmiş görünüyordu. Kimisi çiçek bırakıyor, kimisi tütsü yakıyor, kimisi temizlik, mezar taşı yıkaması yapıyor. Fatiha da, dualar da eksik edilmiyor… Bazı mezarlar ise bakımsız durumda ve anlaşılan uzun süredir ziyaretçilerini bekliyor…
Ayrıldığımda ziyaretçilerin akınını devam ediyordu. Kafamda ise bir Lefkeli’nin mezar taşında okuduğum, Anadolu Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykâvus’un sanduka yazısı dolaşıyordu: “Biz cihanı terk edip gittik, zahmet ve rahatını nakşedip gittik, bundan sonra nöbet sizdedir, biz kendi nöbetimizi tuttuk ve gittik.”
