ÖZGÜR ÖZEL BAŞKANLIĞINDA TOPLANAN MYK SONA ERDİ: TEMMUZ’A KADAR KURULTAY YAPILMAZSA CHP SEÇİME GİREMEZ
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir “Önümüzdeki Salı’nın diğer Salı günlerinden bir farkı yok” diyerek CHP’nin grup toplantısının planlandığı gibi yapılacağını belirtti.
İstinaf Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair verdiği ‘mutlak butlan’ kararı ile Genel Başkanlık görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekili olarak partisinin Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) TBMM’de topladı. TBMM’de Grup Yönetim Kurulu toplantı salonunda düzenlenen toplantının ardından CHP Sözcüsü Zeynel Emre açıklama yaptı.
Olağanüstü kurultaya gidilmesi için delegelerin imza toplamaya başlayacağını duyuran Zeynel Emre, Siyasi Partiler Yasası kapsamında bir siyasi partinin 6 yıl boyunca kurultay yapmaması halinde seçime giremeyeceğini vurguladı. İstinaf Mahkemesi’nin 2023 yılından sonra gerçekleştirilen tüm kurultayları iptal ettiğini hatırlatan Emre, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçerli kurultayı Temmuz 2020 tarihlidir. Ve gerek Siyasi Partiler Yasası, gerek buna dayanarak hazırlanan tüzüklere göre 2 yıl artı 1 yıl uzatmalı olmak üzere 3 yılda bir en fazla kurultaylar yapılmak zorundadır. Hele hele bu süre 6 yılı geçerse o siyasi parti seçime giremez! Bu çok açıktır. Bugün Temmuz 2026 itibarıyla 6 yıllık süre dolacaktır. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni çökertme, tarihten silme operasyonudur. Bir an evvel seçim demeyen, bu yönde karar almayan, irade göstermeyen herkes bu işin sorumlusu olur” açıklamasında bulundu.
Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum” açıklamasına da tepki gösteren Emre, 15 Temmuz sonrasında hazırlanan TBMM raporunun basılmasının AK Parti tarafından engellendiğini hatırlattı. Özgür Özel’in FETÖ ile ilişkisi olmadığının altını çizen Emre “Cumhuriyet Başsavcılığının darbe sonrası yazdığı iddianamelere göre, albayların erken emekliliğe sevki konusundaki yasayı FETÖ’nün isteği üzerine darbeden sadece birkaç ay önce AKP grubu çıkarmıştır. Delilli, belgeli ve bütün on binlerce sayfa içerisinde çok kereler nasıl ilişkide oldukları, nasıl irtibatlı oldukları çıkmıştır. Ama bir yerde Sayın Özgür Özel’in ismini göremezsiniz” sözlerini kaydetti.
Özgür Özel ve mevcut CHP yönetiminin partiden ihraç edilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğine dair soruya da yanıt veren Zeynel Emre, “Bizim tüzüğümüz açıktır. Sayın Özgür Özel’in disipline verilebilmesi için bu kararın Parti Meclisi’nden geçmesi gerekir. Parti Meclisi’nde zaten yeterli çoğunluk olmuş olsa, o kurul çoktan toplanırdı” değerlendirmesinde bulundu.
ZEYNEL EMRE’NİN KONUŞMASINDAN ÖNE ÇIKANLAR ŞÖYLE:
Olağanüstü durumlar, olağanüstü şartları oluşturur. Bizler de öyle günlerden geçiyoruz. Biz bu şartlar altında Gazi Meclisimizde seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in başkanlığında MYK toplantımızı yaptık. Gündemi değerlendirdik.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu, içine düşürüldüğü bu kumpas sürecini değerlendirdik. Buradan nasıl çıkarız, hangi yol, hangi metotlarla halkımızla birlikte bu kumpasları savuştururuz bunu konuştuk. Tabii esasında gerek söz konusu butlan kararı çıkmadan evvel, gerekse çıktıktan sonra hemen hemen herkesin ortaklaştığı bir süreç var. Neden Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına bu geldi? Neden Sayın Özgür Özel’e yönelik böyle bir olay gerçekleşti diye.
