İSPANYA BAŞBAKANI PEDRO SANCHEZ YAZDI: “SAVAŞA HAYIR”
İspanya başbakanı, ABD’ye İspanya topraklarında bulunan askeri üslerini İran harekatı için kullanma yetkisi vermeme kararını The Economist’e açıkladı. Sánchez’e göre İran’da tırmanan çatışmadan iyi sonuç beklemek saflık olur.
Çoğunuz hatırlarsınız. Şubat 2003’te dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin huzuruna çıkıp kameralara gösterdiği küçük şişenin içinde şarbon olduğunu iddia etmişti. Mesajı basitti: Irak’ın kitle imha silahları vardı. Bu yüzden Amerika’nın onlara saldırması gerekiyordu.
İspanya da kendi içinde aynısını yaşamıştı. Dönemin başbakanı José María Aznar halka “Doğruyu söylediğimden şüpheniz olmasın: Irak rejiminin kitle imha silahları var” diye seslendi. Kimse pek inanmadı. Irak’a müdahaleyi destekleyen İspanyolların oranı sadece yüzde 5’ti. Hatta milyonlarca kişi sokaklara dökülüp yasadışı ve ahlaksız gördükleri savaşa karşı çıktı. Ama Aznar bizi savaşa sürükledi.
Sonrasını tarih yazıyor. Irak savaşı sekiz yıl sürdü. Çoğu masum sivillerden oluşan 300 bin kişinin hayatına mal oldu ve bütün Orta Doğu’daki istikrarsızlığı daha da şiddetlendirdi. Üstelik Avrupa’nın Berlin Duvarı’nın yıkılışından beri karşılaştığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikleyerek terörizmde muazzam artışa, göç krizine ve milyonlarca hanenin satın alma gücünü aşındıran fiyat artışlarına yol açtı. Demokrasi ve barışı yayma misyonu olarak sunulan Irak Savaşı tam tersi sonuçlar doğurdu.
NELERE HAYIR?
Bugün de benzer bir durumla karşı karşıyayız ve hükümetimin pozisyonu İspanya toplumunun yirmi yıl önceki pozisyonuyla aynı: SAVAŞA HAYIR. Uluslararası hukukun tek taraflı olarak ihlal edilmesine hayır. Geçmişteki hataların tekrarlanmasına hayır. Dünyanın sorunlarının bombalarla çözülebileceği fikrine hayır.
Tutumumuz ABD yönetimine karşı herhangi bir antipatiden ya da İran’ın zalim rejimine duyduğumuz sempatiden kaynaklanmıyor. Hükümetim her zaman transatlantik bağı destekledi ve Ayetullahların kadınlar başta olmak üzere kendi halklarına ve bölgedeki birçok ülkeye verdiği korkunç zararı defalarca ve kesin bir dille kınadı.
Tutumumuz bu savaşın yasadışı, kurallara dayalı uluslararası düzene yönelik büyük bir tehdit ve insanlığın çıkarlarına aykırı olduğu gerçeğinden kaynaklanıyor. Sertlik yanlısı rejimin düşmesine katkıda bulunup bulunmayacağını kimse bilmiyor. Bildiğimiz tek şey çok pahalıya mal olacağı ve bu maliyetin sadece Ayetullahlar tarafından karşılanmayacağı. İranlı siviller orantısız şekilde zarar görecek. Dünyanın geri kalanı da ulaşımın aksaması, fiyatların yükselmesi, güvensizliğin artması ve daha büyük ekonomik belirsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalacak.
Avrupa Merkez Bankası tarafından daha önce yapılan bir analize göre Hürmüz Boğazı’nın kısmen ablukaya alınması sadece bir yıl içinde Euro Bölgesi’nde GSYİH büyümesinde 0.7 puanlık bir kayba ve yaklaşık bir puanlık enflasyon artışına yol açabilir. İran’a açılan savaş orduyla ilişkili sektörlerin kârını arttırmaya ve bazı ülkelerdeki iç sorunları ve eksikleri örtbas etmeye yarayabilir. Ancak İsrail’in daha güvenli hale gelmesine veya Gazze için adil çözüm bulunmasına katkı yapmayacak. Ne Vladimir Putin’i zayıflatacak ne de Ukrayna’da barışı kolaylaştıracak. Küresel Güney’de yoksulluğun ortadan kaldırılmasına veya iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmayacak. Vatandaşlarımıza daha yüksek ücretler, daha yoğun kamu hizmetleri ve daha iyi yaşamlar getirmeyeceği de kesin. Tüm bu nedenlerle ABD’ye topraklarımızda bulunan askeri üslerini mevcut harekat için kullanma yetkisi vermeme kararı aldık. Bu egemen bir ülke olarak hem hakkımız hem de ikili anlaşmalarımızda öngörülmüş bir olasılık. Üstelik İspanyol halkının refahının koruyucusu olarak sorumluluğumuz böyle gerektiriyor. BM üyeleri ve uluslararası hukukun yılmaz destekçileri olarak bu yaklaşımı görev biliyoruz. Gerçek müttefikler zor günde birbirine destek olur ancak bu destek pervasızca girişilen bir serüvende körü körüne itaat anlamına gelmez.
HALK BIZE YETKI VERDI
Savaş çözüm değil. Tam da bu nedenle Avrupalı ortaklarımız ve bölgedeki bazı ülkelerle birlikte gerilimin azaltılması, ateşkesin sağlanması ve barış yolunun diplomasi üzerinden yeniden açılması için çalışıyoruz. Arzumuzu naif bulanlar olabilir. Ancak asıl naif olan bugün tanık olduğumuz karşılıklı İHA ve füze saldırılarının iyi sonuç getireceğine inanmak. Neyse ki böyle düşünen sadece biz değiliz. Son birkaç gün içinde birçok ülke benzer tavrı savundu ve umarım diğerleri de aynı yola girer. Bu yüzyılda ortak geleceğimize hangi ilkenin rehberlik edeceğini seçme zamanı geldi: Gücün üstünlüğü mü, yoksa kuralların üstünlüğü mü? İspanya her zaman uluslararası hukukun, ülkeler arası iş birliğinin ve insan hayatının korunmasının yanında yer alacak. Vatandaşlarımız bizi seçerken bunun için yetki verdi. Herkese refah getirerek insanlığın ilerlemesini sağlayacak tek yol da bu.
