Home HABERLER 12 EYLÜL’ÜN MİRASI TEK ADAM REJİMİ

12 EYLÜL’ÜN MİRASI TEK ADAM REJİMİ

0

12 EYLÜL’ÜN MİRASI TEK ADAM REJİMİ

İŞKENCE SONUCU ÖLDÜRÜLENLER: 171

ABD destekli 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Cumhuriyet tarihinin neredeyse yarısına denk gelen bu süre boyunca darbenin yarattığı kurumlar, kurduğu antidemokratik çatı ve neoliberal sosyoekonomik düzen geçerliliğini korudu. Bugün Saray rejimi, 12 Eylül’ün faşizan yöntemlerine ve kurumlarına sımsıkı sarılarak varlığını sürdürüyor.

ABD eliyle gerçekleşen 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Cunta yönetiminden devralınan miras, bugün AKP-MHP ittifakıyla cisimleşen Saray rejiminin temel taşlarını oluşturdu.

Ülke getirildiği son noktada seçimlerin göstermelik hale getirilmek istendiği, muhalefetin iktidar eliyle dizayn edildiği bir sürecin içerisine sokuldu. Toplumsal ikna kabiliyetini yitiren, ayakta kalmakta zorlanan iktidar, rejime karşı yükselen her bir itiraz dalgasını devletin tüm gücüyle bastırmaya çalışırken, 12 Eylül’ün faşizan yöntemlerine sarılıyor.

EMPERYALİST KUZEY VE İKİNCİ BÜYÜK EŞİK

80 darbesi ve onu izleyen süreç, Türkiye’nin emperyalist-kapitalist sistem içerisindeki konumlanışının en kritik eşiklerinden biriydi. Darbe, 1965-1985 yılları arasında toplumsal alanda büyük bir güç ve etki kazanan sol, devrimci ve sosyalist hareketlerin bastırılmasında kullanılırken darbe sonrasında Cumhuriyet’in kuruluşundan miras kalan kamusal kurumların tasfiye edilmeye başlandığı ve neoliberal politikaların hayata geçirildiği bir dönem oldu.

‘‘ILIMLI İSLAM’’ PROJESİNDEN AKP’YE

Bu süreçte ABD’nin desteklediği İslamcı hareketler, komünizme karşı bir kalkan olarak “Ilımlı İslam” stratejisiyle örgütlendi. Bu strateji 12 Eylül Darbecileri tarafından Türkiye’de de kararlılıkla uygulandı. Yeşil Kuşak projesinin gelişmiş örnekleri olarak Fethullahçılık ve AKP bu zemin üzerinde yükseldi.

KURUMSAL DEVAMLILIK VE KADRO İTTİFAKI

AKP, 12 Eylül ile bir zihniyet ortaklığının ötesinde darbenin antidemokratik tüm kurumlarını devralıp derinleştirdi. 12 Eylül Anayasası’nın antidemokratik yapısı korunurken bugünlerde bir kez daha iktidarın ömrünü uzatmak için tartışmaya açtığı Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası da iktidarın her daim kullanışlı aparatları oldu. Emperyalizme ve NATO’ya bağlılık, Kenan Evren’in olduğu gibi AKP’nin de temel düsturu oldu.

BİR ÖZEL HARP STRATEJİSİ

12 Eylül’e giden süreçte MHP, ülkeyi bir iç savaşa sürükleme ve ordunun müdahalesine zemin hazırlama stratejisinin en aktif bileşenlerinden biriydi. Sol-devrimci yükselişi engellemek, sıkıyönetim ilan ettirmek amacıyla Çorum, Malatya, Sivas ve Maraş katliamlarında kışkırtıcı roller üstlendi. 12 Eylül’ü ilk günden itibaren destekleyen MHP, göstermelik yargılamaların ardından meşruiyet kazanarak 12 Eylül sonrası düzenin en önemli koruyucu aktörlerinden biri haline getirildi.

BİZİM ÇOCUKLARDAN SÖMÜRGE VALİLERİNE

CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze’nin darbe gecesi söylediği “Our boys did it” (Bizim çocuklar başardı) sözü, Türkiye’nin yakın tarihinin ve bağımlılık ilişkilerinin özeti niteliğinde. Bugün de ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın dile getirdiği “ABD-Türkiye ittifakı hiç bu kadar güçlü olmamıştı” beyanları ve Ortadoğu ile Türkiye’ye biçilen “hayırsever monarşiler” rejimi, 12 Eylül’den bu yana uzanan hattın devamı.