“GENİŞLETİLMİŞ MYK YAPTIK”
Bugün biraz genişletilmiş bir MYK yaptık. Önceki dönem MYK’da yer alan, sonra Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde görev alan altı arkadaşımızı da dahil ettik. Saray’ın cici muhalefeti haline gelmeyi reddettiğimiz için AKP’nin yargı kolları maalesef partimizin içindeki butlan kolları ile birlikte ortak hareket ederek böyle bir kumpası kurdular. Biliyorsunuz, biz dün yüz binlerce vatandaşımız ile birlikte Ankara İl Başkanlığımızın önünde bayramlaştık. Sonra da Anıtkabir’e yürüdük. Atamıza gittik. Orada alan tıka basa dolmuşken dahi, yürüyüşün devam ettiği bir günü yaşadık. Bu karar sonrası bir an için umutsuzluğa kapılan vatandaşımızın yüreğine su serpen görüntüler olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla bir adamın, bir zümrenin, bir partinin tekeline girmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti egemenliğin kayıtsız şartsız halktan alındığı, meşruiyetin halktan alındığı, çeşitli ayak oyunları ile, yargıyı kullanarak, siyasi partilere kumpas yapılarak bir tek adam devleti haline gelmeyecektir. Biz kendimize güveniyoruz. Bizim açımızdan meşruiyet halktan aldığınız oydur. Bir parti halktan yeteri kadar destek bulmuyorsa ve rakibine gayri-ahlaki kumpaslar kuruyorsa o da meşruiyetini kaybetmiştir.
KILIÇDAROĞLU’NUN FETÖ SÖZLERİNE YANIT
Sayın Genel Başkanımız’a yönelik, önceki Genel Başkanımızın yapmış olduğu “FETÖ artıklarını temizleyemediğim için özür dilerim” cümlesinden sonra, sosyal medyada çok organize saldırılar yapıldığını görüyoruz. Özgür Özel’i FETÖ ile ilişkilendirmeye çalışan bir aklı görüyoruz.
İşte bundan 10 yıl önce bir FETÖ itirafçısının bir beyanı varmış da o ifadeler de doğruymuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Özgür Özel milletvekili olduğunda daha CHP kurumsal olarak takip etmeden gidip o davaları izlemiş, Ergenekon’da, Mamak da, Hasdal da, Silivri’de gidip ziyaret etmediği asker kalmamıştır. İzmir Askeri Casusluk davasını daha kimse bilmezken kumpası ortaya çıkarmıştır. 15 Temmuz gecesi Genel Başkanımız uçaktayken Özgür Özel inisiyatif almış, TBMM’ye gelmiş, burada Meclis’in açılmasına katkı sunmuş, Meclis’e bomba atıldığı anda dahi Meclis’i terk etmemiş ve meşruiyetin yanında durduğunu ilan etmiş ve bir an bile geri adım atmamıştır. Bu tutumu nedeniyle FETÖ hariç tüm partilerden, medyadan övgüler almıştır.
İddia o ki, bir FETÖ itirafçısı demiş ki, Salihli’de eczacılık yaparken keşfedilmiş de parlatılmaya çalışılmış… Özgür Özel hiçbir zaman Salihli’de eczacılık yapmamıştır. Özgür Özel o tarihte Eczacılar Birliği yönetiminde Ankara’dadır. Özgür Özel’in Sümerbank davası ile parlatıldığı iddia edilmiştir. Halbuki Sümerbank davası 2010 yılında değil, 2005 yılında açılmıştır. Genel Başkanımızın kızı İpek hiçbir zaman FETÖ okuluna gitmemiştir. Katıldığı bir yarışmanın ödül töreni o zaman Manisa Valiliği tarafından FETÖ okulunda düzenlendiği için bütün öğretmen ve öğrencilerle beraber o okula gitmiş ve birkaç saat orada bulunmuştur.
