Home HABERLER AVRUPA HABERLERİ KORKMAYIN, AVRUPA’DA MERKEZ SİYASET ÇÖKMEZ

KORKMAYIN, AVRUPA’DA MERKEZ SİYASET ÇÖKMEZ

0

KORKMAYIN, AVRUPA’DA MERKEZ SİYASET ÇÖKMEZ

Financial Times’ın dış haberler başyazarı yaygın anlatıyı terse çeviriyor: 1930’larda yaşananlar 21. yüzyıl siyasetini anlamak için rehber olamaz.

Alman yazar Robin Alexander tarafından kaleme alınan “Last Chance: The New Chancellor and the Struggle for Democracy” (Son Şans: Yeni Şansölye ve Demokrasi Mücadelesi) geçen yıl ülkede en çok satan kitaplar arasında yer aldı. Kitap, Başbakan Friedrich Merz’in başarısız olması durumunda radikal partilerin Alman demokrasisini altüst edebileceğine yönelik yaygın korkuyu ele alıyor.

Bugün endişeler daha da artmış durumda. Aşırı sağcı popülist parti Almanya için Alternatif (AfD) iki eyalet seçiminde sandıktan birinci parti çıktı. Solcu Die Linke ise Berlin eyalet seçimlerini kazandı. Merz’in popülaritesi yüzde 13’e düştü.

Almanya Avrupa’nın en büyük ekonomisi. O yüzden orada yaşanacaklar tüm kıtayı sarsacaktır. AB’nin en büyük ikinci ekonomisi Fransa’da ise aşırı sağcı Ulusal Birlik’in meclis lideri Marine Le Pen 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri için yapılan anketlerde birinci sırada.

Yani Avrupa’da merkez gerçekten çökmek üzere mi? Dahası, Avrupa demokrasisi “son şansını” çarçur mu ediyor? Neyse ki siyasi gerçeklik bu kadar dramatik değil. Bütün bu kaosa rağmen Avrupa’nın siyasi merkezi yüksek ihtimalle ayakta kalacak.

ÜÇ NEDENİ VAR:

Bunun üç ana nedeni var. İlki, Avrupa’daki seçimlerde nispi temsil sisteminin yaygın olarak kullanılması. İkincisi, aşırı sağcı partilerin iktidara geldiklerinde ya başarısız olmaları ya da söylemlerini yumuşatma eğilimi göstermeleri. Bu durum üçüncü bir noktayı yansıtıyor: AB üyeliğinin popülist ve düzen karşıtı partilere getirdiği ciddi kısıtlamalar.

Hollanda’da Geert Wilders liderliğindeki PVV (Özgürlük Partisi), 2023 seçimlerinden en büyük parti olarak çıktı ve kısa süreliğine bir koalisyon hükümetine öncülük etti. Ancak Wilders’ın partisi zamanla koalisyon siyasetinin ve AB hukukunun getirdiği kısıtlamalardan rahatsız olarak hükümetten çekildi. Bir sonraki seçimlerde PVV’nin oy oranı sert biçimde düştü; Hollanda şu anda yine merkez çizgideki başka bir koalisyon tarafından yönetiliyor.

Avusturya’nın aşırı sağcı Özgürlük Partisi 2000 yılından bu yanan iki koalisyon hükümetinin parçasıydı ve 2024 seçimlerinde en çok oyu alan parti oldu. Ancak koalisyon hükümeti kurmayı başaramadı. Hollanda ve Avusturya örnekleri, nispi temsil sisteminin aşırı sağın siyasi seçeneklerini nasıl sınırlandırdığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu durum, merkez partilerin aşırı sağ ile hükümet kurmayı yasaklayan bir “güvenlik duvarı” politikası uyguladığı Almanya açısından özellikle büyük bir önem taşıyor. Anketler şu anda AfD’nin yüzde 30’un biraz altında oy aldığını gösteriyor. Ulusal seçimlerde bu oy oranına ulaşırlar veya geçerlerse merkezci bir koalisyon kurmak çok daha zor olacaktı. Ancak yüksek ihtimalle AfD’nin iktidara gelmesi yine de engellenir.

