CNN: TRUMP REJİMİ DEĞİŞTİRDİĞİNİ SÖYLERKEN HAKLI, ESKİSİNDEN ÇOK DAHA FAZLA RADİKALLEŞMİŞ BİR REJİM DOĞDU
Trump İran’da rejim değiştiğini iddia ediyor. Ancak uzmanlara göre İran’da gerçek bir rejim değişimi yaşanmadı; yalnızca lider kadro değişti. İktidar hâlâ aynı otoriter teokratik sistemde ve Devrim Muhafızları’nın etkisi daha da güçlenmiş durumda.
ABD Başkanı Donald Trump bu hafta İran’ın yeni liderliğinin “daha az radikal ve çok daha makul” olduğunu söyledi. Trump ve Pentagon, İran’da rejim değişikliğinin gerçekleştiğini defalarca öne sürdü.
TRUMP ŞU İFADELERİ KULLANDI:
“İlk rejim yok edildi, parçalandı. Hepsi öldü. Sonraki rejim de büyük ölçüde öldü. Ve üçüncü rejimde, daha önce kimsenin karşılaşmadığı farklı insanlarla karşı karşıyayız. Bu tamamen farklı bir insan grubu. Bu yüzden ben bunu rejim değişikliği olarak değerlendiririm”
Ancak çoğu siyaset bilimci ve analistin rejim değişikliği olarak tanımladığı şey, dış bir gücün bir ülkenin nasıl yönetildiğini dönüştürmesidir; yalnızca o sistemin tepesindeki kişilerin değiştirilmesi değil.
CNN International’ın haberine göre, tanım gereği rejim değişikliği sistemsel bir değişimi ifade ediyor ve bu, 1979 İran Devrimi’nden bu yana yürürlükte olan aynı otoriter teokratik yapı altında kalan İslam Cumhuriyeti’nde henüz görülmüş bir durum değil.
Hatta savaş, İran yönetim sisteminin karmaşık yapısı içinde yer alan sertlik yanlısı askeri fraksiyonlara daha fazla güç kazandırmış ve aynı zamanda Amerikan karşıtı duyguları da güçlendirmiş olabilir.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde (CSIS) Ortadoğu programı direktörü Mona YACOUBİAN, “BU REJİM DAHA SERT ÇİZGİDE, UZLAŞMAYA DAHA AZ YATKIN VE AÇIKÇASI DAHA DOĞRUDAN DEVRİM MUHAFIZLARI’NA BAĞLI” DEDİ.
Yacoubian sözlerinin devamında “İran’daki mevcut liderin ortadan kaldırıldığını gördük, ancak bu durum gücü kimin elinde tuttuğu ya da ABD karşısındaki konumları açısından dramatik bir değişime dönüşmedi” ifadelerini kullandı.
Yacoubian, şu anda hiçbir analistin İran hükümetinin iç işleyişine dair derin bir içgörüye sahip olmadığını da vurguladı. Çok sayıda bilinmeyen var ve bunu bazı ABD’li yetkililer de kabul ediyor. Yeni Yüce Lider Mücteba Hamaney’in sağlık durumunun iyi olup olmadığı ya da gerçekten ülkeyi yönetip yönetmediği belirsiz; çünkü savaş başladığından bu yana görülmedi ya da görüntülenmedi.
Ancak uzmanlar Mücteba’nın kendisinin de onu bu konuma yükselten Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip olduğunu biliyor ve bu nedenle babasına kıyasla Devrim Muhafızları’na daha fazla bağlı olduğunu belirtiyor.
Trump’ın iddialarının aksine İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi diğer liderlik pozisyonları ise aynı kalmış durumda.
İRAN’DA DEVLET BASKISI DAHA DA ARTTI
Analistler ayrıca sertleşen bu rejimin kendi vatandaşlarına yönelik baskıyı daha da artırmasının beklendiğini söylüyor.
International Crisis Group’ta İran Projesi Direktörü Ali Vaez, “Başkan Trump İran’da rejimi değiştirdiğini söylediğinde bir açıdan haklı. Onu çok daha radikalleşmiş bir rejime dönüştürdü. Şu anda görevde olan bu kişilerin tamamı geçmişlerinde iç baskı operasyonlarında geniş biçimde yer almış kişiler” şeklinde konuştu.
İran ocak ayında ülke çapındaki protestoları binlerce protestocuyu öldürerek acımasızca bastırdı ve hükümet son bir ayda en az dokuz infaz gerçekleştirdi.
İran’ın yeni yetkilileri, savaşın ilk günlerinde Trump’ın çağrısını yaptığı herhangi bir halk ayaklanmasına karşı tetikte olacak. Ayrıca son dönemde yaşanan bir dizi istihbarat başarısızlığı ve sızıntı da onları alarma geçirmiş durumda.
Vaez CNN’e yaptığı açıklamada, “Rejimin paranoya düzeyi göz önüne alındığında, baskının geçmişe kıyasla çok daha sert olacağına inanıyorum” dedi.
