KARNE SADECE NOTLARDAN MI İBARETTİR?
Bir eğitim öğretim yılı daha sona erdi. Çocuklar karnelerini aldı, okullar kapandı ve sosyal medya yine benzer görüntülerle doldu. Başarı belgeleriyle poz veren çocuklar, gurur dolu aile paylaşımları, yüksek not ortalamaları ve alkışlanan akademik başarılar…
Elbette çocukların emeklerinin takdir edilmesi değerlidir. Ancak burada gözden kaçırdığımız önemli bir nokta var: Başarı gerçekten sadece karnede yazan rakamlardan mı ibarettir?
Sosyal medyada paylaşılan her “mükemmel karne” fotoğrafının görünmeyen bir tarafı da bulunuyor. Çünkü örneğin aynı gün, matematikten düşük not aldığı için üzülen, sınıf arkadaşları kadar yüksek puan alamadığı için kendisini yetersiz hisseden ya da ailesinin beklentilerini karşılayamadığını düşünen binlerce çocuk da var.
Psikoloji literatürü, çocukluk döneminde bireyin benlik algısının büyük ölçüde çevresinden aldığı geri bildirimlerle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Çocuğa sürekli olarak akademik performansı üzerinden değer biçildiğinde, zamanla kendisini sadece notları kadar değerli görmeye başlayabilir. Bu durum ise özsaygının kırılganlaşmasına ve başarısızlık korkusunun artmasına neden olabilmektedir.
Oysa her çocuk aynı alanda parlamaz. Kimi resim yaparken kendini ifade eder, kimi müzikte yeteneğini ortaya koyar, kimi spor sahasında özgüven kazanır, kimi arkadaş ilişkilerinde gösterdiği empatiyle dikkat çeker. Bazı çocuklar ise sadece iyi bir insan olma yolunda sessiz ama çok değerli adımlar atmaktadır. Ne var ki eğitim sistemleri ve toplumsal beklentiler çoğu zaman bu özellikleri ölçemez.
Sosyal medya ise bu sorunu daha da görünür hale getirmektedir. Çünkü insanlar genellikle başarılarını paylaşırken zorluklarını paylaşmıyor. Böylece çocuklar ve ebeveynler, sürekli olarak “başarılı” görünen bir dünyanın içinde kendilerini karşılaştırmaya başlıyor. Bu karşılaştırma, özellikle gelişim çağındaki çocuklar için ciddi bir psikolojik baskı yaratabilmektedir.
Bir çocuğun yüksek not alması elbette sevindirici bir durumdur. Ancak çocuğun yalnızca bu yönünün öne çıkarılması, diğer çocuklara dolaylı bir mesaj da vermektedir: “Değerli olmak için başarılı olmalısın.”
Oysa sağlıklı bir psikolojik gelişim için çocukların koşulsuz kabul gördüklerini hissetmeleri gerekmektedir. Başarılı olduklarında sevilen değil, her koşulda sevilen çocuklar yetiştirebildiğimiz ölçüde güçlü bireyler kazanabiliriz.
Belki de karne günlerinde kendimize şu soruyu sormalıyız: Çocuğumuzun notlarını mı kutluyoruz, yoksa gösterdiği çabayı, gelişimi ve kişiliğini mi?
Çünkü hayat, karnelerdeki rakamlardan çok daha geniş bir yolculuktur. Bugünün düşük not alan çocuğu yarının başarılı sanatçısı, girişimcisi, sporcusu veya bilim insanı olabilmektedir. Ve bazen en değerli başarı, hiçbir karneye sığmayan insanlık becerilerinde saklıdır.
Karne bir sonuçtur; çocuğun değeri değil.