“RAKİBİMİZİN 5 PUAN ÖNÜNDE OLDUĞUMUZ İÇİN BU OPERASYONA GİRİŞİLDİ”
Bütün bunların kök nedeni, bakın bütün bunların kök nedeni demin söylediğimiz başlangıçtaki meseledir. Cumhuriyet Halk Partisi son yerel seçimlerin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu 35 civarında seyretmekte idi. Rakibimizin 5 puan kadar önündeydik ve adı geçen adayların, olası cumhurbaşkanı adaylarının Tayyip Bey’in karşısında en az 10 puan ve üzerinde farkla seçimi kazanıyor görünmesi nedeniyle böyle bir operasyona girişilmiştir.
“15 TEMMUZ RAPORUNUN BASILMASINI ENGELLEDİLER”
Bir hususun daha bu vesileyle altını çizmek isterim. Madem FETÖ’den bahsettik… Takip edenler bilir, ben de Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonunda üye olarak görev yaptım. Okumadığımız iddianame, dosya, evrak, belge, bilgi kalmadı. Ve günün sonunda biz orada bir rapor yazdık. O rapor Meclis Başkanlığına, Komisyon Başkanlığına verildi. Ve Adalet Yürüyüşü esnasında 2,5 sayfalık, ilk etapta olmayan bir ek rapor, ek ilave yapılmak istendiğini görünce… O 2,5 sayfada da o zamanki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik FETÖ ile ilişkili ağır ithamlarda bulunulduğundan, biz dedik ki “Bunu kabul edemeyiz, ya bunu çıkartın ya biz buna cevap vereceğiz.” Ve sonrasında bize cevap hakkı tanıdılar. Bakın biz hiçbir iftira değil, hiçbir söylenti değil, hiç duymuştum görmüştüm değil, başlık açtık; AKP-FETÖ kardeşliğini, birlikte ülkeyi nasıl bu hale getirdiklerini, darbe yapacak güce bir tarikatın nasıl ulaştığını, buradaki ittifakı delilleriyle, belgeleriyle sunduk.
Ve yine Cumhuriyet tarihinde bu meclis çatısı altında bizim sunduğumuz evraklarla birlikte o raporun bir belge haline dönüşüp de dağıtılmasını engellediler ve Cumhuriyet tarihinde tek basılmayan ve dağıtılmayan rapor olarak tarihe geçti. Ve burada şunun da altını çizelim; Sayın Özgür Özel’in genel başkanlığı boyunca belirlediği adaylar içerisinde hiçbir zaman hiçbir FETÖ’cü olmamıştır. Hiçbir danışmanı FETÖ’cü çıkmamıştır. Bakın, kimse böyle ithamlarda bulunamaz.
“ALBAYLARIN EMEKLİLİĞİ KONUSUNDAKİ YASAYI AKP ÇIKARDI”
Ben tamamen resmî belgelere dayanarak çıkıp meclis genel kurulunda şunu söylemiştim, burada bir kez daha ifade edeyim: Bizi bırakın, Cumhuriyet Başsavcılığının darbe sonrası yazdığı iddianamelere göre, albayların erken emekliliğe sevki konusundaki yasayı FETÖ’nün isteği üzerine darbeden sadece birkaç ay önce AKP grubu çıkarmıştır.
Delilli, belgeli ve bütün on binlerce sayfa içerisinde çok kereler nasıl ilişkide oldukları, nasıl irtibatlı oldukları çıkmıştır. Ama bir yerde Sayın Özgür Özel’in ismini göremezsiniz. Sayın Genel Başkanımızın ismini göremezsiniz. Bugün burada delegeyle seçilmiş, delege iradesiyle seçilmiş bugünkü MYK üyelerimizin hiçbirinin adını bir yerde göremezsiniz.
