HEDEFİMİZ ÇALIŞAN, KAZANAN, MUTLU KADINLAR OLMALIDIR
Bilen SAYILI BOZKIRLI
Kadını aile içinde çocuk, yaşlı ve hasta bakımında tek sorumlu olarak gören ve geçmişten gelen bir yapı hala mevcut. Bu yapı kadını iş hayatından uzaklaştırıyor, iyi bir gelir düzeyine erişmesini engelliyor. İşin kötüsü, bu rolü pekiştiren, kadının çalışma hayatına katılmasını zorlaştıran bir sosyal yardım sistemimiz var. Bu sistem açıklarla, boşluklarla dolu. Bu boşluklara her yıl birçok kadın düşüyor ve seslerini kimse duymuyor.
Örneğin 45–55 yaş arasındaki eşinden ayrılmış kadınlara herhangi bir sosyal yardım yapılmadığını biliyor musunuz? Çünkü çocuğu on sekizini doldurunca, askerliğinini ya da ya da üniversiteyi bitirince, kadına sosyal yardım birdenbire kesiliyor. Yeniden maaş bağlanması için 55 yaşını beklemesi gerekiyor. Arada yaklaşık on yıllık bir süre var. On yıl boyunca karnını doyurabilecek kadar bile bir destek yok.
Sosyal hizmet uzmanları bu durumda çok sayıda kadının olduğunu söylüyor. Hayatının en verimli yıllarını çocuklarına vermiş, hiçbir iş deneyimi olmayan ve hiçbir mesleki eğitim almamış kadınlar kendilerini 45 yaşında iş ararken buluyor. Bu ekonomide birçoğu iş bulamıyor. Bu da kadını büyük bir çıkmaza sokuyor, varsa ailesinin yanına dönüyor, ki bu da aslında iki ailenin bir arada yaşaması demek.
Sorun kadınlarda değil sistemde.
Bu kadınların hikâyesi bir istisna değil.. Aynı mekanizma, farklı şiddette, hemen her kadının hayatına dokunuyor. Babası felç geçirdiği için işinden ayrılan kadın. Çocuğunu bırakacak güvenilir bir kreş bulamadığı için yarı zamanlı çalışmaya razı olan kadın. Engelli çocuğuna bakmak için iş hayatına hiç adım atamayan kadın. Bitmeyen örneklerle dolu. Her biri hem daha yüksek gelirden, daha yüksek yaşam standardından, hem de daha iyi bir sosyal yaşamdan mahrum kalıyor. Bugünkü yapı, bakımı toplumsal bir sorumluluk olarak değil, ailelerin kendi başlarına çözmesi gereken “bireysel bir sorun” olarak görüyor. Bu da kadını çalışma hayatından ve ekonomiden koparıyor. Sonra bir gün bakılacak kimse kalmadığında da kadını yalnız bırakıyor. Kadını bakıcıya dönüştürüp sonra kaderine terk eden bir sistem sosyal devlet değildir. Çözüm, bu yükü devletin ve toplumun paylaşması ve kadının çalışma hayatından koparılmamasıdır. Bunun için yapılması gerekenler bellidir.
- Çocuk bakımı: Kreş bir lüks değil, ihtiyaçtır
Özel sektörde çalışan kadınlar da dahil, hiçbir kadın çocuğu yüzünden işini bırakmak zorunda kalmamalıdır. Bugün kreşler özel sektör çalışanlarına destek verecek noktada değil. Kreşler yeterince yaygın değil ve bulmak zor. Olanların saatleri özel sektörde çalışan annelere uygun değil. Ülkemizi yaygın, denetlenen ve standardı belli olan bir kreş ağına kavuşturmalıyız. Belediyeler kendi bölgelerinde kreş açmaya teşvik edilmeli, dört yaşındaki her çocuğun okul öncesi eğitime erişmesi hedeflenmelidir.
- Yaşlı bakımı: Anne ile iş arasında seçim yapılmamalı
Nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Buna karşılık, bakıma muhtaç bir yaşlının ailesinin seçenekleri ya pahalı bir özel bakım evi bulmak ya evde yabancı bir bakıcı çalıştırmak, ya da ailden bir kadının işini bırakarak bu sorumluluğu üstlenmesi. Üçüncü yol en sık seçilen yol. Her ilçede, eski huzurevi anlayışının ötesinde, sürekli sağlık personeli bulunan bir yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi olmalıdır. Yaşlıların alıştıkları evlerinde kalabilmeleri için belediyelerle birlikte evde bakım hizmeti kurulmalı; pansuman, enjeksiyon gibi hizmetler eve gelmeli, yalnız yaşayan yaşlılara acil durum için basit çağrı cihazları sağlanmalıdır. Hiçbir kadın annesine bakmak ile işini korumak arasında seçim yapmaya zorlanmamalıdır.
- Hasta ve engelli bakımı: En ağır yük, en az konuşulan
Yatağa bağımlı bir hasta, evde bir kadının 24 saatini alır. Bu hastalar için gezici sağlık ekipleri kurulmalı, yara bakımı ve rutin tedaviler hastaneye taşınarak değil, evde verilmelidir. Engelli çocuğu olan anneler ise bu tablonun en görünmez kesimidir. Çoğu çocuğunun yanından ayrılmadığı için iş hayatına hiç girmemiştir. Özel gereksinimli her çocuğun örgün eğitim sisteminde, akranlarıyla birlikte okuması sağlanmalı, okul sonrasında da mesleki eğitime ve çalışma hayatına geçişi desteklenmelidir. Çocuk güvenli bir yerde ve gelişiyorsa, anne de nefes alır, çalışabilir, kendi hayatına dönebilir. Aileye psikolojik destek de verilmelidir.
- Kadının ekonomiye dönüşü ve mesleki eğitim
Bakım yükü paylaşıldığında kadının önü açılır. Ama yıllarca ev dışında çalışmamış bir kadının yeniden başlaması için de desteğe ihtiyacı vardır. Kadınlara yönelik sürekli mesleki eğitim bunun temelidir. Bu eğitim, işverenlerle ve sektörlerle birlikte, gerçekten iş bulunabilecek alanlarda verilmelidir. İş hayatına dönen kadınları kayıtlı ve güvenceli biçimde istihdam eden işverenlere somut destek sağlanmalıdır.
- Güvence
Bütün bunların bir de görünmeyen boyutu var. Kayıt dışında kalan kadının kendi adına sağlık güvencesi yoktur, emeklilik hakkı birikmez. Herkesi kapsayan bir genel sağlık sigortası ve kayıtlı istihdam, kadının yalnızca bugününü değil, yaşlılığını da güvence altına alır. Modern bir toplum olarak sorunları ele alarak düzeltmek elimizdedir. Kadını hep evde kalmaya, tüm bakım yükünü üstlenmeye yönlendiren ve sonra da çalışmadığı için onları cezalandıran bir sistemle bir yere varamayız. Kadınlarımızın, ve genel olarak toplumumuzun tüm kesimlerinin, çalışabildiği, kendini geliştirebileceği, insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine ulaşabileceği bir sistem yaratmak siyasetin en önemli görevidir.
Hedefimiz yardım alan değil, çalışan, kazanan, mutlu kadınlar ve mutlu bir toplum olmalıdır.