KESİNTİSİZ DARBE DÖNEMİ

Öte yandan 19 Mart’tan bu yana Saray yönetiminin uyguladığı tüm politikalar 12 Eylül’ü aratmayacak bir boyuta ulaştı. Ülke kesintisiz bir darbe döneminin içerisine girdi.

  • Siyasetin ve toplumsal örgütlenmenin tasfiyesi: Cunta rejimi, halk komitelerinden üniversitelerdeki öğrenci örgütlenmelerine, sendikalara kadar tüm toplumsal alanları şiddetle dağıtırken Saray rejimi de bugün benzer uygulamaları sahneye koyuyor. 12 Eylül’den öğrenildiği gibi siyaset alanı yalnızca iktidar blokunun belirlediği sınırlar içine sıkıştırılmaya çalışılıyor.
  • Yargının iktidar aparatı olarak kullanılması: Cunta döneminin Sıkıyönetim Mahkemeleri ve DGM’leri aracılığıyla hukuku bir tasfiye aracına dönüştürme stratejisi, bugün yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırılmasıyla sürüyor. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının tanınmadığı mevcut tabloda yargı, siyasi rakipleri oyun dışı bırakmak ve toplumsal muhalefeti baskılamak için doğrudan bir “ikna ve ceza” enstrümanı görevi görüyor.
  • Halk iradesine kayyum: 12 Eylül’ün cunta memurlarını atama pratiği, bugün “kayyum rejimi” adı altında kurumsallaştı. Seçilmiş yerel yöneticilerin yerine kayyum atanması ve üniversitelere antidemokratik yöntemlerle rektör tayin edilmesi, 12 Eylül’ün halk iradesini geçersiz kılma anlayışının günümüzdeki doğrudan devamıdır.
  • Toplumsal denetim olarak dincileştirme: 12 Eylül’ün devrimci hareketleri ezmek ve toplumu pasifize etmek adına devlet politikası haline getirdiği “Türk-İslam Sentezi”, zorunlu din dersleri ve tarikat önlerinin açılması uygulamaları bugün zirve noktasına ulaştı. Din ve muhafazakârlık derinleşen ekonomik krizi, emek sömürüsünü ve sosyal adaletsizliği örten, iktidarı konsolide eden en temel kitle denetim aracı olarak işlev görüyor.
  • Neoliberal düzenin emek sömürüsü: 24 Ocak Kararları’nı uygulamak ve sermayeye “dikensiz bir gül bahçesi” sunmak için grevleri yasaklayan 12 Eylül zihniyeti, Özal liberalizminden AKP’nin neoliberal politikalarına uzanan bir hat çizdi. Sermaye kesimine ve yandaş gruplara geniş imtiyazlar tanınırken, emekçi kitlelerin sendikasızlaştırıldığı, güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edildiği bu düzen, 12 Eylül’ün açtığı kulvarda yükseldi. Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmeleri de Saray eliyle yapıldı.

DARBENİN RAKAMLARLA ACIMASIZ BİLANÇOSU

12 Eylül Cuntası’nın geride bıraktığı ‘resmi’ bilanço, insanlık dışı baskı ve şiddetin boyutlarını gözler önüne seriyor:

  • Gözaltına alınanlar: 650.000
  • Fişlenenler: 1.683.000
  • Açılan dava sayısı: 210.000
  • Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar: 230.000
  • İşkence sonucu öldürülenler: 171
  • İnfaz edilen idam cezası: 50 (Toplam 517 ölüm cezası verildi)
  • Açlık grevlerinde ölenler: 14
  • Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14.000
  • Yasaklanan yayın ve film sayısı: 927 film, 927 yayın
  • Gazetecilere verilen toplam hapis cezası: 3.315 yıl 3 ay
  • Basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa sayısı: 151

Etiketler: #12Eylül, #CIA, #ABD, #mhp, #akp #işkence

(BirGün Gazetesi)

NO COMMENTS

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

Lefke Haber TV sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Exit mobile version