DOĞU AKDENİZ’DE YENİ DİPLOMASİ GERİLİMİ
Altı taraf BM’de Türkiye-Libya mutabakatına itiraz etti; Ankara anlaşmanın geçerliliğinin üçüncü ülkelerin açıklamalarıyla ortadan kaldırılamayacağını savundu
Yunanistan, Kıbrıs, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasının ardından BM’de ortak açıklama yaptı. Açıklamada mutabakatın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu ve üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağı savunuldu. Türkiye ise anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde iki ülkenin meşru haklarını gözettiğini belirterek bu değerlendirmelere karşı çıktı.
AÇIKLAMA BM GÜVENLİK KONSEYİ MEDYA NOKTASINDA YAPILDI
Ortak bildiri, 26 Ekim’de New York’taki Birleşmiş Milletler’de, Güvenlik Konseyi ortak medya açıklaması kapsamında sunuldu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, açıklamayı Yunanistan’ın yanı sıra Kıbrıs, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği adına okudu. BM açıklamanın yapıldığı platformdu; ortak bildirinin tarafları arasında BM yer almadı.
Bildirinin zamanlaması, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin 20 Ekim’de aldığı kararla bağlantılı. Meclis, 2019’da Türkiye ile Libya’nın o dönem Trablus’ta bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını oybirliğiyle onayladı. Aynı oturumda, 2020’de anlaşmayı reddeden ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararlarını da yürürlükten kaldırdı.
İMZACI TARAFLARIN İTİRAZLARI
Ortak açıklamada imzacı taraflar, mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ndeki kurallarla bağdaşmadığını ileri sürdü. Açıklamada, deniz yetki alanları belirlenirken adaların haklarının da dikkate alınması gerektiği vurgulandı; Libya parlamentosunun onayının anlaşmanın taraf olmayan ülkeler bakımından hukuki durumunu değiştirmeyeceği savunuldu. İmzacı taraflar, bu tür ikili düzenlemelerin uluslararası hukuku ve bölgesel istikrarı zedeleyebileceği görüşünü dile getirdi.
Atina, Ankara ile Trablus’un deniz yetki alanı belirlemek için gerekli coğrafi koşulları taşımadığını ve mutabakatın Yunan adalarının haklarını göz ardı ettiğini savunuyor. Kıbrıs yönetimi de anlaşmanın ada devletlerinin deniz yetkilerini ve egemenlik haklarını ihlal ettiği görüşünde. Mısır’ın itirazı ise Atina ile 2020’de imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması ve Doğu Akdeniz’deki kendi deniz sınırı iddialarıyla doğrudan bağlantılı.
TÜRKİYE VE LİBYA MUTABAKATI NASIL SAVUNUYOR?
Ankara, mutabakatın Türkiye ile Libya arasında imzalanmış yürürlükte bir anlaşma olduğunu ve iki kıyıdaş ülkenin karşılıklı hak ve çıkarlarını gözettiğini belirtiyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin onay kararını 20 Ekim’de memnuniyetle karşıladı; mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine dayandığını ve iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendireceğini açıkladı.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi de kararını ülkenin denizlerdeki hak ve ekonomik çıkarlarını koruma adımı olarak sundu. Libya’nın batısındaki Trablus yönetimi ise onayı Türkiye’yle ilişkiler bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi ve iş birliğinin uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde yürütüleceğini bildirdi. Bununla birlikte Libya’da doğu ve batı merkezli siyasi yapılar arasındaki ayrılık sürüyor; doğudaki meclisin kararı, ülkedeki siyasi bölünmenin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Türkiye’nin temel itirazı, anlaşmanın tarafı olmayan ülkelerin açıklamalarının iki ülke arasındaki mutabakatın hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramayacağı yönünde. Ankara, deniz yetki alanlarının belirlenmesinin ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, Atina ve imzacı diğer tarafların adaların deniz yetki alanlarındaki rolüne ilişkin yorumlarıyla doğrudan karşı karşıya geliyor.

FİDAN: “SİYASAL GÜRÜLTÜ” ELEŞTİRİSİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23 Ekim’de İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında Libya Temsilciler Meclisinin onayı ve Avrupa Birliği ile Yunanistan’dan gelen eleştiriler hakkında konuştu. Fidan, 2019’dan beri yürürlükte olduğunu belirttiği anlaşmanın yaklaşık yedi yıl sonra Libya meclisince de onaylanmasının siyasi tartışmanın merkezine taşınmasını Ankara’nın yadırgadığını söyledi. Yunanistan’ın AB nezdinde yürüttüğü girişimlere dikkat çeken Fidan, Mısır’ın kaygılarının ise Türkiye, Mısır ve Libya’nın da katılabileceği yapıcı görüşmelerle ele alınabileceğini ifade etti.
Dışişleri Bakanlığının 26 Ekim’de BM’de sunulan altı taraflı ortak bildirinin ardından yayımlanmış ayrı bir karşı açıklaması, 27 Ekim itibarıyla erişilebilen kaynaklarda yer almıyor. Ankara’nın mevcut resmî tutumu, Bakanlığın 20 Ekim tarihli açıklaması ile Fidan’ın 23 Ekim’de yaptığı değerlendirmelerde ortaya kondu: Türkiye mutabakatı geçerli kabul ediyor, üçüncü tarafların tek yanlı itirazlarının bu geçerliliği ortadan kaldıramayacağını savunuyor ve bölgesel sorunların diyalogla ele alınabileceğini belirtiyor.
DOĞU AKDENİZ’DE HUKUK VE EGEMENLİK TARTIŞMASI
Türkiye-Libya mutabakatı, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları, adaların deniz sınırlarına etkisi ve kıta sahanlığı ile münhasır ekonomik bölge haklarının nasıl belirleneceğine ilişkin daha geniş bir anlaşmazlığın parçası. Taraflar aynı uluslararası hukuk ilkelerine atıfta bulunsa da bu ilkelerin Türkiye-Libya kıyılarına, Yunan adalarına ve diğer kıyı devletlerinin haklarına nasıl uygulanacağı konusunda farklı yorumlar getiriyor.
BM’deki ortak açıklama bu görüş ayrılığını diplomatik zeminde yeniden görünür kıldı; Libya Temsilciler Meclisinin onayı ise Ankara’nın anlaşmaya ilişkin siyasi desteğini genişletti. Şimdilik açıklamalar karşılıklı hukuki iddiaları ortaya koyuyor; taraflar arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığını çözen yeni bir uzlaşma ya da ortak mekanizma duyurulmuş değil.