Bizim MYK’mızda bulunan, Genel Başkanımız tarafından alınan Yankı Bağcıoğlu Paşa, Balyoz kumpasında tutuklanmıştır ve büyük zulme uğramıştır. Bugün bizimle birliktedir, bugün Sayın Özgür Özel’in seçtiği irade içerisindedir. Ben buradan tüm halkımızın dikkatini çekmek istiyorum. Bu mesele bir siyasi parti meselesi değildir. Bu mesele Türkiye’de halkın oyuyla iradenin değişip değişmeyeceği, yönetimin değişip değişmeyeceği meselesidir.
Bir tarafta yüz binlerin varlığı, bir tarafta birkaç bin kişinin varlığı bunu göstermiştir. Ki maalesef Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin önünde basına da yansıyan, sosyal medyada da paylaşılan şekilde 7 oklu bayraklar mı dersiniz, partimizin bayrağının yerlerde bırakılması mı dersiniz, getirilen kişiler mi dersiniz… Diyaloglardan bunları pekâlâ görebiliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman böylesine acı bir tabloyu görmemiştir.
SEÇİM ÇAĞRISI
Buradan çıkış… Efendim, buradan çıkış nasıl olacaktır? Bir an evvel seçim, bir an evvel kurultay. Hemen! Hiçbir bahanesi yoktur. Efendim, eğer şu deniyorsa; tedbir kararı vardır, olamazdır, şudur, budur… Yargıtay’a verilecek iki dilekçeye bakar. Temyizden feragat edilir, kesinleşmiş olur ve tedbir kararı da ortadan kalkmış olur. Kurultay kararı alınması önünde hiçbir engel kalmamış olur. Bütün bunlar bahanedir.
“TEMMUZ’A KADAR KURULTAY YAPILMAZSA CHP SEÇİME GİREMEZ”
Ve partimizin önünde bir varlık yokluk meselesi vardır. Çünkü 2023, 4-5 Kasım ve sonrasındaki tüm kurultaylar mahkemece iptal edildiğinden, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçerli kurultayı Temmuz 2020 tarihlidir. Ve gerek Siyasi Partiler Yasası, gerek buna dayanarak hazırlanan tüzüklere göre 2 yıl artı 1 yıl uzatmalı olmak üzere 3 yılda bir en fazla kurultaylar yapılmak zorundadır. Hele hele bu süre 6 yılı geçerse o siyasi parti seçime giremez, bu çok açıktır. Bugün Temmuz 2026 itibarıyla 6 yıllık süre dolacaktır. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni çökertme, tarihten silme operasyonudur. Bir an evvel seçim demeyen, bu yönde karar almayan, irade göstermeyen herkes bu işin sorumlusu olur.
Kıymetli yurttaşlarımız… Biz bu kumpaslar karşısında her türlü siyasi, her türlü hukuki ve her türlü fiziki mücadeleyi yapacağız. Fiziki mücadele nedir bu? Meydanlara gideceğiz, mitingler yapacağız, dünkü yaptığımız gibi yürüyüşler yapacağız, sokak sokak dolaşacağız, halkımıza gerçekleri anlatacağız. Ve Türkiye’deki tüm siyasi partiler bilsinler ki; bugün bize, yarın onlara. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef olması, iktidarın önünde birinci parti olmasıdır. O nedenle tüm Türkiye’de demokrasiye inanan, cumhuriyete inanan, milli iradeye, egemenliğe inanan herkesin bunun karşısında ve bu dayanışmanın yanında bulunması gerekir.