ABD ve İsrail saldırıları İran’ın askeri kapasitesine ve deniz kuvvetlerine zarar vermiş olsa da Yacoubian’a göre Devrim Muhafızları iç muhalefeti bastırmak için gerekli olan hem “silahları hem de parayı” kontrol etmeyi sürdürüyor.
Yacoubian, “Ayrıca Besic güçlerini de kontrol ediyorlar; bunlar bu baskı aygıtının bir tür saha askerleri” dedi.
Besic, Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter güçler ve kamuoyu muhalefetini bastırmada büyük rol oynadılar. Yacoubian, “Rejim kontrolünün parçalandığı ya da aşındığına dair hiçbir işaret görmedik, özellikle de kentsel alanlarda” şeklinde konuştu.
Bu durum, onların savaşı sürdürmekten ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmekten caydırılacak kadar zayıflatılmadıkları gerçeğini de içeriyor.
Bu arada İranlı yetkililerin internet erişimi üzerindeki sıkı kontrolü de devam ediyor. İnternet izleme kuruluşu Netblocks’a göre ülke çapındaki internet kesintisi 36. gününe girdi.
İran içinde arama motorlarında ağır sansür uygulanıyor; Miaan Group adlı insan hakları kuruluşunun yeni raporuna göre “savaş” gibi anahtar kelimeler sıfır sonuç veriyor. Bu durum hükümetin yalnızca güvenlik izni olan kişilerin uluslararası internete erişmesine izin verecek teknolojileri devreye alma yönünde ilerleme kaydettiği bir dönemde yaşanıyor.
Miaan Group’ta dijital haklar ve güvenlik direktörü Amir Rashidi, “İranlı yetkililerin yıllardır kullandıkları temel yöntemlere güvenmeye devam etmesi muhtemel, ancak genel eğilim yalnızca ‘aynı şeyin daha fazlası’ değil, daha sert, daha merkezi ve daha güvenlik odaklı bir kontrol yönünde ilerliyor” dedi.
Muhaliflere yönelik tutuklamalar da devam ediyor. Çarşamba gecesi İranlı insan hakları avukatı Nasrin Sotoudeh güvenlik güçleri tarafından evinden gözaltına alındı; kızı bunu perşembe günü yaptığı açıklamada duyurdu.
NÜKLEER HEDEFLERDE “KAYBEDECEK BİR ŞEY YOK”
Uzmanlara göre savaş, rejimin nükleer silah elde etme kararlılığını da güçlendirebilir. Ayetullah Ali Hamaney nükleer bombayı yasaklayan bir fetva yayınlamıştı. Ancak Vaez’e göre bu hüküm onun ölümüyle birlikte ortadan kalktı.
Vaez, “Her ordu için nihai caydırıcılığa sahip olmak son derece cazip bir ihtimaldir. Artık yönetimde ordu var. Bölgesel caydırıcılığı zayıflamış, bu savaşın sonunda konvansiyonel caydırıcılığı ciddi biçimde aşınmış bir ordu ve hâlâ nükleer silaha giden bir kısayola sahip” diyerek bunun 400 kilogramdan fazla yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum olduğunu belirtti.
Analistler Devrim Muhafızları’nın Kuzey Kore örneğine bakacağını söylüyor; çünkü nükleer silaha sahip olduğu için saldırıya uğramadığını düşünüyorlar.
Yacoubian CNN’e yaptığı açıklamada, “Rejimin, en iyi caydırıcılık umudunun nükleer silaha sahip olmak olduğu sonucundan başka bir sonuca varmasının zor olduğunu görmek mümkün. Bu noktada kaybedecek bir şeyleri yok” dedi.
Trump çarşamba gecesi Beyaz Saray konuşmasında İran’ın “nükleer silahın kapısında” olduğunu yineledi; bu ise ABD ve Batılı istihbarat değerlendirmeleriyle çelişiyor.
Trump ayrıca rejim değişikliği iddialarını da yineledi ve aynı zamanda ABD’nin bu rejimin “Amerika’yı tehdit etme kapasitesini” ortadan kaldırdığını savundu.
Trump, “Rejim değişikliği bizim hedefimiz değildi. Hiçbir zaman rejim değişikliği demedik, ancak rejim değişikliği gerçekleşti çünkü tüm orijinal liderleri öldü” dedi.
Ancak diğer ABD’li yetkililer İran’ın yeni liderliği konusunda daha temkinli bir dil kullanıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü ABC News’e verdiği röportajda, “Bakın, orada içeride bazı çatlaklar var” dedi ve şöyle devam etti:
“İran halkı inanılmaz bir halk. Onları yöneten bu ruhban rejimi sorun. Eğer şimdi yönetimde olan yeni kişiler geleceğe dair daha makul bir vizyona sahipse bu bizim için, onlar için ve tüm dünya için iyi haber olur. Ama bunun böyle olmadığı ihtimaline, hatta muhtemelen böyle olmadığı ihtimaline de hazırlıklı olmalıyız”
