Home SAĞLIK DÜNYA'DA SAĞLIK 2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

0

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

MERVE KARAFİSTAN-Uzman Klinik Psikolog

Her yıl 2 Nisan, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizme ilişkin toplumsal bilinç düzeyini artırmayı amaçlayan bir farkındalık günü olarak ele alınmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), nörogelişimsel bir bozukluk olarak erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, etkileşim ve davranış örüntülerinde belirgin farklılıklarla karakterize edilen bir durumdur. Güncel tanı sistemlerinden biri olan DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition), OSB’yi belirli tanı ölçütleri çerçevesinde tanımlamaktadır.

DSM-5’e göre Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı iki temel belirti kümesine dayanmaktadır:

  1. Sosyal iletişim ve sosyal etkileşimde kalıcı yetersizlikler (tümünün karşılanması gerekir):
  • Sosyo-duygusal karşılıklılıkta yetersizlik (örneğin karşılıklı konuşmayı sürdürmede güçlük, duygusal paylaşımın sınırlı olması),
  • Sözel olmayan iletişim davranışlarında yetersizlik (göz teması, jest ve mimiklerin kullanımında sınırlılık),
  • İlişki kurma, sürdürme ve anlama becerilerinde güçlük (yaşıt ilişkilerinde zorlanma, sosyal bağlamlara uygun davranış geliştirememe).
  1. Sınırlı, yineleyici davranış, ilgi veya etkinlik örüntüleri (en az iki kriterin karşılanması gerekir):
  • Tekrarlayıcı motor hareketler, nesne kullanımı veya konuşma (stereotipik davranışlar),
  • Rutinlere aşırı bağlılık ve değişime direnç,
  • Yoğun ve sınırlı ilgi alanları,
  • Duyusal uyaranlara karşı aşırı ya da az duyarlılık.

Ek olarak DSM-5 tanı koyma sürecinde şu kriterlerin de sağlanmasını gerekli kılmaktadır: belirtilerin erken gelişim döneminde ortaya çıkması, klinik açıdan belirgin işlevsellik kaybına yol açması ve bu durumun başka bir gelişimsel bozuklukla daha iyi açıklanamamasıdır. Ayrıca destek düzeyine göre yapılan sınıflandırma (Düzey 1: destek gerektirir, Düzey 2: belirgin destek gerektirir, Düzey 3: çok yoğun destek gerektirir) müdahale planlamasında yol göstericidir.

Otizmli Çocuklara Yaklaşım

Otizmli çocuklara yaklaşım, yalnızca davranış yönetimi değil; aynı zamanda bireyin nörogelişimsel özelliklerini anlamaya dayalı bütüncül bir psikolojik tutum gerektirmektedir. Bu bağlamda yaklaşımın temel ilkeleri şu şekilde ele alınabilmektedir:

  1. Bireyselleştirilmiş yaklaşımın benimsenmesi

Otizm spektrumunun heterojen yapısı nedeniyle her çocuğun ihtiyaçları, güçlü yönleri ve zorlanma alanları farklıdır. Bu nedenle standart yaklaşımlar yerine bireye özgü değerlendirme ve müdahale planları oluşturulmalıdır.

  1. Açık, yapılandırılmış ve öngörülebilir iletişim

Otizmli çocuklar için belirsizlik kaygı verici olabilmektedir. Bu nedenle açık, net ve kısa yönergeler kullanmak; rutinler oluşturmak ve değişiklikleri önceden haber vermek uyumu artırmaktadır.

  1. Duyusal hassasiyetlerin dikkate alınması

Birçok otizmli çocuk duyusal uyaranlara karşı aşırı ya da az duyarlılık gösterebilmektedir. Gürültü, ışık veya dokunsal uyaranlara yönelik bu hassasiyetlerin farkında olunmalı ve çevresel düzenlemeler buna göre yapılmalıdır.

  1. Davranışın işlevini anlamaya odaklanma

Problem davranışlar çoğu zaman bir iletişim biçimidir. Bu nedenle davranışı bastırmak yerine, altta yatan ihtiyacı anlamak ve alternatif iletişim yolları geliştirmek psikolojik açıdan daha işlevseldir.

  1. Güçlü yönleri destekleme ve pekiştirme

Çağdaş psikolojik yaklaşımlar, yalnızca eksikliklere değil, bireyin güçlü olduğu alanlara da odaklanmayı önermektedir. İlgi alanları, motivasyon aracı olarak kullanılabilmektedir.

  1. Aile ile iş birliği içinde çalışma

Aile, çocuğun gelişimsel sürecinde en önemli sistemdir. Bu nedenle ebeveynlerin bilgilendirilmesi, desteklenmesi ve sürece aktif katılımı sağlanmalıdır.

  1. Kabul ve kapsayıcılık temelli tutum geliştirme

Otizmli çocuklara yaklaşımda en temel ilke, onları “değiştirilmesi gereken bireyler” olarak görmekten ziyade, farklı gelişimsel özelliklere sahip bireyler olarak kabul etmektir. Bu yaklaşım, hem terapötik ilişkiyi güçlendirmekte hem de çocuğun psikolojik iyi oluşunu desteklemektedir.

 

NO COMMENTS

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

Lefke Haber TV sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Exit mobile version