Kıymetli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi birtakım televizyon programlarında günlerce konuşularak iftiralarla, yalanlarla dizayn edilecek bir parti değildir. Olacakların önceden sızdırılması, bundan sonra olacaklara ilişkin söylenen sözler, nasıl bir organize kötülükle karşı karşıya kaldığımızın en büyük kanıtıdır. O nedenle tüm yurttaşlarımızı ülkesine sahip çıkmaya, milli iradeye sahip çıkmaya, bu yönüyle de bütün dayanışma çağrılarımızda bizlerle birlikte olmaya davet ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bizim bugün haftalık yaptığımız MYK toplantıları sonrasında biz bu ülkenin gencinin problemini, işçinin problemini, işsizliği, asgari ücretliyi, emeklinin durumunu, ülkedeki çiftçinin durumunu, bu ülkedeki milyonlarca çocuğun yatağa aç girmesini, eğitim problemini, gelecek kaygısını… Birçok probleme dikkat çekerdi(k). Ama dikkat ediyor musunuz değerli arkadaşlar? Gündemi öyle bir noktaya getirdiler ki, bütün televizyon programlarında halkın gerçek gündemi bir anda ortadan kalktı ve her yerde Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bölünür, efendim yeni parti kuruldu mu, içinde çatlaklar var mı gibi konular konuşuluyor.
GRUP TOPLANTISI YAPILACAK MI?
Biz grup toplantımızı yapacağız. Yani bunu net söyleyelim. Şimdi bakın kıymetli arkadaşlarım, zorla güzellik olmaz. Milletvekili grubu, milletvekilleri tarafından, organları milletvekilleri tarafından seçiliyor. Herhalde şunda hiçbir tartışma yok değil mi? Milletvekili grubunun çok büyük bir kesimi, yüzün üzerinde bir sayıyla Sayın Özgür Özel’in yanında, ona karşı yapılan haksızlık olduğunu görüyor. Ve ortada seçilen grup başkanvekilleri var, seçilen grup başkanı var. İçtüzüğe göre bu gerçekleşmiş, Meclis Başkanı almış, Meclis Başkanlığı seçiminin usulüne uygun olduğunu kabul edip internet sitesinde yer vermiş. Şimdi hâl böyleyken, biz grup başkanı sıfatıyla da olsa, genel başkan sıfatıyla da olsa, grup başkanvekillerini hiçbir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllardır kullandığı salona sokmayız, konuşturmayız diye söylenen sözün bir anlamı yoktur. Kaldı ki bakın şunun altını çiziyoruz: Bizim konuşmak için salonlara ihtiyacımız yok. Genel Başkanımız nerede konuşursa grup toplantısı oradadır.
MAHİR POLAT’IN TGRT’YE TEŞEKKÜR ETMESİ
Yani şöyle, ikincisinden başlayayım. Açıkçası içler acısı. Bakın o televizyon programında, yıllardan beridir, gerek önceki dönemler gerek 2023 sonrasında, partimize yönelik hiç olmadık iddialar, suçlamalar… Sadece Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi varmış, sanki Türkiye’de hiçbir iktidar partisi yok, diğer partiler yok, ülkenin problemleri yok; bütün bunlar yok da Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik karalamaların yapıldığı, suçlamaların yapıldığı bir televizyon kanalı ve partinin içi karışsın diye çabalayan bir kanal. Orada yıllardan beri hakaretamiz ifadelerle partimize yönelik suçlamaların olduğu bir kanala hakikaten yani teşekkür edilmesi içler acısı. Ama bir yönüyle de içinde bulunduğumuz kumpası gösteren bir durumun ispatı. Ne diyoruz? AKP’nin yargı kollarıyla maalesef partimizdeki butlan kolları bir araya geldi ve bu süreç işlendi.
Şimdi Uşak konusuna gelince… Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, daha evvel bir kez ön seçimle milletvekili olmuştur 2015 tarihinde. İki kez de daha önceki yönetim zamanında milletvekili sıralamasına konmuştur, birinci sıraya. Yani Sayın Kılıçdaroğlu genel başkanken iki kez milletvekili sıralamasına koymuştur. Yine bakıldığı zaman belediye başkanı aday belirlemede de, hani anketler genel merkezde durur, şehirde en önde çıktığı için farklı isimlerle defalarca sorularak aday gösterilmiştir. Bunun karşısında belediye başkanı olduktan sonra da, bildiğim kadarıyla Kılıçdaroğlu’nun çok fazla ziyaret ettiği belediye yoktur ama kendisi de ziyaret etmiştir Uşak Belediyesi’ni.
