“ÜZGÜNÜM, KIZGINIM, KIRGINIM…”
Dooç. Dr. ELNUR AĞAYEV
Başlığa taşıdığım ifadeler Lefke TSK’nın teknik direktörü Levent Eriş’in oynanan Düzkaya KOSK – Lefke TSK maçı sonrası yaptığı açıklamadan alınmıştır. Levent hocayı üzen, kızdıran ve biraz da kıran durumlar nedir?
Basit Hatalar ve Kolay Gol Yeme
Antrenmanlarda sergilenen özverili pas oyunu ve yerleştirmek istenen yeni oyun anlayışı, maalesef sahadaki 90 dakikaya gerektiği şekilde yansımadı. Sahanın her bölgesinde ve hatta kalede yapılan hatalar, acemilikler, oyunun kontrolünü sağlamada Lefke takımını zorladı. Oyuncuların pas verirken yaşadığı fiziksel dirençsizlik, topun hızını, şiddetini ve mesafesini doğru hesaplayamamalarını beraberinde getirdi. Evet, saha zemini yer yer ağırdı; ancak bu olumsuz şartlar her iki takım için de geçerliydi ve Düzkaya takımı bu zorluktan Lefke takımı kadar etkilenmedi. Yapılan her ucuz pas hatası, Lefke takımının umut vadeden ataklarının başlamasını ve sürdürülmesini zorlaştırırken, rakibine de tehlikeli kontra atak şansları tanıdı.
Savunma hattına baktığımızda durum adeta içler acısıydı; bırakın savunmayı, tüm takım içerisinde ayakta kalabilen ve mücadele eden tek isim Anhzi’ydi. İlker Tek ve Lawrence Ogbe geldikleri günden bu yana en etkisiz futbollarını oynadılar. Savunma kurgusundaki dağınıklık, orta sahayla uyumsuzluk ve kaledeki konsantrasyon eksikliği, kaçınılmaz olarak Lefke kalesinin kolay ve hatalı goller görmesine zemin hazırladı.
Özgüven Eksikliği ve Sorumluluktan Kaçış
Özgüven, yalnızca yeşil sahalarda değil, insan hayatının her alanında başarıyı tetikleyen en temel değerlerin başında gelir. Özgüvenin noksanlığı ya da ciddi anlamda eksikliği, ne yazık ki başarıyı asla getirmez; çünkü büyük hedefler doğrudan sağlam bir özgüvene endekslidir. Düzkaya’nın oyuncularına bakıldığında sahada daha bir özgüvenli takım vardı. Buna karşın Lefkeli futbolcularda arayın ki özgüveni bulasınız!
Sahanın içindeki hâl ve hareketler adeta “Top bir an önce ayağımdan çıksın da, ne olursa olsun” psikolojisini yansıtıyordu. “Topu alıp süreyim, oyunu yönlendireyim, akıl dolu doğru paslar atayım, bu zorlu maçta sorumluluğu bizzat omuzlayayım…” Ne yazık ki bu refleksler yoktu. Sahada sorumluluk almaktan kaçan bir yapı rekabetçi karşılaşmalarda galibiyeti yakalayamaz.
Gol Yollarındaki Beceriksizlik, Harcanan Fırsatlar
Lefke takımı, Düzkaya karşılaşmasına gelene kadar ligde rakip fileleri 9 kez havalandırmıştı. İşin en çarpıcı yönü ise bu gollerin tamamında Yılmaz Şipal ve Bandoura ikilisinin imzasının bulunmasıydı. Nitekim bu iki oyuncu 5 gole doğrudan imza atarken (Yılmaz 2, Bandoura 3), geriye kalan 4 golün de asistini yine bu ikili yapmıştı. Ancak dün hem hastalık hem de sakatlık gerekçesiyle her ikisinin de sahada yokluğu, Lefke takımının orta sahasında ve hücum hattında olumsuzlukların yaşanmasına neden oldu.
Bütün bu olumsuzluklara ve eksiklere rağmen, Düzkaya savunmasının yaptığı hatalar sayesinde ilk yarıda Mehmet Ali Avunç, Gökhan Titiz ve Mert Efe Çölbeyi ile 4 net gol pozisyonu yakalandı. Ne var ki bu fırsatların hepsi cömertçe harcandı ve değerlendirilemedi. Bu durumun bir sebebini kalede adeta devleşen Düzkaya kalecisi Mehmet Özeralp’in başarılı performansıyla açıklamak mümkündür; ancak diğer yandan Lefkeli futbolcuların vuruş anındaki konsantrasyon eksikliğini ve son vuruşlardaki beceriksizliğini de göz ardı edemeyiz. Kesinlikle bu tabloyu basit bir şanssızlığa yormamak, sorunu gerçekçi bir şekilde ele almak gerekir.
Sözün Özü
Lefke takımı iki haftalık galibiyetten sonra bu önemli deplasmanda beklenen ve istenen olumlu reaksiyonu bir türlü gösteremedi. Etkisiz oyunlardan birine imza atarak, galibiyet parolasıyla gittiği Düzkaya deplasmanından maalesef eli boş döndü. İşin olumsuz taraflarından biri de şu oldu: sadece maç kaybedilmedi, hastalığı nedeniyle zaten forma giyemeyen Yılmaz Şipal de bu müsabakada kırmız kart görerek cezalı duruma düştü. Kale arkasında ısınan Yılmaz’ın, penaltı pozisyonunda sinirlerine hakim olamayarak sahaya girmesi ve hakeme açıklamalar yapmaya kalkışması ikinci sarı karttan kırmızı kartla cezalandırıldı. Takımın lider oyuncusuna en çok ihtiyaç duyduğu bu hassas dönemde, önümüzdeki hafta da cezalı duruma düşmesi büyük bir talihsizlikti ve bu acemi davranış tecrübeli oyuncuya yakışmadı.
Karşılaşma boyunca üst düzey bir futbol sergilemese de; sahada özgüveni yüksek, galibiyete ve puanlara yürekten inanan, son düdüğe kadar mücadeleyi bırakmayan ve taktik disipline sadık kalan Düzkaya ise bu mütevazı oyunla ligdeki ilk galibiyetini hanesine yazdırmış oldu.
