YOL BİTMEK ÜZERE…
Doç. Dr. ELNUR AĞAYEV
Lefke takımında düşüş devam ediyor. Bu düşüş sadece lig sıralamasında yaşanan bir düşüş değil, yansımaları mental düşüştür, fiziksel düşüştür, psikolojik düşüştür, ruhsal düşüştür, puansal düşüştür. İkinci devrede oynanan 12 maçı 4’er periyotlarla 12 puan üzerinden irdelersek, manzara-i umumiye şudur: ilk 4 hafta 7 puan, ikinci 4 hafta 3 puan, üçüncü 4 hafta 1 puan. Toplamda 36 puandan alınan sadece 11 puan var. Tabii ki araya sıkıştırılan 4 de Kıbrıs Kupası maçı var. Kupa iştahı bir kabardı, bir söndü, ne yapalım, ne edelim derken oraya da veda edildi. Bunca maç içinde sahada futbolun gerekleri yapılan 3 veya 3 buçuk maç var. Gerisi “dam-dum” davul sesinden öte bir şey değil…
Kıbrıs Türk futbol liginde son çeyrek düze girilirken özellikle “rahat takımlarla” “şampiyonluğa oynayan” veya “düşme hattında” olan takımlar oynadığında “gelenekselleşen” “şehir efsaneleri” yaygınlaşmaya başlıyor: “Kim kime yatar acaba”, “kim kime direnir acaba”, “kim dombalak aşar acaba”, “kim takla atar acaba”, “kim kambura yatar acaba”… Son iki haftada ligin sadece rahat değil en rahat iki takımı Mağusa Türk Gücü ve Çetinkaya TSK’nın Lefke TSK ile oynadığı maçları izledim. “Yatan, kalkan”, “dombalak aşan”, “takla atan”, “kambura yatan” görmedim. Bir teknik direktörün ifadesiyle “hiçbir şeye mahal vermeden” oynanan maçlar bunlar. Bence bu maçları oynamak ligin “normal dönemindeki” maçları oynamaktan daha zordur. Bu tür maçlarda rahat olan takım maçın doğal akışı içinde yenilse bile yine de “derler”… Anlaşılan “her takım namusunu korumak” derdinde… Böyle olmasaydı 90. dakikada “rahat takımın” stoperi öne çıkıp gol aramaz ve takımına galibiyeti getirmezdi…
Çetinkaya takımı oyun düzenine sadık kalarak oynadı, “hiçbir şeye mahal vermeden” oynadı. Oyuncuları, sayıları fazla olmayan ama sesleri yüksek çıkan seyircileriyle bütünleşerek oynadılar, keyif alarak oynadılar. Son dakikaya kadar mücadelelerini sürdürdüler, son dakika golüyle de galip geldiler.
Ligin düşme hattında olan Lefke takımından “göze hoş giden” bir oyun beklenmiyor artık. Tabelaya eşit veya rakipten bir fazla gol yazdırması bekleniyor. Bunun için de oynamak lazım, koşmak lazım, üretken olmak lazım, kaleye gitmek lazım, şut atmak lazım ve en önemlisi son vuruşu isabetli yapmak lazım. Lefke takımı bunlardan uzak olmasına rağmen geri düştüğü Çetinkaya maçında Gökhan Titiz’le eşitliği yakaladı. Öne geçme şansını yine Gökhan Titiz ve Formy’yle kaçırdı. Bir ara maç kaleci İrfan Özbay ile Çetinkaya takımı arasında oynandı. 35, 48, 70, 71 ve 72. dakikalarda 5 net kurtarış yaptı, İrfan. Yenen iki golde yapacağı bir şey yoktu… 38. dakikada acemice kırmızı kart gören Mustafa Süzgen bu davranışıyla puan ve puanlara ihtiyacı olan, yedek kulübesi fakir olan takımını daha da zor durumda bıraktı… Tek tek oyuncuları kritik yapma zamanı değil. Ama İrfan Özbay’dan sonra genç yetenek Erkan Yolaç’ın da hakkını teslim etmek lazım, iyi mücadele etti… Takım oyunu ve organize bir oyun oynanmadığı için de orayı pas geçeyim…
… Lefke takımı için yolun sonuna gelindi, yol bitmek üzere artık. Şimdi yönetimin radikal kararlar alma, futbolcuların şapkalarını karşılarına koyup düşünme zamanıdır. Çünkü bundan ötesi görünmezliktir, belirsizliktir…