Ve bir soruşturma sonrasında çıkan, ortaya çıkan görüntüler ve o zaman gerekçesini anlattığımız nedenlerle (ki biliyorsunuz yine çok iftiralarda bulunulmuştu bize ‘efendim disiplin işlemi yapamazlar, edemezler’ vesaire diye), biz disiplin soruşturması başlattık ve kendisini kesin ihraç istemiyle disipline verdik.
Şimdi tabii burada o kadar çok kara propaganda ve yalan var ki… Mesela o basın toplantısında ben şunu anlatıyorum: Diyorum ki; “Bir siyasi parti var, kendi parasıyla araç almış. Aracın içi sıfır. Aracın gerçekten içinin Uşak Belediyesi’nden yapılıp yapılmadığını medyada, basında gördük ama ilgili kuruma yazı yazdık. Bunun bedeli nedir? Siz… Uşak Belediyesi mi bunu ödemiştir? Ödediyse yani onu iade edin, biz size parti olarak bunu verelim.” Bu yazıyı yazdık. Daha sonucu gelmeden tabii bu butlan kararı çıktı.
Yani bir tarafta Cumhuriyet Halk Partisi gibi 103 yıllık bir parti, her yıl milyarlarca harcaması olan bir parti. Yani Cumhuriyet Halk Partisi gibi (bir parti), kişilerden bahsetmiyoruz. Ve öteki tarafta da yine bir kamu parası, belediye. Yani ikisinin de parası aslında kamudan gelen bir şey, biz de hazineden alıyoruz parayı. Öyle değil mi? Büyük bir kesimi seçim yardımı olarak hazineden alıyoruz. Mesela o toplantıda ben bu durumu anlatıyorum. Diyorum ki; “Bize burada bir aracın iç dizaynını soruyorsunuz; 80 tane aracı İstanbul Büyükşehir Belediyesi AK Parti’deyken, genel merkeze aracıyla, şoförüyle, trafik cezasıyla, yakıtıyla birlikte tahsis etmiş, belgeleri var, suç duyurusunda bulunmuşuz… Ya sürekli şu aracın içini konuşuyorsunuz, biraz da şunu konuşun! Biraz da 500 milyon dolar değerinde hediye edilen tank palet fabrikası karşılığında hediye edilen uçağı konuşun!” Öyle değil mi?
Yani burada bir eksiklik varsa biz iyi niyetle onu düzeltmeye çalışıyoruz parti olarak. Bir şahsın cebine giden, bir şahsın, bir genel başkanın ya da bir genel başkan yardımcısının, bir milletvekilinin kendi aracı değil, partinin aracı orada duruyor. Ve diyorum ya, faturası duruyor, parti tarafından ödenmiş. Bunu bile alıp çarpıtıyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü, efendim sözüm ona, ben bir rakam vererek “175.000 Euro + KDV” gibi küçük rakam demişim… Yalanın sınırı yok, rakam da vermiyorum, ağzımdan rakam çıkmıyor! Çünkü rakamı tespit etmek amacıyla yazı yazmışız diyoruz. “Tam olarak iki fatura tek fatura hâline getirmiş, bizimki ne kadar? Gerçekten böyleyse ödeyelim” demişiz. Ama düşünebiliyor musunuz, ortada 80 tane aracın ve on milyonlarca, yani bugünün parasıyla belki 100 milyona varan bir kamu zararı var. Bir kamu zararı var, almış kullanmışlar, şahıslar kullanmış. Bugünkü Meclis Başkanı kullanmış! Hepimizin parasıyla bütçesi oluşturan bir kurumdan diyorum ya, aracını, şoförünü, yakıtını, cezasına kadar kullanmış, bunlarla ilgili hiçbir şey konuşulmuyor. Ve o kanallara da teşekkür ediliyor.
