KADIN GİRİŞİMCİLER DESTEKLENMELİDİR
Bilen SAYILI BOZKIRLI
İş Kadınları Derneği (İKD) olarak her yıl yılın kadın girişimcileri ödüllerini veriyoruz. Farklı ekonomik örgütlerin temsilcilerinden oluşan bağımsız jürimiz güçlü hikayesi olan, topluma pozitif katkı sağlayan, geleceğe yönelik beklentileri yüksek olan ve kayıtlı çalışan kadın işletmelerini seçiyor. Amacımız, çok iyi bilinmeyen, adı duyulmayan kadınlarımızı ortaya çıkarıp kamuoyuyla tanıştırmak. Onlara destek olmak, büyümelerine katkı sağlamak ve kadın girişimciliğinin önünü açmak.
Ödül verdiğimiz işletmeler bazen büyük ve orta ölçekli işletmeler olurken, çoğu zamansa küçük işletmeler oluyor. Ama onların hikayelerini dinlediğimde hep aynı şeyi görüyorum: Kadın girişimcilerimiz başarılarını sistemin desteği ile değil, kendilerinin ve yakın çevrelerinin gayretleriyle yakalıyorlar. Hatta sisteme rağmen ve onunla mücadele ederek belli bir noktaya ulaşıyorlar. Aralarında fabrika çalıştıranı da var, mağaza zinciri olanı da, küçük bir pastane açanı da… Kimi evinin mutfağında çalışmaya başlamış, kimi mevcut bir işi alıp büyütmüş, kimi de yeni bir fikirle yola çıkmış ve hiç durmadan yürümüş. İlk sermayesini ailesinden kalan bir şeyleri satarak oluşturmuş olanlar da var, uygun olmayan şartlarda borçlanmak zorunda kalanlar da… Tamamı ise özel ve aile hayatlarından fedakarlık etmek zorunda kalmış. Hep önlerine bürokratik engeller çıkmış. Basit bir belge için günlerce resmi dairelere gidip gelmek zorunda kalmışlar. Bir kısmının bu zorlukları aşması mümkün olmamış. Ödül verdiğimiz her kadının yanında, aynı yola çıkmış ama vazgeçmek zorunda kalmış çok sayıda kadın girişimci de var. Sorun kadınların cesaretinde ya da yeteneğinde değil, önlerine çıkan engellerdedir! Bu engellerin kaldırılması gerekir. Yapılması gerekenler de bellidir.
- KADIN GİRİŞİMCİYE ÖZEL KREDİ
İyi bir fikri ve emeği olan kadın, ilk adımı atacak küçük bir sermaye bulamadığı için çoğu zaman hiç başlayamıyor. Teminat gösterecek mülkü olmadığı için bankanın kapısından geri dönüyor. Bugünkü yüksek faiz ortamında piyasa kredisi ise yeni başlayan küçük bir işletmenin taşıyabileceği bir yük değil. Bu yüzden talebimiz açık: Kadın girişimcilere özel, devlet destekli, uygun faizli bir kredi programı oluşturulmalıdır. Bu program: – Yeni iş kuran kadınlara ve kadın kooperatiflerine öncelik vermeli,
– Mülk teminatı yerine bir kefalet sistemiyle çalışmalı, böylece teminatı olmayan kadın da krediye erişebilmeli, – İşin ayağa kalkmasına zaman tanıyan bir geri ödemesiz dönem içermeli, – Küçük tutarlı mikrokredilerle ilk adımı atmayı kolaylaştırmalı, – Danışmanlık desteğiyle birlikte verilmeli, kredi alan kadın yalnız bırakılmamalıdır. Kredinin yanında hibe programları da olmalı, kamu desteklerinde kadın girişimcilere ek avantaj ve daha yüksek destek oranı tanınmalıdır. Ancak bu destekler tanıdığa, yakına, siyasi ilişkiye göre değil; açık kriterlere göre dağıtılmalı. Hangi işletmeye ne kadar destek verildiği, kaç kişiye iş sağlandığı ve hangi sonuçların alındığı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Sonuç üretmeyen destek sürdürülmemeli, başarılı olan büyütülmelidir.
- YOL GÖSTERİCİ: DANIŞMANLIK VE MENTORLUK
Ödül verdiğimiz girişimcilerin neredeyse hepsinin hikayesinde bir yol gösterici var. Vergiyi, pazarlamayı, fiyatlamayı, bir sözleşmeyi okumayı birinden öğrenmişler. Bu şansı bulamayan kadınlar ise ilk yılda yapılan bir hata yüzünden işlerini kaybedebiliyor. Yeni iş kuran kadınlara ilk yıllarında ücretsiz danışmanlık ve mentorluk sağlanmalı, deneyimli iş kadınlarının bilgisi yeni
başlayanlara aktarılmalıdır.
- BİRLİKTE GÜÇLENMEK: KADIN KOOPERATİFLERİ
Tek başına küçük kalan üretim, bir araya geldiğinde güçlenir. Kadın kooperatifleri, özellikle köylerde yaşayan, iş deneyimi olmayan ya da iş hayatına yeniden dönmek isteyen kadınlar için gerçek bir kapıdır. Ortak makine, ortak depo, ortak paketleme ve ortak pazarlama ile tek bir kadının yapamayacağını birlikte yapabilirler. Kooperatif kurmak isteyen kadınlara başlangıç desteği sağlanmalıdır.
- PAZAR YARATMAK
Üretmek yetmez, satabilmek gerekir. Otellerimiz her yıl dışarıdan ürün getirirken, köylerimizdeki kadınların ürettiği hellim, macun, zeytinyağı ve el emeği ürünler raflarda yer bulamıyor. Yerel üreticiden otele doğrudan ürün akışı sağlanmalı, oteller yerel ürün kullanmaya teşvik edilmelidir. Kadınların kendi mutfağını, kendi köyünü, kendi kültürünü turiste deneyim olarak sunabilmesinin önü açılmalıdır. E-ticaret ve dijital pazarlama eğitimleriyle bu ürünler adanın dışına da
ulaşmalıdır.
- DAHA AZ BÜROKRASİ
Küçük bir iş kurmak isteyen kadın, bugün aynı belgeyi farklı dairelere defalarca vermek, işleminin nerede olduğunu bilmeden günlerce beklemek zorunda kalıyor. Ruhsat, izin ve kayıt süreçleri sadeleştirilmeli, küçük işletmeler için tek noktadan, anlaşılır ve hızlı bir başvuru sistemi kurulmalıdır. Kayıt dışından kayıtlı ekonomiye geçmek cezalandırılan değil, kolaylaştırılan bir adım olmalıdır.
Belki ödül töreninde sahneye çıkan kadın sayısını artıramayız ama iş hayatında başarıya ulaşan kadın girişimci sayısını artırabiliriz. Kadın girişimciliğini desteklemek bir lütuf değil, akıllı bir ekonomi politikasıdır. Bugün ekonomimizin en büyük ihtiyacı üretmek, yerli katma değeri artırmak ve kayıtlı işi büyütmektir. Bu ülkenin kaynakları bu ülkenin insanları için kullanılacaksa, o kaynağın bir kısmı da üreten kadının önünü açmaya ayrılmalıdır.
Kadınların emeğini görünür kılalım, girişimlerini büyütelim…