FRANSA İÇİN İTALYA ÖRNEĞİ

Fransa’daki durum ise farklı çünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turu kazanan ipi göğüslemiş oluyor. Eğer gelecek mayıs ayından Le Pen zaferle çıkarsa Elysee Sarayı’na giren o olacak.

Ancak İtalya örneği, Fransa’da kurulacak aşırı sağcı bir hükümetin korkulduğu kadar radikal olmayabileceğine işaret ediyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, kökleri Mussolini hayranı aşırı sağa dayanan bir partinin lideri. Buna karşın büyük ölçüde merkez sağ çizgide bir yönetim sergileyen Meloni AB fonlarını riske atabilecek ve borç piyasalarını tedirgin edebilecek şekilde Avrupalı ortaklarıyla karşı karşıya gelmekten kaçındı.

İtalyan solcular Meloni’nin göç ve sığınma konusundaki sert politikalarının aşırı sağcı içgüdülerini koruduğunun işareti olduğunu söylüyor. Ancak neredeyse tüm Avrupalı hükümetler göçmen akışını sınırlamaya çalışıyor.

Le Pen yıllardır partisinin imajını daha ılımlı hale getiriyor. Bu doğrultuda bazı radikal politikaları ve ortaklıklarından vazgeçti. Bu süreçte Le Pen, partisinin kurucusu olan babasının çizgisinden de uzaklaşıp Avrupa’da ortak para biriminden çıkma konusunda da fikir değiştirdi.

AŞIRI SAĞCI LİDER, FRANSIZ ANA AKIM SİYASETİNDEN BELİRGİN BİÇİMDE AYRIŞAN BAZI REFLEKSLERİNİ HÂLÂ KORUYOR.

Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın Ukrayna’ya sağladığı tüm mali yardımları kesme vaadinde bulundu. Fransız vatandaşı işsizlere ve işletmelere öncelik tanınması gibi bazı politikaları da kendisini doğrudan AB hukukuyla karşı karşıya getirecektir.

Ancak Le Pen iktidara geldiğinde, AB’nin geri kalanıyla geniş kapsamlı bir çatışmaya girmenin siyasi ve ekonomik bedelinin çok ağır olacağını muhtemelen görecektir. İşleyen bir AB iç pazarının üyesi olmak, Fransız ekonomisinin sağlığı için kritik önemini koruyor ve Fransız seçmeni de bunun farkında. Ayrıca yüksek borç yükü altındaki Fransız ve İtalyan hükümetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturan tahvil piyasaları da böyle bir senaryoda tedirgin olacaktır. Le Pen, AfD ve Avrupa’daki diğer aşırı sağcı hareketlere yönelik endişelerin birçoğu 1930’ların hafızasını yansıtıyor. O dönemde Hitler ve Franco gibi aşırı sağcı liderler iktidarı bir kez ele geçirdiklerinde demokrasiyi hızla tasfiye etmiş ve ancak öldüklerinde görevden ayrılmıştı.

Ancak modern Avrupa’daki deneyim farklı. Aşırı sağcılar hükümete girdi ve sonra barışçıl şekilde görevi bıraktı. Hatta Macaristan’da Viktor Orban bile bu sene seçim yenilgisini kabul etti.

AfD ve Le Pen’in yükselişi önemli, siyasi gerilim ve istikrarsızlığı körükleyecek bir durum. Ancak bu, Avrupa demokrasisinin sonunun geldiği anlamına gelmiyor.

AVRUPA’DA SEÇIM YILI

2027 yılında Avrupa Birliği nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan dokuz ülkede halk sandığa gidecek.

Almanya cumhurbaşkanlığı seçimi: 30 Ocak (Federal Kongre tarafından seçiliyor.)

Estonya genel seçimleri: En geç 7 Mart

Finlandiya genel seçimleri: 17 Nisan

Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi: 18 Nisan

Yunanistan genel seçimleri: En geç 25 Temmuz’da

İspanya genel seçimleri: En geç 22 Ağustos’ta

Slovakya genel seçimleri: En geç 28 Eylül’de

Slovenya genel seçimleri: En geç ekim ayında

Polonya genel seçimleri: En geç 11 Kasım’da

İtalya genel seçimleri: En geç 22 Aralık’ta

NO COMMENTS

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

Lefke Haber TV sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Exit mobile version