Yani kumpasın aslında bu kadar çok yönlü olduğunu göstermek adına burayı böyle detaylıca açmak istedim. Bizim dönemimizde, görev yaptığımız dönem içerisinde çok sayıda belediyemize operasyon yapıldı. Biz bunlar içerisinden parti hukukuna yakışmayacak, parti ahlakına yakışmayacak durum olduğunda bizzat en resmî işlem yaptık. Ama çok çok çok büyük bir kısmının nasıl kumpas olduğunu delilleriyle, belgeleriyle anlatmaya devam edeceğiz.
KURULTAY İÇİN İMZA TOPLANACAK MI?
Başlatıyoruz arkadaşlar.
Genel merkez tarafından, genel merkeze bir butlan sonrasında, tedbiren bir görevden uzaklaştırma ve eski yönetimin getirilmesine karar verildi. Aynı gerekçelerle İstanbul İl Kongresi de iptal edildi. Sonra yapılan kongreler de geçersiz sayıldı. Dikkat ederseniz orada bir tedbir kararı verilmedi. Niye? Çünkü oradaki siyasi mühendislik devam edecek. Orada hesapta işte süreci yayıp istedikleri gibi yönetimi atayacaklar. Onun için tedbir kararıyla eski yönetimin gelmesini istemiyorlar. Niye? Her ne kadar eski yönetimde Canan Kaftancıoğlu ceza almış ve kesinleşmiş ve siyasi yasaklı da olsa, vekâleten orada başkan vekili olarak duran ve görev yapan arkadaşların çok büyük bir kesimi bu yapılan siyasi operasyona ve bu butlana da karşı. Şimdi bunu bildikleri için o eski yönetimi getirmiyorlar. Bunun da altını çizelim.
Tabii hesap şöyle de tutmuyor… Ben önce sizin sorduğunuza cevap vererek bunu açayım; biz pazartesi, yarın, imzayı topluyoruz. Çok kısa süre içinde topladığımızı göreceksiniz. Yani orada da sorun yok. Ve şunu da ifade ettik: Hangi delegelerle isteniyorsa onunla da toplarız. Üye isterse onunla da toplarız. Kim isterse. Ama mahkemenin kararı doğrultusunda yetkili olan delegelerin hepsinin imzasını toplayacağız, kim yetkiliyse.
Değerli arkadaşlar bakın, bu süreci böyle zamana yayarak ilerletmenin hiçbir mantığı yok. Niye derseniz? Dedim ya, yani böyle siyasi mühendislikler yapılıyor ama saray merkezli yapıdan bu siyasi mühendislik hareketlerinin böyle her zaman doğru çıkacağını falan düşünmeyin, çoğunlukla da duvara tosluyorlar. Öyle doğru hesaplar yapılsa, 2019’da sandığa giren 4 oyun 3’ü geçerli, 1’i geçersiz sayılıp yerel seçim iptal edilmezdi. Sonuçta 800 bin fark yenmezdi.
Grup toplantısı TBMM dışında yapılabilir mi?
Bizim toplanmak, konuşmak için özel olarak bir şeye ihtiyacımız yok. Ama bakın burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Meclis. Buranın teamülleri var, kuralları var. Burada meclis grubu iç yönetmeliği açıktır, kurulların nasıl seçileceği açıktır. Seçilen grup başkanı ve grup başkanvekillerinin ve partinin milletvekillerinin, partimize tahsisli bir salona alınmaması gibi bir ihtimali düşünmek istemiyoruz. Ve bu kapsamda da özel bir iletişim içerisinde değiliz.
Özgür Özel’in ihracı gündeme gelir mi?
Biz hep hukuk içerisinde, hep meşruiyet içerisinde meseleleri ele almaya devam edeceğiz. Bir defa partiler neye göre yönetilir? Kendi tüzüklerine göre yönetilir, iç yönetmeliklerine göre yönetilir. Bizim tüzüğümüz açıktır. Sayın Özgür Özel’in disipline verilebilmesi için bu kararın Parti Meclisi’nden geçmesi gerekir. Parti Meclisi’nde zaten yeterli çoğunluk olmuş olsa, o kurul çoktan toplanırdı.
