İSTİFA ETME BİLİMİ
Çoğumuz, muhtemelen yerimizde kalmamız gerekse de, istifa etmekten sadece bir olay uzaktayız.
Hiçbir şekilde açıklayamadığım nedenlerden ötürü mart ayı istifalar açısından çok yoğun geçti.
Tanıdığım en az üç kişi havlu atmaya karar verdi. Biri rakip bir şirket tarafından kapıldı. Bir diğeri kitap yazmaya gitti. Üçüncüsü ise aynı meslekte yaklaşık 20 yıl çalıştıktan sonra başka bir şey yapmak istediğine karar verdi.
On yılı aşkın süredir İngiltere’de yılın ilk üç ayında 200 binden fazla kişi istifa ediyor. Dolayısıyla bu senekilerden birkaçını tanımam çok da şaşırtıcı değil.
Ancak “Jolted” (Sarsıntı) adlı yeni bir kitap sayesinde söz konusu firarilere bakış açım değişti.
Kitabın yazarı Anthony Klotz Amerikalı bir akademisyen. Pandeminin ABD genelinde “Büyük İstifa” adlı bir döneme yol açacağını tahmin etmiş ve haklı çıkmıştı.
2022’deki bir yazımda değindiğim gibi, aynı süreçte Klotz da istifa rüzgarına kapılmış, ABD’deki üniversitesinden ayrılıp İngiltere’deki University College London’ın işletme fakültesine gelmişti.
Hâlâ Londra’da ve son 15 yıldır zihnini kurcalayan soruya cevap arıyor: İnsanlar istifa etmeye nasıl, ne zaman ve neden karar veriyor?
Kitap çalışma hayatına dair basit ama çok da bariz olmayan bir iddia ortaya atıyor: İstifa çoğu zaman tek bir olayla, yani ani bir sarsıntıyla tetikleniyor. Klotz, “Çoğumuz işimizden ayrılmaktan sadece bir olay uzaktayız” diye yazıyor.
Farklı sarsıntılar tanımlıyor. Başarısızlık, taciz veya daha kötü olayların yarattığı şokların yanı sıra sağlıkla ilgili kişisel veya genel acil durum, boşanma veya diğer kişisel sorunların yarattığı “çapraz” sarsıntıların insanı çıkış kapısına yöneltebileceğini söylüyor.
Büyük bir doğum günü gibi olumlu sarsıntılar da işten ayrılmaya yol açabiliyor. Terfi alınca, “Süperim. Başka yerde daha iyisini yaparım” diye düşünerek istifa edenler bile var.
Balayı fenomeni
Daha şaşırtıcı bir fenomen ise “balayı” sarsıntısı. Bulunan iş, beklentilerin çok altında kalınca yeni gelen kişi kısa sürede yeni gidene dönüşüyor.
Böyle örneklerin zannettiğimden çok daha yaygın olduğunu öğrendim. Klotz’un 56 bin çalışan üzerinde yaptığı ankete göre katılımcıların yüzde 42’si yeni işini bir yıl içinde bırakmış. Bir başka anket ise yüzde 30’unun ilk 90 gün içinde işten ayrıldığını gösteriyor.
Bunun bir nedeni, işverenlerin adayları cezbetmek için genellikle kendi niteliklerini abartmaları. Klotz bir öğrenciyi örnek veriyor. Girmeyi düşündüğü büyük danışmanlık firması cömert ücretli izinler vaat ediyormuş. Ancak pratikte şirkette ilerlemek isteyen kimsenin ilk yılında tatil yapmadığını görmüş.
Benim tanıdığım, yeni istifa eden üç kişiden hiçbiri balayı sarsıntısı yaşamamıştı. Hepsi yıllardır aynı şirketlerde çalışıyordu.
Alametler neler?
Peki ne oldu da çıkış düğmesine bastılar? Daha da önemlisi, nitelikli çalışanları kaybetmenin ve yerlerine başkasını bulmanın maliyeti düşünülünce, bu ayrılıklar önlenebilir miydi?
Klotz’un kitabının da işaret ettiği gibi, bir çalışanın ne zaman sarsıldığını veya sarsılabileceğini öngörecek becerisi ve zamanı bulunan yöneticilere sahip olmak önemli.
İyi bir yöneticinin potansiyel istifa alametlerini tespit etme ihtimali de daha yüksek. LinkedIn profilini güncellemek, öğle tatilini uzatmak ve özel telefon görüşmeleri için alan yaratmaya çalışmak gibi bariz alametler var.
Ancak gerçekten istifayla sonuçlanacak davranışlar kendini hemen ele vermeyebilir. Bazıları normalden daha huysuz olur. Kimisi yöneticileri memnun etmek için fazla uğraşmamaya ya da eskisi kadar çalışmamaya başlar.
Tanıdık şeytan
Bu tür davranışları erken tespit etmenin işveren için faydaları ortada. Ama çalışan için de düşündüğünüzden çok daha yararlı. Klotz’un sunduğu önemli adımlardan biri de şu: Birçok kişi işyerinde sarsıntı yaşadıktan sonra tek düşüncesi hiçbir şey yapmamak oluyor. Yerinizde kalıp tanıdığınız şeytanla yola devam etmek sandığımızdan çok daha fazla avantaj içeriyor.
İnanmayanlar Bob Iger’a sorabilir. Walt Disney’in patronu yaklaşık yirmi yıllık görev süresinin ardından bu yıl görevini resmen halefine devretti. Şimdilerde kendi jenerasyonunun en büyük yöneticilerinden biri olarak anılıyor. Ama neredeyse o aşamaya hiç gelmeyecekti.
Iger 1980’lerde çalıştığı ABC-TV kanalının çok farklı ve daha küçük bir şirket olan Capital Cities Communications tarafından satın alındığını öğrenince istifanın eşiğine gelmişti.
Sonrasında kalmanın daha makul olduğuna karar verdi. Disney, Cap Cities’i satın aldı ve devamında tarihi başarılar geldi. İşyerinde illa ki sarsıntı yaşayacaksınız. Başınıza böyle bir şey geldiğinde Iger’ı hatırlamak faydalı olabilir.
