İran ile Amerika ve İsrail arasında gerilim tırmanırken dünyaya bakıyorum…
İspanya’nın sosyal demokrat başbakanı Pedro Sánchez çıkıp İsrail’e açık eleştiriler yöneltiyor, Filistin için ses yükseltiyor.
Ama kendilerine “ümmetin lideri” diyenler?
Onlar sessiz.
Petrol zengini ülkeler sessiz.
Milyarlarca dolarlık ordulara sahip devletler sessiz.
Her konuşmalarında İslam’dan, ümmetten, kardeşlikten bahseden yöneticiler sessiz.
Çünkü gerçek şu:
Onların derdi ümmet değil. Onların derdi koltuk.
Onların derdi adalet değil. Onların derdi güç.
Onların derdi inanç değil. Onların derdi para ve iktidar.
Dillerinde Allah var ama kararlarında yok.
Dillerinde kardeşlik var ama politikalarında yok.
Dillerinde adalet var ama durdukları yerde yok.
Bugün ortaya çıkan tablo ibretliktir.
Avrupa’da bir sosyal demokrat lider, Müslüman coğrafyanın birçok yöneticisinden daha yüksek sesle adaletten bahsedebiliyor.
Bu, sadece siyasi bir çelişki değil… Bu, aynı zamanda büyük bir ahlaki çöküştür.
Ümmetten söz edenlerin çoğu, küresel güç dengeleri karşısında susmayı tercih ediyor.
Çünkü onlar için Washington’un onayı, İslam dünyasının onurundan daha değerli.
Onlar için sarayların güvenliği, Mazlumların hayatından daha önemli.
Ve tarih bunu yazacaktır:
Zulüm karşısında susanlar, en az zulmedenler kadar sorumludur.





